1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. HESAPLAŞMA ve - 5
HESAPLAŞMA ve  - 5

HESAPLAŞMA ve - 5

Zehra Şonya: “Hesaplaşma”, Başak Şenova’nın bellek ve kötülük kavramlarından çıkışlı geliştirdiği ve farklı coğrafyalarda yaşayan on sanatçıyı bir çatı altında topladığı serginin ismi.

A+A-

Zehra Şonya

zehra.sonya@gmail.com

 

 

 

 

“Hesaplaşma”, Başak Şenova’nın bellek ve kötülük kavramlarından çıkışlı geliştirdiği ve farklı coğrafyalarda yaşayan on sanatçıyı bir çatı altında topladığı serginin ismi. Sergi  14 Mart - 21 Nisan 2012tarihleri arasında Beyoğlu Akbank Sanat Merkezi’nin giriş ve birinci katında sanatseverlerle buluşuyor. Adel Abidin, Almagul Manlibayeva, Ayman Yossri Daydban, Bahar Behrani, Ceren Oykut, Constantinos Taliotis, İpek Duben, Özgül Ezgin, Rheim Alkadhi ve Yane Calovski sergide yer alan isimler.  “Kaybedilenler ve unutulmak istenenlerle olan gerilimleri, geçmişe dönük kişisel hesaplaşmaları, travmalar karşısında ortaya çıkan kollektif demansı ve her anlatışta içeriği biraz daha değişen hikayeleri konu alıyor. Hesaplaşma eyleminden hareketle psikolojik durumları araştıran ve yeniden üreten işlerin yanı sıra, sosyal ve politik durumların algısı üzerine yapılanan işler de serginin kurgusunda yer alıyor.”

 

Başak Senova’yı Kıbrıs’ta ara bölgede gerçekleşen UNCOVERED sergisinden de anımsayacağız. Şenova, küratör olarak belirlediği kavramlar ve sorun edindiği perspektiflerle  geçmişi yeniden eşelemeye,  iç hesaplaşmaların gerçekleşmesine ve sorgulamalarla  yüzleşmelere olanak sağlayacak ortamlar yaratma ve hatta bunları talep etme konusunda ısrarlı. UNCOVERED sergisinde olduğu gibi, sorunların üzerine yürüyen, sorgulayan ve sorgulatan eserler “Hesaplaşma”da da izleyicinin karşısına çıkıyor. Ayrıca her eser için tasarlanmış oda ve mekan örgüsü de yine dikkat çekiyor. Sergide her eserin talep ettiği mekansal ölçüler ustalıkla saptanıp biçimlenmiş, duvar renkleri, zemin ve diğer aksesuarlar uyumlu seçilmiş. Mekansal kurgular eserlerin ne önüne geçiyor ne de arkasında kalıyor. Her eseri ustalıkla bütünlüyor ve etkin kılıyor, hatta onu evrimleştiriyor.

 

Şenova’nın bir araya getirdiği eserlerin çoğu günümüzde modern hayatın bireyler üzerinde yarattığı travmalara ve psikolojik gerilimlere vurgu yapıyor. İnsanın yalnızlaşması ve hissizleşmesi açıkca algılanıyor. Kendini  kaybetmiş insan garip örgüler ağı içinde çaresiz ve çözümsüz duruyor. Kişisel hikayeler ütopik düşlere dönüşmüyor, minör kalıyor veya kalmayı tercih ediyor. Öte yandan, sosyal ve politik durumların algısı üzerine yapılanan işlerde sorgulama ve hesaplaşma eyleminin izleri daha net görülüyor. Sorunlar üzerine gidiliyor ve eleştiri mekanizması çalıştırılıyor. Ayman Yossri Daydban’ın “Abeed Al-Manazil” isimli eseri, Almagul Manlibayeva ile Bahar Behrani’nin ‘Hazar Denizi Üstünde’ isimli ortak video çalışması ve Özgül Ezgini’in -5 isimli yerleştirmesi tam da böylesi çalışmalara örnek teşkil ediyor.

 

‘Hazar Denizi Üstünde’ ve ‘-5’ işleri ayrıca sanatçıların kimliklendiği çoğrafyalara sıkı sıkıya bağlı kalması, daha doğru bir söylemle varlıklarını coğrafyalarından edinmeleri açısından da dikkat çekicidir. Kıbrıslı Türk sanatçı Özgül Ezgin’in eseri olan -5’e geçmeden önce kısaca Almagul Manlibayeva ile Bahar Behrani’nin eserinden bahsetmek gerekirse, özellikle petrol dolum tesisinin, Karpaz Yarım Adası’na yapılmaya çalıştığı şu günlerde, bu eser ileride belirecek olası çevresel sorunların sanatsal bağlamda ele alınışını göstermesi açısından da ilginçtir.

 

Almagul Manlibayeva ile Bahar Behrani’nin ‘Hazar Denizi Üstünde’ isimli ortak videosu, iki ekrana yerleştirilmiş, birbiriyle görsel ve simgesel imgelerle dolu, göndermeler içeren etkileyici kurgusal bir çalışmayı içeriyor. Eserde, kurak topraklar üzerinde konumlandırılmış petrol kuyularının  eril iktidarla   ilişkisi irdelenirken aynı zamanda yerel kültürle olan bağları da sorgulanıyor. Bu sorgulama, simgeler yanında, petrol kuyuları üzerinde çalışan makinelerin etkileyici çekimi ile yine kuvvetli eril görsellerle desteklenirken, bir yandan da kadın ile ilişkilendiriliyor. Coğrafik ve kültürel gerçeklikler kadının konumunu ve kısıtlılığını belirlerken, baştan çıkarıcı ve kışkırtıcı ikincil bir tehdit alanı yine kadın üzerinden vurgulanıyor.  Petrolün çağrıştırdığı para, teknoloji ve güç,  görüntülerle tezat bir ilişkiye de neden oluyor, yerel geri kalmışlığı, çoraklığı ve alaturkalığıyla, en temel insan hakları konusunda dahi yol almaktan uzak görünüyor. Eser erkek - kadın ilişkisine coğrafik/kültürel gerçeklik üzerinden yaklaşırken, ayni zamanda feminist eleştiriyi de görünür kılmaktan geri kalmıyor.

 

Özgül Ezgin’in ‘-5’ isimli eseri ise, 2004 yılına denk gelen “İsimsiz I” adlı sergisinde, terkedilmiş otobüs çöplüğünde kurgulanan bir dizi fotoğraftan sadece bir tanesidir. Kavramsal ve kurgusal işlerle öne çıkan Ezgin, terkedilmiş bir geçmişi çağrıştıran mekan kurgusu yanında,  kimlik-siz-leşme sorununu da içinde barındıran ve daha da önemlisi ifadeden yoksul, özne olmaktan uzak, mankenleri veya parçalarını da her bir kareye taşıyarak  “-”   kompozisyonlar oluşturuyor. 

 

Dikdörtgen kadraj içine sıkıştırılmış  boyaları dökülmekte olan otobüs karesine, kırık bir cam ve camdan cansız  bedene gönderme yapan sarkmış bir bacak  eşlik ediyor. Kırılmış cam, içerisi ve dışarısı arasında bir geçit yaratırken,  sarkık bacağa giydirilmiş spor ayakkabı dikkat çekiyor. Kırık cam ile sarkık bacağın oluşturduğu  garip diyalog  içerisinde, koşmak isteyen ama koşamayan bir imgeye dönüşen ayakkabı,  ikilemlere ve gel - gitlere neden oluyor.  Bir anda, içerisi mi ? – dışarısı mı?, gitmek mi? - kalmak mı?, geçmiş mi?  – gelecek mi?,  ölüm mü? – yaşam mı?  gibi sorgulamalar akla geliyor.

 

Özgül Ezgin’in hesaplaşması içsel, uzun bir geçmişe gidiyor, çocukluk yılları ile buluşuyor.  Çocukluğunu bıraktığı topraklarda ve zamanlarda geziniyor. İlerleyen ve kendine modern denen  zamanlara tezat, anı geriye sarıyor ve zamanı yaşadığı travmaların kökünü kazımaya ayırıyor. Yüzleşiyor, sorguluyor, düşünüyor, içine kapanıyor. Bu sorgulamada karşımıza travmatik durumların neden olduğu sonuçlar ortaya çıkıyor. Yıkım,  korku, kaygı, çaresizlik, yalnızlık, sessizlik, kendine güvensizlik, umutsuzluk ve nihayetinde ölüm.

 

Ezgin’in fotoğrafı savaş ve göçler arasında sürmüş bir yaşamın geçmiş ve gelecekle ilgili karşılaşmasını, hesaplaşarak ilerlemeye çalışmasını, iktidarlar ve dış güçler tarafından çizilmeye çalışılan pembe tablolara karşıt bir gerçeklikle ele alıyor. Bu noktada da Almagul Manlibayeva ve Bahar Behrani’nin video çalışmasıyla benzeşiyor.

 

Sonuç olarak ‘Hesaplaşma’; sorgulayan  ve sorgulatan yapısıyla  değişimi talep eden,  yeni bakış açılarını ortaya çıkarma potansiyeli taşıyan, farklı coğrafyaları ortak paydalarda buluşturarak görünür kılan bir sergi.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 771 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler