1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Hesap verilmedikçe…
Hesap verilmedikçe…

Hesap verilmedikçe…

Devlet şeffaf olmalı… Hem toplum denetler böylece… Hem de çok daha rahat olur yönetenler… Çünkü kamuoyunun gözü, kulağı, vicdanı yapışır enselerine… * * * Sözüm tüm siyasi partilere… Hele hele, şu anki hükümete… Çünkü

A+A-


 

 

 


Devlet şeffaf olmalı…
Hem toplum denetler böylece…
Hem de çok daha rahat olur yönetenler…
Çünkü kamuoyunun gözü, kulağı, vicdanı yapışır enselerine…

* * *
Sözüm tüm siyasi partilere…
Hele hele, şu anki hükümete…
Çünkü onca siyasi "hastalık" onlar sayesinde girdi bu toplumun gündemine…

* * *
Nedir "şeffaflık"tan beklediğim!..
Her ay…
Ama her ay, mutlaka…
Bir önceki dönemin "hesabını" vermek topluma…
Mesele aralık ayına mı girdik.
Ekimi anlatınız bize rakamlarla…
- Kaç yolcu girdi ülkeye, kaç turist, kaç işçi?
- Kaç kişi geri döndü, kaç kişi "kaçak" duruma düştü?
- Ne kadar harcama yapıldı devlet bütçesinden, ne kadar vergi toplandı?
- Enflasyon oranı nedir? İhracat ne kadar, ithalat ne?
- Kaç kişiye yurttaşlık verildi, kaç kişiye özel yardım, kredi?
- Her bir bakanlık, ne kadar "özel" harcama yaptı, izaz-ı ikram diye?
- Kaç kişi istihdam edildi, nasıl… Ve kaç kişi emekliye ayrıldı?
- Bu ay itibarıyla kaç yurttaşınız, kaç öğrenci var, kaç işçi?

* * *
O kadar insan kaynağı, müdür, bürokrat, memur, işçi…
O kadar teknoloji, sistem altyapı…
O kadar bina!..
Tüm bu "hesabın" çıkarılmasına yeterlidir…
Ama yeter ki niyet olsun!
Ve ciddiyet ve sorumluluk bilinci ve kararlılık…
"Mazeret"e tok artık bu toplumun karnı…
Hesap sormasını yeterince beceremese de…







Bu oyuna gelmeyiniz!

Bu oyuna gelmeyiniz lütfen, ne olur, tanrı aşkına…
Gençler siz hiç gelmeyiniz!
"Psikolojik baskı"nın altında ezilmeyiniz yani…
Ve izin vermeyiniz yaratılan "yanlış"ın peşinden sürüklenmeye…
Bu "bilinçli" propagandanın bir parçası olmayınız, hiçbir örgüt, hiçbir kitle…

* * *

Çok zamandır görüyorum, şaşıyorum, kızıyorum, söyleniyor, dinletmiyorum.
Birileri "bayrağı istismar" etmek için öyle bir hava yarattı ki sanki her toplantıda ve her yerde bayrak asılacak, masaya serilecek, "kör gözüne parmak" zorla gösterilecek…
Buna uymayanlar "ayıplanacak" ki "propaganda" işe yarayacak!
Buna uymayanlara "hain" falan denecek ki "psikolojik baskı" kazanacak!..
İşte oyun budur…

* * *
Siyasi parti toplantılarında, masanın üzerine "bayrak" sermek kimseyi "daha vatansever" yapmıyor ey dostlar…
"Masa örtüsü" değildir bayrak.
Ne de sizin bayrağa saygınızın, sevginizin göstergesi…
Bu şekilciliği, psikolojik hareket sonucu oluşan bu baskıyı reddediniz lütfen.
Eğer, genel bir kongre ya da kurultay ya da çok geniş katılımlı bir organizasyon; bir özel gün, yıl dönümü, törensel etkinlik varsa, o zaman da belirli bir stant ya da platform üzerinde durur bayrak, örtü gibi masada değil…
Masanıza temiz beyaz örtünüzü seriniz, toplantının konusu ambleminizi ya da sloganınızı koyunuz, içeriğe uygun görselinizi yerleştiriniz…
Bu yeter…
Birileri size bayrağı "masa örtüsü yapmadınız" diye "hain" diyecekse de desin.
Aldırmayınız…
Kimseye ne yurt sevginizi ne de özel değerlere saygınızı kanıtlamak zorunda değilsiniz…
Bu oyuna gelmeyiniz!..
Gelmeyiniz artık…
Ne olur…
Yeter…




5'inci AF… Peki, ya sonrası?!

Yine "af" çıktı…
5'inci kez…
Üstelik "para cezası" da içermiyor.
Kayıt, kaçak insanlar 60 gün içerisinde başvuracak, "cezasız" yurt dışına gidecek, daha sonra isterse "turist" olarak 30 gün vizeyle geri gelecek.
* * *
Artık önemli olan denetim ve hükümetin otorite göstermesidir.
60 gün sonra göreceksiniz, çok az insan bu "af" için başvuru yapmış olacak.
Çünkü biliyorlar ki, "kayıt dışı" insanları denetleyecek ne bir erk var, ne de otorite…
Ve "niyet" de yok doğrusu…
Umarım yanılırım…
Göreceğiz birlikte…

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1328 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler