1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Huzura Yolculuk
Huzura Yolculuk

Huzura Yolculuk

aslında tüm bir yaşam olması istenen gibi değil, olmasını istediğimiz gibi olmalıdır. Bunun bedeli ağır olabilir; ama hiçbir bedel, başkasının yaşamını yaşamaktan daha ağır değildir... Dr. Yalçın Ergir Hangi tarih kitabına bakmak, hangi interne

A+A-

 

 

...

aslında tüm bir yaşam olması istenen gibi değil,

olmasını istediğimiz gibi olmalıdır.

 

Bunun bedeli ağır olabilir; ama hiçbir bedel, başkasının yaşamını yaşamaktan daha ağır değildir...

Dr. Yalçın Ergir

 

Hangi tarih kitabına bakmak,

hangi internet sitesine girmek gerekir,

insanoğlunun binlerce yıldır süren huzur arayışlarının başlangıç noktasına ulaşmak için?

Var mıdır mutluluğa giden yolun tarifi?

Kaç trafik lâmbası geçmek, hangi yoldan sağa dönmek gerekir?

En meşhur kişisel gelişim kitaplarında, ulaşabildi mi insanlar bu insanlık tarihi kadar eski arayışa?

Kimileri Himalaya’ların en uçlarında, kimileri ise Amazon ormanlarının derinlerinde aradı huzuru

ve bazıları da çok yakınımızda…

 

Hiç kuşkusuz garip bir çiftti onlar.

İlk tanıdığım andan itibaren, hani vardır ya farklı bir elektrik alırsınız bazı insanlardan. Hiç fark etmez ne olduğu, kim olduğu, onu seversiniz. Öyle bir duyguydu bendeki onlara karşı.

Bir Alman kadınla, saf bir Karadenizlinin basit yaşamıydı aslında.

Girne’nin Beşparmak Dağları’nın altındaki, o meşhur köyü seçmişlerdi hayatı birlikte paylaşmak için…

 

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşamın her alanda bizi bunalttığı bu günlerde bir kaçıştı akşam yemeği davetlerini kabul etmek.

Beşparmak dağlarının tam da eteğindeki, köyünse en ucundaki eve ulaştığımızda, güneş kızılın en güzel renkleriyle Akdeniz’de kayboluyordu.

 

Çok mütevazı idi evleri, bir o kadar da sıcacık.

Dağın içine kazınmış iki katlı evi, Alman kadın sanki büyük bir şatoyu gezdirir gibi gezdirdi bize, hiçbir detayı atlamadan.

Evde, her katta sadece bir oda vardı.

Alt katta mutfakla, oturma odası tek oda, üstte ise yatak odası. Aslında gece yatak, gündüz ise çalışma odası.

Katlar arasında bulunan daracık dönen taş merdivenin bir yerinde ise, alaturka tuvalet ve kurnalı hamam.

Teknolojinin sunduğu hiç bir şey yoktu o evde, bir bilgisayardan başka

ve bütün dağ onların bahçesiydi aslında.

Evin terası, ya da teras haline sokulan dağın yamacı, en güzel Girne ve Akdeniz manzaralarına taht kurmuş gibiydi.

 

Bir şölen hazırlamışlardı bizim için yıldızların altındaki,

o muhteşem Girne manzarasında.

Sadece kendi üretimleri mumlar aydınlatıyordu terası,

garip bir hoş koku yayarak.

Hiç bilmiyordum boşaltılmış arı peteklerinden mum yapıldığını,

en zengin sofraların sadece emek verilmiş,

yandaki bahçeden oluşabileceğini…

 

Her şey doğanın sunduğu bir lütuftu o gece,

fırından yeni çıkmış mis kokulu çörek,

dağın doğal kliması,

denizin ay ışığıyla muhteşem dansı

mum kokularıyla karışan yasemin, ful ve fesleğen kokusu…

 

Bambaşka bir huzur, bambaşka bir mutluluk vardı o mekânda,

“aşk budur” işte diye düşündüm, dünyanın herhangi bir yerinde, o özel insanla seçilmiş beraberlik, basit ama çok basit yaşamdan alınan muhteşem tatlar, hani o hep unutulan minicik keyifler…

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 895 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler