1. YAZARLAR

  2. Tayfun Çağra

  3. Her şeyimiz maaşlara feda olsun!..
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yazarın Tüm Yazıları >

Her şeyimiz maaşlara feda olsun!..

A+A-

 

“Bulacaksın canım, bulamazsan gideceksin canım” demişti birileri…
İstedikleri oldu, maaşlar bulundu ama ne pahasına…

***

Önemli olan maaşların ödenmesi değil miydi? Ödendi işte… Gerisi için ne gam!
Suda geçici dönemin ihalesi Ankara’da açılmış, DSİ yürütecekti ama ondan da vazgeçilmiş, bu geçici dönem de özele devrediliyormuş, bize ne!
Maaşlar ödendi ya!..

***

Ekonomik protokol da imzalandı, mali protokol da imzalandı… Tüm protokollerde olan ama şimdi de daha da “benim dediğim olacak” mantalitesinde yazılmış anlaşmalardan bize ne!
Maaşlar ödendi ya!

***

Bir de Koordinasyon Ofisi kurulmuş… O da gençliğe, spora sahip çıkacakmış! Ne güzel, madem ki sahip çıkacak, nasıl çıktığı, neler yapılacağı kimin umurunda!
Maaşlar ödendi ya!
Bulamayanlar gitti ya, bulanlar geldi ya… Gerisinden bize ne!

***

Su 2.30 TL’den gelecekmiş, faturalar kabaracakmış, tahsilat yapılamayacakmış, belediyeler zor durumda kalacakmış… Bize ne! Ekonomik protokole hukukla ilgili maddeler de kaçmış!, özelleştirme isteniyormuş, elektrik dairesi de, telefon dairesi de elden gidiyormuş… Bize ne! Ofis kurulacakmış, başına geçecek Türkiye’den bir zat bu ofisi idare edecekmiş, gençliği imana getirecekmiş, istediği program ve projeleri uygulamaya koyacakmış, kamplar haremlik-selamlık olacakmış, kuran kursları daha da yaygınlaşacakmış bize ne!..
Maaşlar ödendi ya!..
Bulamayan gitti, bulan geldi ya canım!..

***

Alaycı ve komik bir şekilde yazmaya çalıştığım bu gelişmeler aslında traji-komik gelişmeler… Ağlanacak halimize güler olduk çünkü psikolojimiz de bozuldu.
Bozuldu çünkü biz böylesine kötü bir idareyi hak etmiyoruz. Böylesine umursuz, böylesine kaygısız…
Ben utanıyorum… Böyle bir idareyi, azınlık olsa da hükümet olarak kabul etmek durumunda kaldığım için… İdare demekten de utanıyorum çünkü ‘idare’ ile ilgili herhangi bir yetki ne yazık ki ellerinde yok. Baksanıza, önceki hükümet döneminde su protokolü konusunda CTP’ye “noktasına, virgülüne dokunmadan imzalayalım gitsin” diyen UBP Genel Başkanı şimdi Başbakan olarak oturuyor koltukta… O düşüncesinin karşılığını yanına yavru partisini de alarak azınlık hükümetini kurmakla aldı.

***

Şimdi ne geliyorsa Türkiye’den ‘noktasına, virgülüne’ dokunmadan kabul ediliyor. İki ülkenin ilişkileri ‘lale devrini’ yaşıyor. Ama bu lale devri tek taraflı yaşanıyor… Bizim açımızdan ‘yıkım devri’… Gençler direndi ama dinleyen olmadı. Hükümet sallamadı bile… Nasıl olsa arkasında güç var. O güç de bir şey/ bir şeyler istemiş. Yapmamak olmazdı, emir büyük yerdendi.
Yapılacaktı çünkü maaşlar ödenecekti.

***

Yanlış olan neydi peki?
O istenmemiş miydi zaten!
“Bulacaksın canım, bulamazsan gideceksin canım” dememiş miydi sendika temsilcisi…
İşte o yapılıyordu şimdi…
Maaşlar ödeniyordu ya!..
Gerisinden bize neydi!

Bu yazı toplam 1269 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar