1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'HER YÖNDEN DAHA KÖTÜYE GİDİŞ VAR'
HER YÖNDEN DAHA KÖTÜYE GİDİŞ VAR

'HER YÖNDEN DAHA KÖTÜYE GİDİŞ VAR'

“Alikko ile Caher”in “Caher”i, tiyatro sanatçısı ve yazar Osman Balıkçıoğlu, Kuzey Kıbrıs’ta hızlı bir değişim olduğunu söyleyerek, bunu “daha kötüye gidiş” olarak nitelendirdi. Balıkçıoğlu, “Maales

A+A-

 

 

 

“Alikko ile Caher”in “Caher”i, tiyatro sanatçısı ve yazar Osman Balıkçıoğlu YENİDÜZEN’e konuştu,ülkeyi yorumladı. Osman Balıkçıoğlu Kuzey Kıbrıs’ta hızlı bir değişim olduğunu söyleyerek, bunu “daha kötüye gidiş” olarak nitelendirdi

  

“HER YÖNDEN DAHA KÖTÜYE GİDİŞ VAR”

 

·        “Maalesef Kıbrıs’ta hızlı bir değişim oldu. Her yönden daha kötüye gidiş var, kontrolsüz bir nüfus artışı oldu, bu da beraberinde birçok olumsuzluğu getirdi. Bu ülkede olmayan şeyler oluyor. Bunlar yanlış politikaların, yanlış uygulamaların neticesidir”

 

·        “Kıbrıs’ta doğmayan Kıbrıs kökenli insanlar, Kıbrıs’ta doğanlar kadar Kıbrıs’a özlem duymuyorlar. Kıbrıs’ta doğup, Londra’ya yerleşenler yaşlanıp ölüyorlar, yeni nesilin de Kıbrıs’a fazla ilgisi yok”

 

·        “Birçok insanımız Kıbrıs’a gelip çeşitli nedenlerle mağdur olmuştur. Ev yaptırmış, koçanını alamamıştır; devlette bir işi olmuştur, halledememiştir; buraya gelip parasını yitirmiştir”

 

   “Alikko ile Caher”in “Caher”i, tiyatro sanatçısı ve yazar Osman Balıkçıoğlu, Kuzey Kıbrıs’ta hızlı bir değişim olduğunu söyleyerek, bunu “daha kötüye gidiş” olarak nitelendirdi.  

   Balıkçıoğlu, “Maalesef Kıbrıs’ta hızlı bir değişim oldu. Her yönden daha kötüye gidiş var, kontrolsüz bir nüfus artışı oldu, bu da beraberinde birçok olumsuzluğu getirdi. Bu ülkede olmayan şeyler oluyor. Bunlar yanlış politikaların, yanlış uygulamaların neticesidir” dedi.

   İkinci kitabı “Londralılar”ın tanıtımı için Kıbrıs’ta bulunan Balıkçıoğlu, Londralıların Kıbrıs’a olan ilgisinde azalma olduğunu vurgulayarak, “Kıbrıs’ta doğmayan Kıbrıs kökenli insanlar, Kıbrıs’ta doğanlar kadar Kıbrıs’a özlem duymuyorlar. Kıbrıs’ta doğup, Londra’ya yerleşenler yaşlanıp ölüyorlar, yeni nesilin de Kıbrıs’a fazla ilgisi yok” diye konuştu.

   Balıkçıoğlu, Kıbrıs’a gelen pek çok Londralı’nın da çeşitli şekillerde mağdur olduğuna da dikkat çekti.

   “Alikko ile Caher”in yaratıcısı, tiyatrocu merhum Kemal Tunç’un, 5. ölüm yıldönümünde düzenlenen anma törenine de katılan Balıkçıoğlu, şunları söyledi: 

   “Kemal Tunç öldüğü zaman çok büyük bir ilgi oldu, televizyonda gördüm, oldukça çok sayıda insan cenazesine katıldı ve gayet güzel saygı gösterildi. Yücel Köseoğlu öldüğü zaman da öyle oldu. “Acaba ölmek mi lazım” diyorum bu ilgiyi görmek için. Ben burada yaşamıyorum, kitap tanıtımı için geldim ve çok ilgi gördüm, şikayet edemem. Ancak Kemal Tunç’u ölümünün 5. yılında anarken maalesef çok az kişi vardı. Ben daha fazla insan olmasını beklerdim ama maalesef yoktu”.

 

“LONDRALILAR”...

 

·        Soru: “Londralılar” adlı ikinci kitabınızın tanıtımı için Kıbrıs’a geldiniz. Kitap hakkında bilgi verir misiniz?

·        Balıkçıoğlu: “Londralılar”, birinci kitabım “Bizim insanımız, bizim Lefkoşamız” kitabının devamı gibidir. Yine zaman zaman Lefkoşalılardan bahsediyorum ama daha çok Londra’da tanıdığım ve Londra’da yaşayan Kıbrıslı Türkleri anlatıyorum. Basit bir işçiden, bakana, benim karşılaştığım ve tanıştığım insanları anlatıyorum. Londra’ya ne zaman gittiklerini, ne yaptıklarını, özlemlerini, sıkıntılarını anlatıyorum. Birinci kitabım çok ilgi görmüştü, umarım bu da aynı ilgiyi görür.

 

“KIBRIS’A İLGİDE ÇOK BÜYÜK BİR AZALMA VAR”

 

·        Soru: Londra’daki Kıbrıslı Türkler’in Kıbrıs’a olan ilgisinde azalma olduğunu gözlemliyoruz. Londra’da yaşayan Kıbrıslı Türkler’in Kıbrıs’la ilgili beklentileri, düşünceleri nelerdir?

·        Balıkçıoğlu: Elbette ilgide çok büyük bir azalma var. Kıbrıs’ta doğmayan Kıbrıs kökenli insanlar, Kıbrıs’ta doğanlar kadar Kıbrıs’a özlem duymuyorlar. Kıbrıs’ta doğup, Londra’ya yerleşenler yaşlanıp ölüyorlar, yeni nesilin de Kıbrıs’a fazla ilgisi yok. Eskiden Kıbrıs dendiği zaman yer yerinden oynardı, insanlar birbirine girerdi, sağcısı solcusu çekişirdi. Bu pek kalmadı ve günden güne de azalıyor. Gerek ben, gerekse başka arkadaşlar Kıbrıs Türk kültürünü Londra’da tiyatrolarımızda, radyodaki programlarımızda, gazetelerimizde yaşatmaya çalıştık ama o da yavaş yavaş azalıyor çünkü yeni yetişen nesil pek ilgi duymuyor.

 

·        Soru: Ailelerin çocuklarının bu ilgisizliğinde ne kadar payı var sizce?

·        Balıkçıoğlu: Muhakkak ailelerin çocuklarının yetişmesinde etkisi vardır. Aileler çocuklarına Türkçe öğretmeyi öncelik sayıyor, bunu kültür görüyor. Londra’da 20-25 Türk okulu vardır, orada çocuklara Türkçe öğretiyorlar. Yeni nesillerin Türkçesi gelişiyor, folklör de öğreniyorlar, o da ailelere yeterli geliyor. Daha önceleri İngilizce’yle karışık acayip bir dil konuşurlardı, bu nispeten azaldı ama söylediğim gibi Kıbrıs denince içi titreyen insanlar azalıyor ve yerine gelen yeni nesiller de Kıbrıs’a pek ilgi duymuyor.

 


 

LONDRALILARIN HAYAL KIRIKLIKLARI...

 

·        Soru: Londra’daki Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs’la ilgili hayal kırıklığı yaşadığından da bahsedebilir miyiz?

·        Balıkçıoğlu: Tabi, ilgi duymamalarında o da çok büyük bir etkendir. Birçok insanımız Kıbrıs’a gelip çeşitli nedenlerle mağdur olmuştur. Ev yaptırmış, koçanını alamamıştır; devlette bir işi olmuştur, halledememiştir; buraya gelip parasını yitirmiştir. Bu insanlar gerisin geriye İngiltere’ye daha kötü durumda döndüklerinde, bunları İngiltere’deki insanlara da anlattılar. Bu da oradaki insanların Kıbrıs’a bakış açısını etkiledi. Eskiden herkes “bir gün vatanıma döneyim ve orada yaşayayım” diye bir özlem duyardı, o da azaldı, yok olmaya başladı. İnsanlar “Gidersek başımıza bunlar gelecek” diye düşünmeye başladılar.

 

“KIBRIS’TA HIZLI BİR DEĞİŞİM OLDU”

 

·        Soru: 70’li yıllarda Londra’ya gittiniz, o günden bugüne Kıbrıs’ta neler değişti?

·        Balıkçıoğlu: “Bizim insanımız, bizim Lefkoşamız” adlı kitabımı yazma nedenim işte budur. 2000’in başlarında Girne Kapıs’ından Lokmacı barikatına doğru yürürken gördüğüm insanların bana yabancı olduğunu fark ettim. Benim aşina olduğum insanlar ortadan kaybolmuş, gitmişti. Ben eskiden Girne Kapısı’ndan Lokmacı’ya gidene kadar 50 kişiye selam verirdim, konuşurdum. “Ne oluyor bu memlekette? Büyük bir değişim oluyor” dedim kendi kendime. Ara sokaklara girdim, “bu benim Lefkoşam değil” dedim ve eski Lefkoşa’yı yazmaya karar verdim.

Maalesef Kıbrıs’ta hızlı bir değişim oldu. Her yönden daha kötüye gidiş var, kontrolsüz bir nüfus artışı oldu, bu da beraberinde birçok olumsuzluğu getirdi. Bu ülkede olmayan şeyler oluyor. Bunlar yanlış politikaların, yanlış uygulamaların neticesidir. Bunda tüm hükümetlerin suçu var, bunu nasıl durdururlar bilemem. Artık ipin ucu kaçtı gibi geliyor bana, burada yaşayanlara Allah kolaylık versin.

 

“ACABA ÖLMEK Mİ LAZIM”

 

·        Soru: Biraz da sanatçılara vefadan bahsetmek isterim. Geçtiğimiz hafta Kemal Tunç ölümünün 5. yılında anıldı. Kemal Tunç, dostunuzdu, yıllarca aynı sahneyi, mikrofonu paylaştınız. Sizce Kemal Tunç’un anma törenine yeterli ilgi gösterildi mi? Kıbrıs’ta sanatçılara verilen değeri nasıl buluyorsunuz?

·        Balıkçıoğlu: Kemal Tunç öldüğü zaman çok büyük bir ilgi oldu, televizyonda gördüm, oldukça çok sayıda insan cenazesine katıldı ve gayet güzel saygı gösterildi. Yücel Köseoğlu öldüğü zaman da öyle oldu. “Acaba ölmek mi lazım” diyorum bu ilgiyi görmek için. Ben burada yaşamıyorum, kitap tanıtımı için geldim ve çok ilgi gördüm, şikayet edemem. Ancak Kemal Tunç’u ölümünün 5. yılında anarken maalesef çok az kişi vardı. Ben daha fazla insan olmasını beklerdim ama maalesef yoktu.

 

“BAKKALOĞLU” ...

 

·        Aslında sanatçılara yaşarken pek ilgi gösterilmiyor. Geçen yıl Büyükkonuk’ta bizim heykellerimiz dikildi. Bana Kemal Tunç’un kızı bildirdi, bana hiçbir yetkili ulaşmadı, haber vermedi, “gel” demedi. Ben de gece televizyonda haberleri izliyorum, haberlerde heykellerin açılışından bahsedildi, “Büyük sanatçılar Kemal Tunç ve Osman Bakkaloğlu’nun heykelleri dikildi” denildi. “Benim babam bakkallık yapmadı, hayatında hiç bakkal olmadı. Yoksa bu başkası mı, ben değil miyim” dedim kendi kendime. Diğer kanallara baktım, hepsi haberi “Bakkaloğlu” diye veriyor. “Birisi büyük bir hata yaptı” diye düşündüm. Ertesi gün gazetelerin internet sayfalarından da “Bakkaloğlu” yazıldı. Ben hayatta olan ve yaklaşık 50 yıldır sanat dünyasının içinde olan biriyim. Benim adımı bile birileri bilmiyorsa ve yanlış yazıyorsa artık sanatçıya verilen değeri siz düşünün. İlk zamanlar buna çok canım sıkıldı, “bu saygısızlıktır” dedim ama sonra “komik bir olaydır” diyerek öyle kabul ettim.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1195 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler