1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. HP VE 1994, 2006 ve 2013 - 2015 EKONOMİK PROGRAMI
HP VE 1994, 2006 ve 2013 - 2015 EKONOMİK PROGRAMI

HP VE 1994, 2006 ve 2013 - 2015 EKONOMİK PROGRAMI

Türkiye Büyükelçiliğinin, “ Ekonomik Değerlendirme Raporu” eleştirildi. Ancak bu eleştirilerde gözden kaçan bir nokta vardır. Bu rapor uygulamada olan ve 2009’da imzalanan Ekonomik İşbirliği Antlaşması’nın uygulanmasına dairdir. Bi

A+A-

 

Türkiye Büyükelçiliğinin, “ Ekonomik Değerlendirme Raporu” eleştirildi. Ancak bu eleştirilerde gözden kaçan bir nokta vardır. Bu rapor uygulamada olan ve 2009’da imzalanan Ekonomik İşbirliği Antlaşması’nın uygulanmasına dairdir. Bir kere Türkiye ile KKTC arasındaki mali ilişkide artık farklı bir şekil vardır. Özü tartışmak için önce bu farkı ele almak gerekiyor. Buna göre artık Türkiye ve KKTC arasındaki mali ilişki devletlerarası yardım özelliğine sahip değildir. Bu ilişki biçimi, çağımızda gündeme gelen bir başka ilişki biçimine yerini bırakmıştır. Buna dudak büküp ne fark eder ki diye bilirisiniz. Ama bu yalnızca kendinizi aldatmaktan başka bir şey değildir.

KREDİYİ ALAN VE VEREN

İşte bu yüzden önce bu ilişki biçimini tanımanız gerekir. Türkiye ile KKTC arasındaki ilişki biçimi artık devletler arası yardım meselesi olmaktan çıkmıştır. Bu Kredi Veren ve Krediyi alan ilişkinse dönmüştür. İşte bu yüzden krediyi bir antlaşma ile veren, yani Türkiye, Krediyi alan, yani KKTC’ye dönük İzleme Raporu hazırlar. Yaptığı antlaşma çerçevesinde verdiği krediyi kullanan olarak, bu antlaşmaya uydunuz mu, uymadınız mı? İşte bu İzleme Raporu’nun dayandığı mantık budur. Dayandığı mantık bu olan bu izleme raporunu eğer siz, ekonominin ve yaşamın nasıl olduğuna dair bir değerlendirme raporu olarak ele alırsanız, sağlıklı bir eleştiri ve değerlendirme yapmamış olursunuz. Çünkü işin özünü es geçmiş olursunuz. Ama özü tartışmamız gerekir.

Bu rapor elbette ki kendini ve hedeflerini başarılı gösterecektir. Çünkü, 2009’ da yapılan Antlaşmaya uygunluk derecesini aramaktadır. Buna göre başarılı ve eksik yanları ortaya koyacaktır. Bu yüzden bunu ele alış şeklimiz başka noktalara dayanmalıdır. Bunlardan biri, 2009 da imzalanan bu Antlaşma’da ortaya konulan ana mantık ve hedefler olmalıdır. Bunlar, Kıbrıs Türk ekonomisinin gelişmesine ve sorunlarının aşılmasına katkı getirdi mi, insana dönük huzur üretti mi ?

 Bunun için önce elimizden hiç düşmemesi gereken metin, 2009 Antlaşması olmalıdır. Ama ne acıdır ki bunu ne imzalayanlar, nede muhalefet edenler hatırlamamaktadır. Bu paket kronik sorunlarımızın aşılmasına katkı sağlamamıştır.

Çünkü Tasarruf adı altında alına tedbirler, Bütçe giderlerini azaltmamış, aksine artırmıştır. Çünkü ekonominin ve insanın gelişimini hedef olarak almamıştır. Giderleri azaltma adına Maaşlar iki yıldır dondurulmuş. Gelirleri artırma adına da dolaylı vergiler artırılmıştır. Bütçe’ye sözde gelir artışı sağlanmıştır.

Ama elde edilen gelire de enflasyondan arındırarak baktığınızda ise, devede kulak olduğunu görürsünüz.. Devlet gelirlerinde dolaylı vergi artarken, direkt vergi geliri reel olarak düşmüştür. Hali ile ekonomik alanda da ciddi bir durgunluk oluşmuş ve tüm sektörler tam bir çöküş içine girmiştir. İnsan da ezilmiş ve kendini çöküş içine girmiş olarak görmüştür. Kıbrıs Türk halkının dinamiği de gerilemiştir.  İşte bu yüzden öncelikle ele almamız gereken husus, 2009 Antlaşmasın da ekonomik sıkıntılarımızın aşılması için ortaya konan temel mantığın sorgulanması olmalıdır.

BÜYÜCÜNÜN İLACI KÜÇÜLTME YAPAYIM DERKEN, CÜCELİK YAPTI.

Bakın bir nokta üzerinde özellikle durmak isterim. Şimdi herkes Eşel Mobille verilen 10 TL’ye haklı tepki göstermektedir. Ama bunun böyle olacağını, 2009 Antlaşması yazıyordu. Bunu Meclis’te çok dile getirdik. Yazdık, Konuştuk. Ama insanlar yalnızca dinledi. Onun için biraz geriye gitmek gerekir.

Bakın, 2006 yılında hesapta olmayan şekilde KKTC’de enflasyon %19 olarak şekillendi. Bunun nedeni 2006 da TL de yaşanan büyük kırılma idi. Biz zorluğuna rağmen bunun olumsuz etkisini, aldığımız tedbirlerle, hem iş dünyasına, hem de çalışanlara yaşatmadık..İş dünyası kayıp içine girmedi, çalışanlarda %19 Eşel Mobil’le alım gücünü korudu.

Ama, bu %19 enflasyona karşı aldığımız tedbirlerin Maliye üzerine bir ağırlık getirdiği açıktı. Ama TL’deki bu dalgalanma ile gelen bu ağırlığın kabul edilmesi istenmedi. Ama ne acıdır ki “CTP, kaynakları tüketti” diye yapılan propagandanın etkisinde kaldı, bu %19 enflasyonun altında ezilmesine göz yummadığımız kesimler. Hem emekçi kesimler, hem de iş dünyası. Bakın, 2009 Antlaşmasının girişinde, KKTC ekonomisi ile ilgili yapılan değerlendirmelerde, 2006’ daki o  %19 enflasyonun getirdiği ekonomik ve mali ağırlıktan hiç bahsedilmez. Sanki yok.. Ama ne vardır?

“Neden HP hesaplamaları KKTC’de  Türkiye’den fazla çıkar?  Bu yüzden HP hesaplamalarındaki metot değiştirilmelidir” özeti bu.. Bunun için Hane Halkı Tüketim anketine önem verir. Böylece HP hesaplanmasındaki metot’un değiştirilmesi ve  gerçeğin farklı olarak ele alınmasını öngörür. Yani gizlenmesi. Maksat açıktır. HP oranının hesaplanmasına dönük yenilik adına düzenleme getirmek.

 Şimdi H.P hesaplanma metodu değiştirildi. Şimdi ne çıktı? Millet gülüyor. Bir kere, “Türkiye’den fazla çıkıyor HP ve hesaplanma metodunu değiştirmek gerekir” hedefini önüne koyan paket; şimdi şunu üretti.

 KKTC, Türkiye’den ucuz. Bu olur mu? İşte kağıt üstünde bunu başardılar.

 Çünkü 2012’ nin ilk 6 ayında %0.9 H.P olurken bizde;  Türkiye’de %5’i aşkın bir TÜFE oluşmuş. Bu nasıl olur diye sormak lazım değil mi? Büyücü, küçültme ilacının dozunu fazla koydu. Bu yüzden  bizdekini cüceleştirdi!

1994’ten 2006 ve 2009’a

Unutkanlık bizde alışkanlıktır. 1994’te de ayni tabloyu CTP bulmuştu. Hesaplama oyunları ile EŞEL MOBİL düzenlemesinde, halkın %30 hakkını gasp etmişlerdi. Biz bunu o dönem tespit ettik. Hesap oyunlarını açığa çıkarttık ve bunu halka geri verdik. Kimse hatırlamıyor bile. Üstelikte bunu alanların önemli bir kısmı da, sonra CTP’ye ideolojik, politik ve  başka şahsi nedenlerden ötürü sövdüler, saydılar.

 2006’dan sonra da bunu yaşadık. %19 enflasyonun altında kimseyi ezdirmedik, ama ayni sığ anlayışlarla CTP yine hedef oldu. Şimdi 2009 Nisan Seçimlerinde,  Sendikalara ve iş dünyasına sözler ve metinlerde de imzalar veren Eroğlu, 2009 Antlaşmasını yaptı ve HP’nin yeniden hesaplanması metodunu kabul etiğini beyan etti.  Böylece; KKTC’ de, TC’ den farklı ama daha düşük, HP oranı çıkması çalışmasının kapısını açtı. Şimdi ne çıktı?. Tam Komedi. KKTC, Türkiye’den ucuz.

10 TL’yi alanlar şimdi tepkili. Haklı bir tepkidir bu. Ama bunun böyle olacağı açık değil miydi? 2006’da ezdirmeyenin aldığı düzenlemeleri cebe atıp, CTP’nin demokratik değerini hesaplayamamak, sonrada HP oranının düşmesine dönük bizimle yapılan tartışmaları görmeden, ayni kürsüden sağcı birinin CTP’ye ” ENOSİS’ci”, solcu  diğerinin  de “Ankara’nın kuklası” diye  ayni kürsüden hesapsızca saldırılması sonucunda,  elbette ki evdeki bulgurdan da olunacağı açıktı. Nitekim bırakın evdeki bulgurdan olma halini, bulguru sakladığınız küpün, torbanın, dolabın kendisini dahi kayıp ediyor insanlar. 

Şimdi o protokol da ek mesailerinin kısıtlanmasından söz ediyordu. Bunun için ek mesai oranlarını ILO standartlarının da altında düzenlediler. Ama reel olarak ek mesailer arttı. Maliye Bakanı ki en büyük başarısı olarak bunu ortaya kordu, Bu rapordan sonra şikayet etmeye başladı. Tam bir komedi. İşte bu ekonomik tedbirle demokratik, siyasi ve idari düzenlemeyi ve reformu ayni paralel de ele almamanın ve olayı yalnızca bir muhasebe mantığı ile ele almanın en somut örneğidir bu. İnsanı göz ardı eden, demokratik, siyasi, hukuki, idari, reformu ayni anda ele almayan anlayışın, sonuç alamayacak olan en çarpıcı örneklerinden bir diğeri budur.

2013- 2015 PROGRAMI MECLİS’TE ELE ALINMALIDIR

İşte bundan ötürü şimdi, 2013- 2015 Ekonomik Anlaşması çok önemli olmalıdır. Ama ne acıdır ki bu konu da ele alınmıyor ciddiyetle. Şimdi deniyor ki bu paket sizin paketiniz olacak? Bunun için Manengment Center odaklı bir çalışma yapılıyor. Bunu küçümsediğim zan edilmesin. Hayır. Ama bu çalışmada toplumsal bir enerji yok. Havadis Gazetesinde Sayın Ünal Akifler, geçen hafta, hem buna dair, hem de Ticaret Odasının yaptığı çalışmaya dair bir eleştiri yaptı. O da bu çalışmaların değerini yok farz etmedi. Ama somut çıkmazlarımıza, somutta, nasıl açılım getirildiğini sorguladı. Kısa vadeli  ve orta vadeli somut olgular ortaya konmamasını eleştirdi.

Şimdi deniyor ki bu hazırlana paket, Kıbrıs Türk halkının olacak? Böylece artık bu Türkiye’den geldi diyemeyeceksiniz, denmek istenmektedir .Çünkü 2009’a imza koyanlar, imzalarına sahip çıkmadıklar aksine bunu Türkiye’ye cirolar. Bunun için şimdi böyle bir yol tutuldu.

Şimdi bu “yeni paket; Made in KKTC” alemeti  farikası ile piyasaya sürülecek. Sonra buna dönük, Türkiye ile Kredi antlaşması yapılacak. Sonra 2013 sonunda her yıl Krediyi veren, bu temelde, alana dönük İzleme Raporları hazırlayacak. Üstelikte bu paket, 2013 ile 2015’i kapsayacak. Yani ya erken seçim, ya da başka bir düzenleme ile 2015’e kadar iş başına gelecek olan bir hükümette buna hayır diyemeyecek. Belki 2005’te bizim yaptığımız yapılabilir. Biz, 2002’ de imzalanan Protokolu rezive etmiştik. Ama şimdi o dönemin ne siyasi, nede ekonomik ortamı yoktur. 2005’te 2002 protokolunun revize edilmesi ile çalışanların gasp edilen demokratik ve özlü haklarını geri verebilmiştik. 2006 yıkımını da karşılayabilmiştik. Ama bunun nasıl bir demokratik kazanım olduğunun da farkına varılamadı.

İşte bu yüzden şimdi, hiç olmazsa Ekim ayında ya da Kasım başında imzalanacak olan bu 2013 Ekonomik Programı son şeklini almadan Meclis’e gelmelidir. Meclis’te tartışılmalı, ele alınmalı. Siyasi güçler; sivil toplum  görüşlerini dile getirmeli ve bu tartışma sürecinden sonra buna son şekli verilmelidir. İşte o zaman bu evet’i ve hayır’ı ile Kıbrıs Türk halkının kararı olur. Tıpkı 2004 Nisan Referandumunda olduğu gibi. O karar evet’i ve hayır’ı ile Kıbrıs Türk halkının değeri oldu.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1066 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler