1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. HOROZ ALİ’NİN TORUNLARI
HOROZ ALİ’NİN TORUNLARI

HOROZ ALİ’NİN TORUNLARI

Dedesi (Horoz Ali d. 1825) 88 yaşında iken yaşama merhaba diyen büyük amcam Halil İbrahim Boran'ın (Müslüman) 100. doğum gününü kutlayacağız yarın akşam… Horoz Ali'nin 5 oğlundan (bir de kızı vardı) biri olan büyük dedemiz Emir Ahmet Ali Horoz̵

A+A-

 

 

Dedesi (Horoz Ali d. 1825) 88 yaşında iken yaşama merhaba diyen  büyük amcam Halil İbrahim Boran'ın (Müslüman) 100. doğum gününü kutlayacağız yarın akşam… Horoz Ali'nin 5 oğlundan (bir de kızı vardı) biri olan büyük dedemiz Emir Ahmet Ali Horoz’un (Onun da babası gibi 5 oğlu bir kızı vardı T.Ö) oğludur Müslüman…

Yüz yıl dile kolay… İlk anıları “Alaman Harbı” dediği birinci dünya savaşından… Delikanlılığında, kendi deyimiyle boyuna posuna bakmadan bir Ermeni’yi bıçaklamış (çapkınlık meselesinden T.Ö)… Sonra Atalasa’daki cezaevi’nde geçirdiği “ıslah günleri”nin anıları…  Ardından Lefke Madeni anıları; Tavanı çöken Gönyeli Sinemasından ve trafik kazalarından nasıl sağ çıktığı ve daha neler neler…

Yoklukların, savaşların burgacında geçen bu “anıların” tümünün ortak özelliği KOMİK! Olmalarıdır… Daha doğrusu, O hep öyle anlatır anılarını…

Hayatla barışık; hoşgörülü, sevecen, dürüst,  karakteriyle ilgilidir elbette bu yaklaşımı da… “Müslüman” lakabı da bu yüzden takılmıştı O’na. (en küçük oğlu Sedat’la ilk okula gittiğimizde hayretle öğrenmiştim gerçekte adının Halil İbrahim olduğunu T.Ö)…  

“Beni sevmeyen yoktur; köpekler bile beni sever…” der, herkesin AHBABI Müslüman… Yıllarca önce kaybettiği eşi Huvsiye teyzemin (dedemin baldızıyla evlendiği için hem yengemiz hem de teyzemizdi,  Ortaköy’ün otoriter Huvsiyabası) “üstüne gül koklamam” der ama; platonik aşklarından da vazgeçmez…

Onu hayata bağlayan üç şey vardır zaten: platonik aşkları, bisikleti ve kişiliğini oluşturan insani değerler…

Kardeşleri arasında, kişilikleri, hayata bakışları en çok örtüşen abisinin (dedem Hüseyin Ekinci) baldızıyla evlenmesi de bu ortak değerlerinden olsa gerek… Dedemin, sempatik kardeşinin aksine oldukça sert(!) görünmesi bu gerçeği değiştirmiyordu… Öyle ki, Aşağıda okuyacağınız şiiri dedem için yazmama karşın; Müslüman amcam adına da okuyabilirsiniz…    

Onlar, bu insani değerleri (hoşgörülü, sevecen, dürüst, mert, yardımsever vb) hiç kuşkusuz ki dedeleri Horoz Ali’den miras almışlardı…

Yüz yaşını aştıktan sonra eli ayağı tutarak yaşama veda eden Naciye nenemin (Hüseyin dedemin annesi) anlattığına, göre sesi hayli gür olduğu için Horoz lakabını alan büyük dedemden de (yeniden) söz etmem gerekir…

Beş yıl önce (05-07-2007) “HOROZ ALİ DEDEM ZEYTİN AĞACI!..” başlıklı yazımın son bölümünde şu satırlarla anlatmıştım O’nu…

“Gelişme, kalkınma adına ülkenin betonlaşıp, çölleşmesine göz yummak; aslında geleceğimizi karartmak demektir… Bunu görmek için uzman olmaya gerek var mı?

Zaten yangınlar alıp başını gitmiş; kilometrelerce alan kelleşmiş… Biz de yaranın üstüne tuz ekiyoruz…

Karpaz dönüşünde bu düşünceler beynimi kemirirken, gazetelere yansıyan bir haber, az da olsa su serpti yüreğime…

“Zeytin Ağaçlarını Kurtarma projesi” altında çalışmalarını sürdüren “Sand Stone” isimli kuruluş, 700 yaşında tahmin edilen bir zeytin ağacını geçen yıl kurtarıp; Girne Barış Parkı’na ekmişti… Bir yıl sonra direnişini sürdürüp hayatta kalmayı başaran bu ağaca kuruluş yetkilileri “HOROZ ALİ” ismini verip; birinci yıl şerefine bir de etkinlik düzenlemişler…

Bu ağacın kurtulmasına sevindiğim kadar; ona büyük dedem HOROZ ALİ’nin adının konmasına da sevindim…

Araştırdığım zaman anladım ki  “Sand Stone” isimli kuruluşun başkanı Cahit Başaran da Horoz Ali’nin torunlarındanmış…

 

HOROZ ALİ KİMDİR?

Adı Girne Kapısı ile bütünleşen büyük dedem hakkında ulaşılan  yazılı belgelerde, Girne Kapısına 1821'de eklenen küçük bir odada, Osmanlı döneminde Horoz Ali diye bilinen bir kişinin bekçilik yaptığı ve 1946 yılında 121 yaşında iken bu odada öldüğü kayıtlıdır.Yine birçok araştırmaya göre, İngilizler, 1878 yılında adayı ele geçirdikten sonra Girne Kapısına gelen yetkililer Horoz Ali’den kapının anahtarını ve Kapıda asılı Osmanlı bayrağını indirip yerine İngiliz bayrağını çekmesini istemişler… (Kimi araştırmacılara göre) dedem üç gün direnmiş… Diplomatik bir skandal çıkacağı telaşına düşen Osmanlı paşalarının araya girmesiyle sonunda İngilizlerin istekleri yerine gelir…



 

 

RÜZGAR DEDEM

 

Rüzgar dedem hamaldı.

İkizini taşımış anasının karnında…

Dokuz ay sabrı yokmuş

erken kaçmış yuvadan.

Sıkılmaktan değil de

meraktanmış yolculuk…

 

Rüzgar dedem hamaldı.

Kum taşırdı Mısır’dan…

Aklı evde olsa da,

gözleri hep sokakata

- nere kalkarsa

kantarının topuzu…-

 

Rüzgar dedem hamaldı.

Düş taşırdı karanlığın bağrından.

Akrebi koç’a boynuzlatır,

Kuyruklu yıldızlara

teneke bağlar

toz sağardı buluttan….

 

Rüzgar dedem hamaldı.

Aşk taşırdı dağlardan…

Yaşlı bedeni titrer durur da

gönlü durmaz koşardı

uzun saçların dövdüğü

kalçaların ardından…

 

Rüzgar dedem hamaldı.

Tabutunu da kendi taşıdı

en önde sırtlanıp mezara.

kendi dikti, taşını

kazıdı yazısını:

 

“HENÜZ  İNMEDİ HAYAT

 OMUZLARIMDAN…”

 

 Ocak 2001

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1445 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler