1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. “Hükümetlerin, polis örgütü ve iç güvenlikle ilgili birimler üzerindeki idari yönlendirme ve denetimi sağlanmalı”
“Hükümetlerin, polis örgütü ve iç güvenlikle ilgili birimler üzerindeki idari yönlendirme ve denetimi sağlanmalı”

“Hükümetlerin, polis örgütü ve iç güvenlikle ilgili birimler üzerindeki idari yönlendirme ve denetimi sağlanmalı”

Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Vural Kıbrıs’ın kuzeyinde 22 Ocak’ta Afrika gazetesi ve Meclis genelinde yaşanan olayları YENİDÜZEN için yorumladı

A+A-

Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Vural Kıbrıs’ın kuzeyinde 22 Ocak’ta Afrika gazetesi ve Meclis genelinde yaşanan olayları YENİDÜZEN için yorumladı

Didem MENTEŞ

 

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı, akademisyen Prof. Dr. Yücel Vural, 22 Ocak’ta yaşanan olayları ve KKTC- TC ilişkilerinin bundan sonra nasıl seyir alması gerektiğini değerlendirdi:

“22 Ocak günü Meclis önünde, içinde ve Meclis’e 100 metre ötede bir gazetenin yönetim merkezi önünde yaşananlar Kıbrıs Türk toplumunun içinde yaşadığı zor siyasal koşulları anlatması bakımından önem taşımaktadır. Yaşananlar Kıbrıs Türk toplumunun seçilmiş en üst temsilcisi olan Cumhurbaşkanı’nın ve Meclis üyelerinin kurumsal ve kişisel güvenliklerinin tehlikede olduğu sonucunu doğurmaktadır. Ama sorunun asıl kaynağı bir grubun protestoda bulunmak üzere toplanması ve hatta şiddet uygulaması değil, güvenlik güçlerinin görev yapmasının belirli bir süre bilinçli olarak engellenmesidir. Göstericilerin güvenlik güçlerine direnmemesi de aslında esas sorunun yukarıda izah edildiği gibi olduğunu göstermektedir. Yani yaşadığımız sorun gösterinin denetlenememesi, polisin yetersiz kalması veya göstericilerin polise karşı şiddete başvurması değildir. Cumhurbaşkanı’nın güvenliğinin bile kolaylıkla tehlikeye atılabildiği bir yerde, anayasal olarak teminat altına alınmış basın özgürlüğünün korunabilmesi ve sıradan vatandaşların güvenlik içinde bir yaşama sahip olması mümkün değildir. Yaşananlar bu gerçekliği ifade etmektedir. İşin daha da vahim tarafı ne seçilmiş organların, siyasal partilerin ve basının ne de sıradan vatandaşlar olarak bizlerin olayların gerçek yüzünü anlamamızı, sorumlulardan yasal bir çerçeve içinde hesap sormamızın engellenmesidir. Bu konunun siyaset kurumu tarafından çözümlenmesi gerekmektedir. Bu çözümün ilk adımı seçilmiş hükümetlerin polis örgütü ve diğer iç güvenlikle ilgili birimler üzerindeki idari yönlendirme ve denetiminin sağlanmasıdır. Olaylar esnasında ve sonrasında başta Cumhurbaşkanı olmak üzere diğer devlet görevlilerinin üstlendikleri girişimlere ne tür yanıtlar verildiği ve güvenlik güçlerinin görevlerini yapmasına kimlerin, hangi şekilde ve hangi amaçla engel oldukları hala daha kamuoyunun bilgisi dışındadır. Bu konunun geçiştirilmesi veya yaşadığımız sorunun gerçek boyutlarını yansıtmaktan uzak bir “güvenlik zafiyeti” kavramıyla ifade edilmeye çalışılması sorunu çözümsüzlüğe terk etmek anlamına gelmektedir. Bundan sonraki süreçte KKTC- TC ilişkilerinin seyrini ele alacak olursak, en başta şunu ifade etmemiz gerekiyor: Yaşadığımız güvenlik sorununun şiddetini artıran en temel olgu KKTC’nin seçilmiş organlarının bir iç güvenlik politikası oluşturma yetkisinin bulunmamasıdır. Bunun herhangi geçerli bir gerekçesinin olduğu söylenemez. Dolayısıyla, geniş anlamda KKTC-TC ilişkileri içinde bu konunun önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. Ama KKTC-TC ilişkilerinin bundan ibaret olmadığı da bir gerçekliktir. Kendi kendini yöneteceği federal bir devletin parçası olmak üzere resmi görüşmeler sürdüren ve bütün dikkatini Kıbrıs sorununun çözümüne odaklayan Kıbrıs Türk toplumunun seçilmiş organ ve makamlarının bu federal ortaklığa hazır hale gelebilmesi için kendi iç güvenlik güçlerinin kontrolünü ele alması, iç güvenlik sorunlarının çözümü ve Kıbrıs’ta barışçıl bir ortamın kurulup devam ettirilmesi için bir adımın atılması gerekmektedir. KKTC ve TC’nin yeni dönemde bu konuyu masaya yatırmaları, tartışmaları ve çözümlemeleri en gerçekçi yaklaşımdır. Bunun yapılmadığı bir ortamda, kamuoyunun, Türkiye’nin Kıbrıs’a, Kıbrıs Türk toplumuna ve çözüm sonrası Federal Kıbrıs devletiyle ilişkilerine nasıl yaklaştığı bir muamma olmaktan öteye gidemeyecektir”

ozel-haber-gorsel-280.jpg

Bu haber toplam 1285 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler