1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'HÜKÜMETİN BURNU ÇOK FAZLA UZADI'
HÜKÜMETİN BURNU ÇOK FAZLA UZADI

'HÜKÜMETİN BURNU ÇOK FAZLA UZADI'

“CTP, gençleri gerçekten önemsiyor” · Soru: CTP-BG’de gençlerin yeri nedir? Daha tecrübeli siysasetçiler parti içinde gençlere ne kadar yer açıyor? · Solyalı: CTP-BG, Kıbrıs türk toplumu içersinde, gençlerin en fazla,

A+A-

 

 

 

Siyasi partilerin gençlik örgütleriyle bu haftadan itibaren röportajlar yaparak gündemi değerlendireceğiz. Röportajlar dizisine CTP-BG Gençlik Örgütü Başkanı Ürün Solyalı ile başlıyoruz.

 

 

 

CTP-BG Gençlik Örgütü Başkanı Ürün Solyalı, UBP hükümetini “pinokyo”ya benzeterek, gençlerin mevcut hükümete tahammülü kalmadığını söyledi

 

Hükümetin burnu çok fazla uzadı”

 

·        “Biz gerçekten gözümüzü kararttık. Bu yönetime tahammülümüz kalmadı çünkü bu hükümet pinokyo bir hükümettir. Her söylediğinin tersini yapıyor. Bu hükümetin burnu çok fazla uzamıştır”

 

·        “Gençler olarak toplumsal barışa ihtiyacımız olduğunu vurguluyoruz. Biz genç siyasetçiler bu toplumsal barışı, uzlaşıyı, mutabakatı, yeni siyasetleri, yeni bir dille oluşturmaya ve bunu eskiye alternatif yapmaya adayız”

 

·        “1 Temmuz’un geçmişteki sebeplerini hatırlamak gerekir. Bu noktaya nasıl gelindi? 1 Temmuz’da Güney Kıbrıs’ın başkanlığa gelebilmesine kim sebep oldu? bunları hatırlayarak önümüze bakmamız lazım”

 

   CTP-BG Gençlik Örgütü Başkanı Ürün Solyalı, UBP hükümetini “pinokyo”ya benzeterek, mevcut hükümete gençlerin tahammülü kalmadığını söyledi.

   Solyalı, “KKTC hükümetinin iradesiz tutumu, Kıbrıs Türk toplumunun özne olma halini ortaya yansıtamayışı gençleri kırıyor ve sesimizi yükseltme anlamında bizi perçinliyor. Biz gerçekten gözümüzü kararttık. Bu yönetime tahammülümüz kalmadı çünkü bu hükümet pinokyo bir hükümettir. Her söylediğinin tersini yapıyor. Bu hükümetin burnu çok fazla uzamıştır” diye konuştu.

   Toplumsal barışa olan ihtiyacın altını çizen Solyalı, “Biz genç siyasetçiler bu toplumsal barışı, uzlaşıyı, mutabakatı, yeni siyasetleri, yeni bir dille oluşturmaya ve bunu eskiye alternatif yapmaya adayız” dedi.

   Solyalı, “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin 6 aylık AB Dönem Başkanlığı süresince görüşmelerin kesilmesinin büyük bir kayıp olacağını kaydetti. “1 Temmuz’un geçmişteki sebeplerini hatırlamak gerekir. Bu noktaya nasıl gelindi? 1 Temmuz’da Güney Kıbrıs’ın başkanlığa gelebilmesine kim sebep oldu?” diyen Solyalı, Kıbrıslı Türkler’in ne Güney Kıbrıs’taki 2013 seçimlerini beklemeye, ne de Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun “çözüm yönünde keyfinin gelmesini”, müzakere etmesini beklemeye tahammülünün olduğunu söyledi.

 

ESKİYE ALTERNATİF...

 

·        Soru: CTP Gençlik Örgütü yeni siyaset arayışlarına nasıl bakıyor?

·        Solyalı: Bizler “siyaseti yeni bir dille yapacağız” dedik. Çünkü yeni bir dil oluşturamadığımız noktada bu toplum siyasetten uzaklaşacak ve uzaklaşıyor. Biz “yeni bir siyaset oluşacak, yeni bir dil oluşacak. Bu yeni dille alternatif olmak için siyasete başlıyoruz” dedik. Daha tecrübeli insanlar 74 öncesi ve sonrası üzerinden siyaset yaparken, bizler artık “dünyada ne var ve bizde ne var” karşılaştırmasıyla siyaseti yapabiliyoruz. Tabi ki geçmişin kültürünü, çok kültürlülüğümüzü, sosyal ve tarihi anlamdaki benzerliklerimizi ışık olarak alacağız ancak önümüze de bakarken dünyada uluslararası ilişkilerin, gençlerin dünyadaki gerek global sorunlarının gerekse yerel sorunlarının bizim de sorunlarımız olduğunun bilinciyle hareket edeceğiz. Örneğin işsizlik bugün sadece Kıbrıs Türk toplumunun sorunu değil, Euro bölgesinin ciddi bir sorunudur, biz de bundan etkileniyoruz. Türkiye’de işsizlik Türkiye’nin sorunu olamıyor çünkü o kadar bir içiçe geçmiş durumdayız ki bizim de sorunumuz haline geliyor. O yüzden bunları harmanlayıp önümüze koyarak, bütün ötekileştirmelere karşı bir gençlik siyaseti yapmalıyız. Toplum o kadar çok ötekileştirilmiştir ki, bundan aldığımız yara bizi toplumsal kesimlere bölüyor ve bu toplumsal kesimleri de düşmanlaştırıyor. Bu kesimler arasındaki çatışma bizi bugün tam içinde yaşadığımız toplum düzenine getiriyor. Gençler olarak toplumsal barışa ihtiyacımız olduğunu vurguluyoruz. Biz genç siyasetçiler bu toplumsal barışı, uzlaşıyı, mutabakatı, yeni siyasetleri, yeni bir dille oluşturmaya ve bunu eskiye alternatif yapmaya adayız.

 

En genelde, gençliği iflasa ve göçe sürükleyen, zayıflatan, kimliksizleştiren ve ötekileştiren, ezdiren tüm politikalara karşı ciddi, katılımcı, planlı ve adalete dayanan politikaları hayata geçirmek bizler için önemlidir. Herşeyi bilirim iddiasında asla olmadık. Bizler katılımcılığın ve profosyonelliğin önemini bilerek, en geniş temellerde gençlerin sorunlarına çözümler arıyoruz. Yöntemlerimizin bilimsel olması ve bizlere, ülkemize uygun olması çok önemli. Bu çalışmalarla, ülkemiz siyasetine gençler adına alternatif çıkışlar ve öneriler koymaya başladık. Bizim demokratik, dünya ile bizi karşılaştırıp bizi ileriye götürecek olan UBP’yi destekleyen gençlere de ihtiyacımız var. Çünkü UBP bu toplumda bir gerçektir. UBP’nin demokratik hale dönüşmesi bu toplumun faydasına olur. O yüzden biz o gençleri de önemsiyoruz ve siyasette yer almaya davet ediyoruz. Genel anlamda yeni siyasetin arayışları da bundan doğuyor.

 

Yeni siyaset arayışları yapılırken örgütlü hareket etmek ve ideoloji çok önemlidir. Düşünce üretebilmek, katkı koyabilmek, sisteme alternatif birşeyler ortaya koyabilmek için bir araya gelmek güzel birşeydir ancak bunun bir yere varması için örgütsel anlamda bir çatı altında şekillenmesi gerekir. Aksi halde sadece düşünce olarak kalır, hayata geçmez.

 

“HÜKÜMETE GÜVENMİYORUZ”

 

·        Soru: Ülkenin içinde bulunduğu kaostan gençler olarak nasıl etkileniyorsunuz, geleceğe dair düşünceniz nedir?

·        Solyalı: Kıbrıs’ın kuzeyinde gençlerin en büyük sorunu, bugünkü hükümetin de bizlere maalesef sunduğu karanlık ve sisli tablo içerisinde, geleceğini görememe, belirsizliktir. Bugünlerde duyduğum en tehlikeli ve beni korkutan, tedirgin eden cümle Başbakan İrsen Küçük’ün ağzından çıktı, “çalışanlar bizim güvencemiz altındadır” dedi. KTHY’yi yaşadık, güvence sıfır. LTB’yi görüyoruz, insanları bırakın kucaklamayı, dövdürtüyorlar. Güvence buysa biz güvence altında yaşamak istemeyiz. Bununla ilgili toplumsal muhalefet başlıyor, gerekli cevap verilecek. Geleceğini görememe hali, devletin kendi kurumları arasıdaki istikrarsızlık, işbirliğinden uzak tutum, hepsinin kendi cumhuriyetini oluşturma düzeni bizleri korkutuyor. Bizler hükümete güvenmiyoruz. Tüm sektörler ayağa kalktı. Bu çok önemli bir işaret. Bütün toplum bir yönetimden şikayetçiyse, “geleceğimizi göremiyoruz, yarınımızı planlıyoruz” durumunda bir haykırışı varsa ve yönetim de 3 maymunu oynuyorsa bu bizler için en büyük tehlikedir. Çünkü bugünkü yönetim eğer gözünü karartmışsa ve herşeye rağmen “biz AKP hükümetinin bizlere sunduğu paketi toplumumuza rağmen hayata geçireceğiz, kendi politikamız içerisinde toplumumuzu hiçselleştireceğiz” diyorsa bu öncelikle gençler için büyük bir tehlikedir. Artık göç tekrar gündem oldu. Diğer taraftan korku ve baskı nedeniyle bunu istediğimiz gibi siyasete yansıtamıyoruz. Gençler bize “sizinle görüşemiyoruz çünkü ertesi gün çalıştığımız yerde sıkıntı yaşıyoruz” diyorlar. KKTC hükümetinin iradesiz tutumu, Kıbrıs Türk toplumunun özne olma halini ortaya yansıtamayışı gençleri kırıyor ve sesimizi yükseltme anlamında bizi perçinliyor. Biz gerçekten gözümüzü kararttık. Bu yönetime tahammülümüz kalmadı çünkü bu hükümet pinokyo bir hükümettir. Her söylediğinin tersini yapıyor. Bu hükümetin burnu çok fazla uzamıştır. Bu hükümetin bir elinde de bıçak vardır. Bu ülkede gençlerin sorunları çok ciddidir, ben bunun siyasette daha sorumlu gençlerin, daha fazla fikir üretmesine yol açacağı düşüncesindeyim.

 


 

“CTP, gençleri gerçekten önemsiyor”

 

·        Soru: CTP-BG’de gençlerin yeri nedir? Daha tecrübeli siysasetçiler parti içinde gençlere ne kadar yer açıyor?

·        Solyalı: CTP-BG, Kıbrıs türk toplumu içersinde, gençlerin en fazla, hem sayı olarak hem irade ve idare olarak yer aldığı örgüttür. CTP-BG bugün tüzüğünü tartışıyor. Tüzükte gençlerin %20 oranında tüm organlarda yer alması için bir amil hüküm konulması konuşuluyor. Bu gençlere verilen değerin, önemin bir izahatıdır. Eğer siz bir yapının %20’sini gençlere vermeyi düşünüyorsanız, bize güveniyorsunuz demektir. Bugün CTP’nin MYK’sı 40 yaşın altındaki insanlarla domine edilmiş durumdadır. Gençlerin zihniyeti, yeni dili, alternatif bakışı oraya da yansıyor. Parti meclisinde 60 kişi içinde 16-17 gencimiz vardır ve bu hiçbir partide yoktur. CTP, gençleri gerçekten önemsiyor. Bizim CTP’den neredeyse tüm taleplerimiz gerçekleşiyor. Daha da fazlasını tabi ki talep edeceğiz. Bir talepkarız. Yeni siyasetin bizim elimizden yükselmesi anlamında bir talebimiz var.

 

UBP’deki gençlerle konuşuyorum, aralarında iyi arkadaşlarım var, UBP içinde hiçbir şekilde böyle birşey yok. Tamamen hegemonya düzeni, abiden gence söylenen bir emir komuta zinciri var. Bu bizi üzüyor çünkü UBP toplumun bir parçasıdır. O gençlerin siyasette daha fazla yer bulması bizler için çok önemlidir. UBP 70 yaş ve üzeri bir parti oldu ve yönetimin de ne kadar iyi olup olmadığını görüyoruz. Gelsinler, biz yaşadığımız tecrübeleri onlara da aktarmaya hazırız.

 

YENİ ANAYASA TARTIŞMALARI...

 

·        Soru: Yeni anayasa tartışmaları var. Bu konudaki yaklaşımınız nedir ve herhangi bir çalışmanız var mı?

·        Solyalı: Biz sivil ve daha demokratik bir anayasa istiyoruz. Sivil anayasa istiyoruz çünkü artık tahakküm altında olmaktan, belirli otoritelerin sivile değil askeri kanada bağlı olmasından yaşadığımız sıkıntıların farkındayız. Amacımızın AB standardlarında bir ülke olmak olduğundan bu artık bir ayıbımız olara gündemdedir. Bizler geçici 10. maddenin derhal değiştirilmesini istiyoruz. Sivil otoritenin anayasal anlamda güçlü kılınması ve idarede söz sahibi olması anayasada yapılması gereken öncelikli hedeflerimizden biridir. Diğer taraftan anayasamız Türkiye’deki 80 derbesinin ardından ve Türkiye anayasasının etkisinde yapılmıştı. Türkiye’de anayasa belki de 10’dan fazla değişikliğe uğramıştır. Ve bu yeterli olmamıştır. Biz hiç değişmedik ve bu bizim daha demokratik, eğitim düzeyi daha yüksek olan toplum yapımızın kara lekesi olarak ortada durmaktadır. Daha demokratik anayasanın, daha özgürlükçü bir anayasanın süratle gündeme getirilmesini talep ediyoruz. CTP-BG parti meclisinde karar alındı ve çalışma parti içinde başladı. Biz “bu anayasayı CTP-BG yapacak” demiyoruz. Bu anayasanın en geniş kesimin mutabakatı ile yapılmasını öngörüyoruz ve bunu topluma açacağız. Bunu önemsiyoruz. UBP’ye de derhal bunu gündeme getirmesi çağrısında bulunuyoruz. Kıbrıs Türk toplumunun hakettiği Avrupalı değerelere uygun bir anayasa için çalışmalar başlamalı.

  

“TAHAMMÜLÜMÜZ YOK”

 

·        Soru: Kıbrıs konusundaki görüşmeler de bloke oldu. Bu konuda beklentiniz nedir? “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin AB Dönem Başkanı olduğu süre nasıl değerlendirilmelidir?

·        Solyalı: Bizler Eroğlu Cumhurbaşkanlığı’na geldiğinde bu soruna ciddi şekilde eğilecek, çözüm bulacak, alternatif öneriler getirecek diye düşünmedik. Ancak BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a yazdığı ilk mektuptan ve topluma yaptığı ilk açıklamalardan sonra “olabilir mi” diye düşündük. Ayrıca Kıbrıs’ta çözüm Türkiye’nin “komşularımızla sıfır sorun politikası”nın bir parçası olabilir mi diye de düşündük. Buradaki iktidara ve Cumhurbaşkanı’na güvenmiyorduk. Daha sonra “Talat’ın buraktığı yerden devam edeceğim” diyen Eroğlu’nun görüşme sürecinde yaşanan herşeyi bir kenara itip, bunların aksine, BM parametrelerinin dışında, birçok şeyi de zorlaştırmak adına hareket ettiğini gördük. Güney Kıbrıs’ta bulunan liderliğin de çözüme yanaşmadığını da gördük ama bizim ne Güney Kıbrıs’taki 2013 seçimlerini beklemeye, ne de Sayın Eroğlu’nun çözüm yönünde keyfinin gelmesini, müzakere etmesini beklemeye tahammülümüz var. O yüzden görüşmelerin AB dönem başkanlığı süresince kesilmesini çok büyük bir kayıp olarak görüyoruz. Görüşme sürecinin dışına çıkılmasını Kıbrıs Türk gençliğine ve Kıbrıs Türk toplumuna yapılan en büyük ihanetlerden biri olarak tanımlıyoruz. Görüşmeler maalesef durdu. Sayın Özersay istifasını verdi ve bence biraz sürpriz olarak verdi. En azından 1 Temmuz’u bekler diye  düşünüyordum.

 

Bu arada 1 Temmuz’un geçmişteki sebeplerini hatırlamak gerekir. Bu noktaya nasıl gelindi? 1 Temmuz’da Güney Kıbrıs’ın başkanlığa gelebilmesine kim sebep oldu? bunları hatırlayarak önümüze bakmamız lazım. Türkiye’ye de çağrı yapıyoruz. Eğer gerçekten Kıbrıs sorununun çözümü noktasında görüşü ve iyi niyeti devam ediyorsa, bugünkü Eroğlu liderliğini zorlar ve dünyadaki prestijini Eroğlu zihniyetinde olan bu yönetime yıpratmaz. 1 Temmuz bize engel değil, 1 Temmuz’a bugün masada oturan Eroğlu zihniyeti sebep oldu.

 

Bizim kaybedecek vaktimiz yoktur. Derhal görüşme masasına oturulmalıdır. Çözümün parametreleri bellidir. Kıbrıslı Türkler’in daha fazla tahammülü kalmamıştır. Bugün yaşadığımız bu dönüştürme, benzeştirme politikası altında kimliğini kaybetme durumunda olan Kıbrıslı Türkler, özellikle gençler gidişatı tehlikeli buluyor. Kıbrıs sorununun çözümünü buna ışık olarak görüyoruz. 1 Temmuz’un görüşmelerin devamına engel olacağı düşüncesinde değiliz. Ne vaktimiz ne de tahammülüz vardır, bu sorun artık çözülmelidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1080 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler