1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. HÜR HAYSİYET, VİCDANIN KOLLARI ve CTP
HÜR HAYSİYET, VİCDANIN KOLLARI ve CTP

HÜR HAYSİYET, VİCDANIN KOLLARI ve CTP

AİDİYET İnsanoğlu, hayat boyu âdeta hep talebelik eder. Hep bir yerlere âit olmak ister... Önce, her çocuk gibi âilesine... Sonra, onu çevreleyen, bir yaşam biçimi ve bir anlam sağlayan düşünce ve duygu iklimine... Ben her zaman nereye âit olduğumu bildi

A+A-

                         

AİDİYET
İnsanoğlu, hayat boyu âdeta hep talebelik eder.
Hep bir yerlere âit olmak ister...
Önce, her çocuk gibi âilesine...
Sonra, onu çevreleyen, bir yaşam biçimi ve bir anlam sağlayan düşünce ve duygu iklimine...

Ben her zaman nereye âit olduğumu bildim.
CTP'nin bendesiyim, ben.
Kendi cıvıltımla, coşkumla, yaşama sevincimle hep burada olmak istiyorum.


UMUT
CTP'li olmanın çok temel bir duygusu daha var :
Tüm kesimler çaresizleşip o ölçüde edilgenleşirken, bir anda düşünen, hisseden, hayâl edip nihayetinde dönüştüren içsel bir duygu;
UMUT.
CTP umuttur...

Geldiğimiz noktada, bir kez daha, içsel bir itkiyle, bizlere sahte bir biyo-etik , sahte bir maneviyat şırıngalayıp, hayatımızın en dokunulmaz alanlarına el atanlara, kimliğimizin mülkiyetini ele geçirmek isteyenlere karşı, umudumuzu koruyup, bir anda düşünsel bir şenliğe dönüştürüyoruz...

Bu umut, bizleri yeni bir fikir iklimi ile bütünleştirecek ve düşünsel kılavuzlara yol üretecektir.


İDDİASIZ KALAMAYIZ
Modernleşme, büyük bir iddia ortaya koymuştur:
"Değerlerin temeli; geleneksel zamanlarda iddia edildiği gibi vahiy değil, akıldır".

Dünya ve ahiret hayatı bu bakış açısıyla Batı'da yeniden inşa edilirken;
"teolojinin hizmetçisi " dindar bir gençlik isteyen odakların ;
UBP'nin müthiş bir yaranma, müthiş bir yanaşma kültürüyle birlikte, Kıbrıs'ta iman eksenli bir değişim ve dönüşüm başlatıyor...

Bu bir Orta Çağ manipülâsyonudur.
"Akılsız Varolma" peşinde koşmaktır .
CTP, bu durum karşısında iddiasız kalamaz. Bu kültürel akışın etkisinde pasifçe sürüklenemez.
Yaşamla başa çıkma gücünün asıl temsilcisini, üretimi ortaya koymalı ve akıllı bir şekilde meydan okumalıdır.


RAKİP DEĞER KAVRAMI
Sayın Akça, kendi ekibiyle, sanki tüm toplumlar özdeşmiş gibi, kendi toplumuna ait değer, bilgi, bulgu ve gözlemlerle sentez dahi yapma ihtiyacı hissetmeden, bizim sorunlarımızı çözecek "paketler" üretiyor.

Fakat; bilmeliyiz ki, alternatifin olmadığı yerde, hiçbir rakip "değer" söz konusu olamaz.

Hakim paradigmaya eleştirel bir gözle bakarken, duygusal tercihlerimizden çok; alternatifler ortaya koyup "değer" kavramını mümkün kılmak gerekir.

Değişimci ve dinamik bir anlayışla, muhalefette olmanın avantajını değerlendirerek, yapıcı bir muhalefet ilişkisi ve toplumsal diyalog ortamı içinde, vakti çoktan gelmiş konulara, ciddiyetle eğilmek, AB vizyonu ve Kıbrıs'ta tarafların kabul edebileceği, sürdürülebilir yapıda, iki toplumlu , iki bölgeli, siyasi eşitlik temelindeki federal çözüm perspektifiyle devletin ve toplumun kalkınma probleminin çözümünde, bulunduğumuz koşullarda yaratıcı bir vizyon sahibi , ekonomik, sosyal ve kültürel alanlara bütüncül bir yaklaşım kararlılığında olmalıyız.

ALTERNATİFLER ORTAYA KOYMALIYIZ
Vizyonumuz: l
*Toplumsal diyalog ve katılımcılığı güçlendirecek;
toplumsal katkı ve sahiplenmeyi sağlayacak;
insan odaklı bir gelişme ve yönetim anlayışı kurmak olmalı.

*Rekabetçi bir piyasa,
etkin bir kamu yönetimi
ve demokratik bir sivil toplum katkısı ile
gelişme süreci desteklenmeli.

*Kamusal hizmet sunumunda;
şeffaflık,
 hesap verebilirlik,
katılımcılık,
verimlilik
ve vatandaşın memnuniyetini dikkate almamız gerekir.

Devlet kurum ve kuruluşlarının var olan üretim faaliyetlerinde,
kaynak kısıtını göz önünde bulunduracak,
önceliklendirme, düzenleme ve denetleme çalışmaları yapmalıyız.

*Toplumsal yapımızı ve bütünlüğümüzü,
 ortak miras ve paylaşılan değerler çerçevesinde güçlendirecek politikalar ortaya konmalı.

*Doğal ve kültürel varlıklar ile çevre,
 gelecek nesilleri de dikkate alan bir anlayış içinde korunmalı.



ARTIK YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LÂZIM
Toplumun güvenini kazanmak ve muhafaza etmek için,
alternatif kavramını mümkün kılacak ;
#  Kalkınma Programı,
#  Mali Anayasa, ve
#  Anayasa çalışmalarını, çoktan tamamlamış, güncellemiş ve ortaya koymuş olmalıydık.

Sorun şu ki;

Biz bu alternatifleri, ne yazık ki, CTP'ye yaraşır, toplumsal ve sosyal ihtiyaçlar doğrultusunda etkin ve görünür bir şekilde üretemedik!

Eğer bunu yapabilmek için, hücre yenilememiz gerekiyorsa , yenilemeliyiz.
Hiç kimse, CTP içsel bir çelişkiyle kendini parçalayacak diye şüphe etmesin...

"Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası" diyen Yunus da;
"dün geçti, bugün yeni şeyler söylemek lazım"diyen Mevlâna da;
kadim değişim olgusuna ve yenilenmenin yinelenmesine işaret ediyorlardı.



YENİ BİRTOPLUM
 "Teknoloji " çağı içindeyiz...

Günümüzde biyoteknoloji ve Gen mühendisliği insan sınırını dahi belirsiz hale getirmiştir.
Telekom, bilgisayar, biyoteknoloji, yapay zekâ, TV, ve benzeri teknoloji ürünleri ve iletişim araçlarındaki devrim niteliğinde gerçekleşen gelişmeler,dini,felsefeyi,iktisadı,kültürü etkiliyor.

Çağ gereği, iktisadi plânlama, milli savunma ve güvenlik, bilimsel araştırma ve geliştirme, tümü ile "teknokrat"ların eline geçmiştir. Bunlar teknik entellektüellerdir ve sayıları da sanayi toplumlarında gözlediğimiz işçilerin sayılarını yüksek oranda geçmiştir. Günümüzde büyüyen ve ilerleyen teknolojiyi yönlendirenler bu teknik entellektüellerdir.

Karl Marx'ın 19. yüz yılda, "Kapitalizmin Yedek Ordusu" diye adlandırdığı Proletarya, günümüzde bir güç kaynağı olmaktan çıkmış, yerini "teknokrat" denilen yeni bir sınıfa terk etmiştir. Böylece, sosyologlar tarafından "PostMarxizm" denilen yeni bir dönem başlamıştır ve Marx'ın belirlediği Sosyalizm doğrultusunda değil de, "Bürokratik Toplum" doğrultusunda ilerlemektedir. Artık, sosyalist ve komünist ülkeler bile, piyasa ekonomisine, özel mülkiyete, banka ve faiz sistemlerine, hatta yabancı sermayeye yönelmiş bulunmaktadırlar.

Bir ülkenin gelişmişlik  düzeyi, ekonomik birimler esas olmak
üzere, enformasyon teknolojisini oluşturan mikroelektronik, telekomünikasyon ve bilgisayar teknolojisinin imkânları ile elde edilen,işlenen, iletilen, saklanan bilgi miktarı ile ölçülmeye başlanmıştır.

Ülkemizde ise karmakarışık bir süreçten geçiliyor...
Düştük peşine, biat ettik sözüne misali ...
Biz son zamanlarda farklı alışveriş deneyimlerinin peşine düştük...

Bizim için artık önemli olan, "kedinin" adının Ali ya da Osman olması değil; fare tutması olmalıdır...


VİCDAN, İNSANI İNSAN YAPAR
Yeri Gelmişken;

Buradan, AKP ve onun emir yumurcaklığına soyunanlara da seslenmek istiyorum:
Ey AKP ve AKP'nin emir yumurcakları!
CTP, sizlerin zihnindeki "pazar" adlı kitapla üretilmedi!
Kıbrıslı Türklerin umutlarını dölleyerek bu dünyaya geldi...
Bizim DNA'mızda hür haysiyet var...
Vicdanın kodları var...
Sizin yalandan metodlarınız, insanı makam sahibi yapar da;
CTP vicdanı daha önemli bir işe yarar;
İnsanı insan yapar.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 660 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler