1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Hüzünlü Portreler
Hüzünlü Portreler

Hüzünlü Portreler

FATMA VURANA: Aylardan haziran… Pek çok okulda kepler giyilir, 2 saatin sonunda havaya fırlatılır ve ardından da bu mutlu anlar havai fişeklerin patlatılmasıyla son bulur

A+A-

Hüzünlü Portreler

Fatma Vurana

         fvurana@hotmail.com

 

 

Mezuniyetler; kimi zaman sevindiren kimi zaman hüzünlendiren, bizleri kumlardan alıp denizlere bırakan oradan da okyanuslara ulaştıran, yunuslarla dans ettiren, fırtınalı havalarda hırçınlaştırıp ıssızlıklarda dans ettiren mezuniyetler…

Aylardan haziran… Pek çok okulda kepler giyilir, 2 saatin sonunda havaya fırlatılır ve ardından da bu mutlu anlar havai fişeklerin patlatılmasıyla son bulur. Bu gecelerde (her özel günde olduğu gibi) politikacılarımızın albenili sözlerle, ifadesiz gülücüklerle öğrencilere “Ülkenize geri dönün” mesajları vermeleri çok acıdır. Mikrofonlardan; ışıklar altında havaya savrulan ve havada kalan, ağızlardan dökülürken bizleri aydınlatmayıp aksine karartan bu sözlerin EDERİ nedir? Sözlerin ederi; UYGULANABİLİRLİĞİNDEDİR. Işıltılı sözleri sarf edenlerin de; bu gençlerin ülkelerine dönmeleri için ne kadar imkân sağladıkları ortadadır…

 

Tören Sonrası

Misafirler gitmiş, dışarıdaki kargaşa bitmiş, ev sahipleri gecenin ıssızlığında kendileriyle baş başa kalmış ve sorgulamalar başlamıştır. Duygular, düşünceler, korkular, hüzünler, birbirini kovalarken yüreklerden geçenler BAMBAŞKADIR.

 

Mezuniyetin Bir ANNE Yüreğindeki Karşılığı

Çocuğunun doğumuyla başlayan sevinç ve onun geleceğine dair kaygı, anne için doruk noktadadır bu aşamada… Çocuğunu yurt dışına gönderen anne; onun dön(e)meyeceği, gittiği yerde kalacağı korkusuyla nefes alamazken bir yandan da onunla (başarısıyla) gurur duyar. Bu ikilem arasında; güneş, bulutların arasından yüzünü bir gösterir bir kaybolur. Anne, ne yapacağını ne söyleyeceğini bilemez. Sessizce ağlar, ağlar… Ağlaması sessizdir. Eşi, hele çocuğu bu sessiz çığlıkları duymamalıdır. “Yoksa komşunun çocuğu gibi okumasa da yanında mı kalsaydı?” diye aklından geçen düşünceyle baş başa bulur kendini, kendine kızar. Birçok Kıbrıslı anne gibi kendisi için de önemlidir çocuğunun okuması. Ümit asla kaybedilmemelidir! Hem daha önünde yıllar vardır, çocuğu okulunu bitirene kadar adada barış olacaktır ve dönecektir ülkesinin çocukları o çok sevdikleri adalarına… Gelip de ülkeleri için çalışacaklardır…

Zaman geçer, barış hep başka bir bahara kalır ve her yılbaşında tekrarlanan bir dileğe dönüşür… 37 yıldır böyle sessiz sessiz bekler ve ağlar analar bu topraklarda...

 

Mezuniyetin Bir BABA Yüreğindeki Karşılığı

Gururlu olan baba, maalesef, sessizce bile ağlayamaz... Atalarından öğrendiği kurallar onu belli kalıplar içinde olmaya/davranmaya iter ne yazık ki… Günün sonunda, kendi çocukları için güçlü olmaya çalışır/çabalar... Çocuklarının geleceğini bu topraklarda yeşertmek için ne yapmalı? Nasıl yapmalı? GEÇİCİ çözümler bulmaya çalışır. “Gittiği yerde kalsın, onun mutluluğu bizim mutluluğumuz” düşüncesiyle içi kanar (ya da içi ağlar) bazen... “Belirsizlikleri yaşadık yıllarca, hep başkaları belirledi kaderimizi.”  düşüncesi adeta yükseklerden bir yerden kafasına vuran gong gibi onu sallar...

 

Mezuniyetin Bir NİNE/DEDE Yüreğindeki Karşılığı

Bu portrelerde en acı kareye nineyi/dedeyi yerleştiririm ben. Onlar bu topraklarda savaşı yaşamış ve milliyetçilik ateşi ile kavrulmuşlardır. Hayatlarını adadıkları bu memleketin hâlleri en çok da onlara dokunmaktadır, acı vermektedir; ama ifade edememektedirler. Ne diyebilir ki bir nine/dede torununa? Hayallerinin, beklentilerinin gerçeklerle uyuşmadığını mı? Cevaplarını bildikleri soruların aslında şimdi hiçbir şeye karşılık gelmediğini mi?… “Git” diyemeyen, “Dön” diyemeyen, kahrolan, FEDAKAR NİNELER/DEDELER… Savaştan kurtulmayı başaran ama gerisini değiştiremeyen, çaresizliğin kıskacındaki nineler/dedeler…

 

Mezuniyetin Bir MEZUNUN Yüreğindeki Karşılığı

En renkli, heyecanlı, kelebek gibi uçuşan gençtir bu hüzünlü tabloda. Fazla düşkündür Kıbrıs insanı ya evladına… Genç; denizin enginliğine, okyanusun özgürlüğünü ekler de mavi bir sayfa açar yaşamında. Yeni yerler görecek yeni yaşamlara açılacaktır. Rüzgar estiğinde sallanmamalıdır, sağlam basmalıdır. Hafif bir ürperti vardır içinde ama o da çok normaldir, başaracaktır.

Bundan yıllar yıllar önce hafızama kazınan komşum… Oğlu Amerika’da denizaltı profesörü olan komşum… 5- 10 yılda bir oğlunu gören ve yaşama veda ederken oğlunu sayıklayan komşum… Ve komşum gibi olan yüzlerce anneye adanmış bir yazı…

Bu yazılanlar buzdağının altında olanlardır. İtiraf edilemeyenler, söylenemeyenlerdir. Gururla hüznü barındıran portrelerdir. Bu portreleri pembeye boyayıp neşelendirmek, siyahlıkları kaldırıp hüzünleri silmek de ülkemizi yönetenlere düşmektedir: Gençlerimizi ülkemize getirt(ebil)iniz; dönmelerini sağlayacak koşulları yaratınız!

 

 

 

                                                                                             

Bu haber toplam 1045 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler