1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'HÜMANİST VE İDEALİST BİR YAŞAM TARZI ŞART!'
HÜMANİST VE İDEALİST BİR YAŞAM TARZI ŞART!

'HÜMANİST VE İDEALİST BİR YAŞAM TARZI ŞART!'

Aidiyet duygusunun önemine dikkat çeken bir sanatçı, Hare Ergen…

A+A-

 

 

 

 

Didem MENTEŞ

 

Çok yönlü bir kişiliğe sahip olan ve aidiyet duygusunu keşfetmiş bir sanatçıdır Hare Ergen… Genç yaşında birçok başarıya imza atmış, hümanist ve idealist bir insandır. Özellikle yazdığı kitaplar ve çizdiği resimlerle dünya görüşünü ortaya koymuş, düzenlediği sergilerle bunu insanlara aktarmayı başarmış bir yetenektir. Sadece sanat yönüyle değil turizm ve işletmecilikte gösterdiği başarıyı hayata kazandırmıştır. Sosyal projelerde yer alarak insanlara, özellikle kadın ve çocuklara yardım etmeyi kendine amaç edinen sanatçı, şimdiye kadar 7 kitap, 5 kişisel sergi ve 6 karma sergisi ile bu yönünü ortaya koydu. Hare Ergen, son olarak 30 akrilik soyut eserden oluşan kişisel sergisini geçtiğimiz günlerde İsmet Vehit Güney Sergi Salonu’nda açtı. Ressam Ergen, bu sergiden toplanacak katkının Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Kadın Doğum ve Yeni Doğan servisleri yararına kullanacak.

 

KİMLİK VE AİDİYET ÖNEMİ…

Ressam ve yazar olan Hare Ergen, küçük yaşta böcek ve pul koleksiyonu yaparak sosyal yönünü ortaya koyar. İlkokuldan sonra İngiliz Koleji, oradan da Londra’da yüksek öğrenimini tamamlar. Londra’dan sonra kısa da olsa Kıbrıs’ta yaşar ve ardından İstanbul’a taşınır. Yusuf Taktak, Mustafa Horasan, Orhan Taylan, Ekrem Kahraman ile atölye ortamında çalışmaya başlar. Ardından Asmalımescit ve Kumbaracı Yokuşu’nda kendi atölyesini açar. Bu arada Orhan Taylan ve Ekrem Kahraman, sanatçının hayatında dönüm noktalarını oluşturur. Orhan Taylan ile ‘Rönesans’ tekniğini tanımış, Ekrem Kahramanla da kimlik olgusunu ve aidiyet duygusunu keşfeder. Yaşamda kendine ait bir pencerenin de var olabileceği bilinciyle sanatçı bir dönem, sadece portre çalışmalarını sürdürür.

Hare Ergen, yurtiçi ve yurt dışında karma ve kişisel sergiler açarken, çeşitli zamanlarda Avrupa ve Amerika’da sanat ve resim ile ilgili workshop etkinliklerine katılmış olup, karışık teknikler üzerine çalışmalar yapar. Hümanist ve idealist bir yaşam tarzı sürdüren sanatçı, Umut Çocukları Vakfı adına gönüllü olarak Metris Cezaevi’ndeki mahkumlara resim dersi de vermişti.

 

ESERLERİ…

Hayatını sanat ile dolduran Hare Ergen, ‘St. Mary’s İnstitute of Arts’ isimli ilk kişisel sergisini Londra’da 1985 yılında açar. Ardından; “1996’da  Galeri Matyatlı (İstanbul), 2000’de Yunus Emre Kültür Merkezi (İstanbul), 2003’de Galeri Artist Horhor (İstanbul), 2009’da Saçaklı Ev (Kıbrıs)”da sergilerini açar.

Başarılı ressam birçok karma sergilere de katılır. Bunlar; “1986’da Atatürk Kültür Merkezi (Kıbrıs), 1989’da Galeri Profil (Kıbrıs), 1995’de Saray Hotel (Kıbrıs), 1996’da Yıldız Teknik Üniversitesi (İstanbul), 2007’de Asmalımescit Balıkçısı (İstanbul), 2009’da 19. İstanbul Sanat Fuarı (İstanbul) olur.

Hare Ergen, şu anda YENİDÜZEN yayını olan ADRES Kıbrıs’ın da yazarlarındandır. Ve yazar yönüyle de birçok eserler kazandırmıştır; “Sevgili Kokusu, 500 Fırça Darbesiyle Kendi Resmini Yap, Bir Rüzgar Masalı, Bana Bir Zeytin Dalı Uzat, Lefkoşa, Temmuz ve Kıbrıslıların Gözüyle Türkler…”

 

SOYUT RESİMLER…

Hare Ergen, son olarak geçtiğimiz gün 30 akrilik soyut eserden oluşan sergisini, İsmet Vehit Güney Sergi Salonu’nda sunar.

Lefkoşa Sarayönü Inner Wheel Kulübü’nün Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Kadın Doğum ve Yeni Doğan servisleri yararına düzenlediği sergiden oldukça memnun olan Hare Ergen, insanlara da bu sergiyle önemli mesajlar verir.

“Üç aydan az bir sürede bu sergiye hazırlandım. Eserlerimde aşkı ve imgeleri önsöz olarak yansıttım. Çocuğun isyanını da dile getirdim. Miroy’dan esinlenerek resimlerimi çizidim. Çocuk aslında güzel ve her şeyden arınmış bir şeydir. Bizler aradan yıllar geçse de içten gelen bir duyguyla çocukluğumuza geri döneriz. Miroy’da öyleydi. İlk kez anne ve babamın yatak odasına kırayonlarla yaptığım resim aklıma geldi ve o gün annem ile babamın bana kızması bende sonradan bir şey uyandırdı. Bunu bir işaret olarak aldım ve soyut imgeler kullanmaya karar verdim. Bu sergimdeki bazı eserler kadın ve erkeği simgeler. İlk olarak iyice tuali besledim, gökkuşağı renkleriyle süsledim. Ardından 2- 3 gecede figürleri çizdim. Her şeyin bir önsözü vardır bende… Aşk ve imgelerle önsözümü anlattım. Kendim gibi sade ve net… Dünya o kadar karışık ki daha az ve öz konuşmamız gerektiğini düşünüyorum”

 

“BEN” MERKEZCİ DEĞİL “BİZ”…

İlk kez soyut eserlerden oluşan bir sergi açtığını anlatan Hare Ergen, “Ben yapı olarak bir şeye bağlı kalamayan bir insanım. Evrende olduğu gibi her şey geniş ve sonsuzdur. Bu nedenle bu kez de portre resim yerine soyut resimleri seçtim” dedi. Serginin oldukça ilgi gördüğünü ve beğenildiğini vurgulayan Hare Ergen, İstanbul ve Ankara’dan da güzel etkiler aldığını söyledi. Ankara’dan sergi daveti aldığını belirten ressam, her yıl değil 2- 3 yılda bir sergi yapmayı sevdiğini kaydetti. Eserlerinde daha çok kırmızı rengi yansıttığını belirten Hare Ergen, hem en sevdiği renk hem de uç duyguları anlattığı için tercih ettiğini vurguladı. Ve Hare Ergen bu son eserleriyle şu mesajı anlatır: “İnsanlar sosyal projelere daha çok destek vermelidir. ‘Ben merkezci’ olmayıp ‘biz’ demeli ve kadınlar ile çocuklar için daha çok çaba göstermeliyiz.”     

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 691 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler