1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. HÜKÜMET OLMAK KOLAY
HÜKÜMET OLMAK KOLAY

HÜKÜMET OLMAK KOLAY

“...CTP iktidar olabilir. Muhtemelen karşısında çok başarılı bir muhalefet de olmayabilir. Ama ikinci kez sistemin dışına çıkamama başarısızlığını yaşarsa, bugünkü tablonun çok daha kötüsünü hep birlikte toplum olarak yaşayabiliriz.” diye b

A+A-

 

 

“...CTP iktidar olabilir.

Muhtemelen karşısında çok başarılı bir muhalefet de olmayabilir.

Ama ikinci kez sistemin dışına çıkamama başarısızlığını yaşarsa, bugünkü tablonun çok daha kötüsünü hep birlikte toplum olarak yaşayabiliriz.” diye bitirmiştim, dünkü yazımı.

Buradan devam edelim;

Aslında mevcut yapıda hükümete gelmek çok da zor değil. Özellikle Annan sürecinde kazandığı ivmeyle kemik oylarını yükselten CTP, geleneksel sol oyların düşüklüğü alışkanlığını kırarak, iki büyük partiden biri konumuna yerleşti.

O yüzden, hükümette yıpranan bir partinin ardından alternatif olarak işaret edilmesi, aslında zor değil.

Esas zor olan, alternatif olarak işaret edilirken, gerçekten alternatif olabilmesi ve gerçekten hayatı değiştirecek siyasetler üretebilmesi.

Yoksa kendi doğasına aykırı da olan mevcut sistem içinde çabalamakla ne kendine ne de topluma faydası olur.

Birçok uzman, seçmende başgösteren bunalmışlık ya da siyasetten uzaklığın sorumluluğunu hala CTP’ye atfediyor. Bu ağır bir baskı yaratmakla beraber, aslında sol siyasete ve CTP’nin yaratmakla yükümlü olduğu umudun varlığına duyulan ihtiyaçtır, aynı zamanda.

KADEM anketinde tam da bu noktada üzerinde düşünülmesi gereken dikkat çekici bir veri var.

Örneğin, CTP ile UBP “kesinlikle oy vermem” ya da “çok zor oy veririm” sıralamasında da at başı.

Bu kadar kötü karneye rağmen, hükümetteki UBP’ye, CTP ile aynı oranda oy vermeyeceğini söylüyorsa seçmen, bunun nedenlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Demek ki, CTP hala ikna edici alternatif bir politika yaratamamıştır.

Ve belki bunun da etkisiyle hala geçmiş hükümet döneminin öfkesi tamamen ortadan kaybolmamıştır.

Açıktır ki, futbol takımı gibi parti tutan seçmen, sağda daha fazla kendini gösteriyor.

Sol partiler ise, bu kadar kör bir sadakate sahip değil. İdeolojik küskünleri daha kolay büyüyebiliyor.

Mevcut koşullarda halihazırda yaşadığımız gibi, muhalefet yapmak da iktidar olmak da oldukça zor.

Üstelik hem sağ hem de sol partiler için zor.

Bugüne kadar kamunun cazibesini vadederek oy toplamaya çalışan sağ partiler, bunun sonuna geldiler.

Daha çok çözüme odaklı bir siyasi söylem geliştiren sol partiler ise, Kıbrıs sorununda gelinen aşamada daha etkin somut politikalar ortaya koymak zorunluluğu ile başbaşa kalıyor.

Bunun yanında, Türkiye’nin iç siyasette her geçen gün etkisini artıran varlığı da siyaset üretimini olumsuz yönde etkiliyor.

Sadece söyleme dayalı siyaset değil, Türkiye’nin de profesyonelleşmiş siyasetine alternatif bir siyaset üretebilmek gerekiyor. Çünkü, boşlukların artık düne göre çok daha kolay doldurulduğunu görüyoruz.

Şimdi hükümete gelecek olan partinin, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs ilişkilerini yeniden tanımlarken, bunu ekonomik ve sosyal olarak da daha farklı bir tabana oturtma sorumluluğu vardır.

Bu sorumluluk da kendi doğallığında sol partilere, ama belki de en fazla CTP’ye düşmektedir.

Diklenmeden dik kalabilmek ve kişilikli bir siyaset üretebilmek kolay değil.

Liberal politikalarla sosyal politikaları belli bir dengede harmanlamak da kolay değil.

Zira CTP’nin “geliyorum” dediği dönem, özelleştirmelerin önemli bir bölümünün belki de muhalefetine rağmen tamamlanacağı, gelirlerdeki erimenin devam edeceği bir dönem.

Dahası, yüksek ihtimalle daha fazla Türkleşip Müslümanlaşacak bir başka sosyal yapınının daha da gelişmesi ihtimali yüksek.

Çünkü şu anda erken bir seçim öngörülmüyor. Seçim zamanı uzadıkça bu olasılıklar daha da pekişecektir.

İşte çoktan yapılmışlarla değişebilecekler arasında, aslında bıçak sırtında bir süreç bekliyor, CTP ile TDP’yi.

Şu dönemde her iki partinin de en büyük şansı, olası bir hükümet modelinde yer almamak.

Şimdi muhalefetin avantajını da kullanarak, siyaset üretebilme zamanıdır.

Ne yazık ki, Belediyeden özelleştirmelere, gelir dağılımındaki dengesizlikten sosyal değişimlere kadar henüz belirgin ve anlaşılır somut bir siyaset üretilememiştir.

Daha da geç olmadan, toplum ve gelecek adına buna odaklanmak, sadece sol partilerin kendi hayatını değil, bir toplumun bütün geleceğini de belirleyecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 4046 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler