1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Her şeye rağmen umut var'
Her şeye rağmen umut var

'Her şeye rağmen umut var'

Alman-Kıbrıslı Gençlik Değişim Projesi’nin altıncı ayağı Almanya’da yapıldı. Almanya’dan ve Kıbrıs’tan gençleri 3 toplumlu bir çerçeve içerisinde bir araya getirerek dostluk ve güven ilişkisi yaratıp birbirlerini anlamalarını

A+A-

 

Alman-Kıbrıslı Gençlik Değişim Projesi’nin koordinatörlerinden Coşkun Tözen, projeye katılan Kıbrıslı Türk ve Rum gençlerin çoğunun politikacıları toplumları farklı açılardan iki toplumlu bir geleceğe hazırlamadıkları için eleştirdiğini söyledi

 

“Her şeye rağmen umut var”

 

“Tüm katılımcılar Kıbrıs sorununun çözülmesini ve Kıbrıs’ta kalıcı bir barışı istediklerini belirttiler. Kıbrıs ancak kapsamlı, iki bölgeli ve iki toplumlu bir çözümle birleştirilebilir”

 

On yıllardır süren müzakere sürecini, 2004’de Annan Planı’nın reddedilişini, Talat ve Hristofyas’ın bile bir cözüme ulaşamamasını ve AB ve Türkiye arasındaki müzakere sorunlarını gözönünde bulunduracak olursak, malesef pek optimist olamıyoruz. Ama herşeye rağmen hala daha umut var”

 

“Kıbrıs’ın AB dönem başkanı olmasıyla Kıbrıs sorunu tekrardan medyada yer buldu. Bunu dönem başkanlığının olumlu bir etkisi olarak değerlendiriyoruz. Katılımcıların birçoğu politikacıları aktif bir sekilde iki toplumlu projeleri desteklemedikleri ve toplumu farklı açılardan iki toplumlu bir geleceğe hazırlamadıkları için eleştirdi”

 

 

   Alman-Kıbrıslı Gençlik Değişim Projesi’nin altıncı ayağı Almanya’da yapıldı.

   Almanya’dan ve Kıbrıs’tan gençleri 3 toplumlu bir çerçeve içerisinde bir araya getirerek dostluk ve güven ilişkisi yaratıp birbirlerini anlamalarını sağlamayı amaçlayan projeye katılan Kıbrıslı Türk ve Rum gençlerin çoğu politikacıların iki toplumlu projeleri aktif bir şekilde desteklemediklerini ifade etti. Gençler politikacıları toplumlarını farklı açılardan iki toplumlu bir geleceğe hazırlamadıkları için eleştiriyor.

   Alman Sosyalist Gençlik Hareketi, Gençlik Değişim Projesi koordinatörlerinden Coşkun Tözen, bu yıl proje kapsamında neler yapıldığını Face to Face’e anlattı.

   Tözen, “Onyıllardır süren müzakere sürecini, 2004’de Annan Planı’nın reddedilişini, Talat ve Hristofyas’ın bile bir çözüme ulaşamamasını ve AB ve Türkiye arasındaki müzakere sorunlarını gözönünde bulunduracak olursak, malesef pek optimist olamıyoruz. Ama herşeye rağmen hala daha umut var” diye konuştu.

 

·        Soru: Alman-Kıbrıslı Gençlik Değişim Projesi’nin bu yıl altıncı ayağını gerçekleştirdiniz. Öncelikle proje hakkında bilgi verir misiniz?

·        Tözen: Alman-Kıbrıslı Gençlik Değişim Projesi 2007 yılında Alman Sosyalist Gençlik Hareketi’nin (SJD - Die Falken) Hannover şubesinin insiyatifiyle hayata geçmiş, Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk ve Almanların katılımıyla gerçekleşen üç toplumlu bir projedir. Alman Sosyalist Gençlik Hareketi Hannover şubesi, tamamen bağımsız, köklü ve eğitim amaçlı bir organizasyondur ve herhangi bir parti ile bağlantısı yoktur. Kıbrıslı Rumları temsilen IKME Vakfı, Kıbrıslı Türkleri temsilen BILBAN Vakfı projede rol almaktadır. Proje, Friedrich-Ebert Vakfı, Gedenken und Frieden Vakfı - Volksbund Deutsche Kriegsgräberfürsorge Vakıfları tarafından fonlanmaktadır. Projenin amacı Almanya'dan ve Kıbrıs'tan gençleri 3 toplumlu bir çerçeve içerisinde bir araya getirerek, atölye çalışmaları, seyahat ve sosyal aktiviteler aracılığı ile devamlı bir dostluk ve güven ilişkisi yaratıp birbirlerini anlamalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Proje her yıl Almanya ve Kıbrıs’ın iki tarafında dönüşümlü olarak yapılıyor. Bu yıl da gençler Almanya’da bir araya geldi.

 

BU YIL NELER YAPILDI?

 

·        Soru: Proje kapsamında bu yıl neler yaptınız?

·        Tözen: Proje bu yıl 4-15 Ağustos tarihleri arasında Almanya’da gerçekleştirildi. İlk yarısı Berlin’de, ikinci yarısı ise Hannover’da yapıldı. Proje genel olarak 3 ana etkinlikten oluşmaktadır, Almanya ve Kıbrıs’ın politik ve sosyal tarihi ile ilgili atölye çalışmaları, atölye çalışmalarının içeriğiyle bağlantılı olan geziler, politikacılar ve sivil toplum örgütlerinin üyeleriyle toplantılar.  Aslında, 12 gün içerisine sığdırabildiklerimiz benim için de hem şaşırtıcı hem de çok sevindiriciydi. Atölye çalışmalarındaki konular üzerine yapılan tartışmalar gençlerin katıldığı bir değişim projesi için oldukça kapsamlı ve derinlemesineydi. Şunu da belirtmeliyim ki; Kıbrıslı ve Alman katılımcılar bu atölye çalışmalarının birçoğunu proje öncesinde hazirlamışlardı. Bu yıl atölye çalışmalarımızda Almanya’nin 19. yüzyıl sonundan bugune kadar olan tarihini tartıştık. Özellikle Nazi Almanya’sı, Almanya’nın bölünüşü ve birleşmesi üzerinde duruldu. Ayrıca, Almanya’daki en son politik gelişmeleri ve radikal sağı da tartıştık. Kıbrıs’ın politik tarihiyle ilgili olarak farklı atölye çalışmalarımız oldu. Bu çalışmalarda bugünkü Kıbrıs sorununun kökenini irdeledik. Bu kapsamda 50’li yıllardaki ve özellikle 1963-74 yılları arasındaki toplumlararası çatışmaları, 1960 anayasasını, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1963 yılında gerçeklesen de-facto yıkılışını ve 1974’de adanın de-facto olarak bölünmesine yol açan olayları tartıştık. Ve tabi ki bunları tartışırken, bu olayların hepsini yerel, bölgesel ve küresel bir çerçeveye oturtup değerlendirmeye çalıştık. En önemlisi, 1974’den sonra Kıbrıs sorununu çözmede yaşanan fikir ayrılıklarını tartışıp, ana anlaşmazlık noktalarını işaret ettik. Ayrıca, Kıbrıs’daki sivil toplum gelişmelerinden de bahsettik. Örnegin, Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği (AHDR), tarafsız tarih eğitimi ve Home for Cooperation (H4C) hakkında atölye çalışmaları yaptık. AHDR ve iki toplumlu H4C merkezini Kıbrıslı katılımcıların sadece bir kısmı önceden biliyorlardı.

 

Yaptığımız etkinliklere gelecek olursak, Berlin’de Friedrich Ebert Vakfi ve Alman-Kıbrıslı Forumu temsilcileriyle buluştuk. Alman Federal Parlementosu’nu ziyaret ettik, Pirates (Korsanlar) Partisi’nden bir politikacıyla görüştük, Berlin’de 1 saatlik bir bot gezisi ve şehir turu yaptık. Hannover’da da bir şehir turu gerçekleştirdik ve belediye binasında bizim için hazırlanan resmi karşılamaya katıldık.

 

Ayrıca, bir gün de Harz bölgesine bir gezi gerçekleştirdik. Bu bölgede Nazi yönetimi sırasında birçok toplama kampı vardı. Bunlardan biri olan ve gizli silah (V1, V2 roketleri) yapımında kullanılan Mittelbau Dora kampını ziyaret ettik. Gizli silah yapımının gerçekleştirildiği yeraltı tünellerini gezdik. Yine aynı gün, yakınlardaki Sorge’yi ziyaret ettik. Burası bir açıkhava müzesi olarak değerlendirilebilir. Burada eski Doğu-Batı Alman sınırından kalan, sınırın o gunden bugune değiştirilmemiş bir kismını görme şansı bulduk. 

 

Bütün bu bahsettiğim aktiviteleri ve atölye çalışmalarını yapmamızdaki amaç tarihten birşeyler öğrenmeye çalışmaktır. Böylece yaşanan politik değişimleri değerlendirebilir, karşılaştırabilir ve gelecek için yeni fikirler oluşturabiliriz. 

 

Tüm bu etkinliklerin yanında, kamp boyunca grup dinamiğini sağlamak ve katılımcıları kaynaştırmak için bazı oyunlar oynadık. Bunların arasında Hannover’da katıldığımız özel halat kursu da vardı. Hepimiz bundan çok keyif aldık. Tabi ki şunu da eklemeliyim ki kampımız çok eğlenceli ve sıcak bir ortamda gerçekleştirildi. Katılımcılar birbirleriyle yeni arkadaşlıklar kurdular, Kıbrıslılar Alman kültürünü biraz daha yakından görme şansı yakalarken, Alman katılımcılar da Kıbrıs kültürü hakkında birşeyler öğrendiler. Kıbrıslı katılımcılar yanlarında Kıbrıs’a özgü birkaç yiyecek ve içecek çesidi getirip, bunları Alman katılımcılara tanıtıp paylaştılar.

 


 

“Gençler Kıbrıs’ta kalıcı bir barışı istiyor”

 

·        Soru: Bu yıl siz projenin altıncı ayağını gerçekleştirirken görüşmeler teknik düzeyde sürdürülüyor, Kıbrıs AB dönem başkanlığını yürütüyor. Bu konularda ne tür tartışmalar oldu? Gençler gelecekle ilgili ne düşünüyor?

·        Tözen: Tüm katılımcılar Kıbrıs sorununun çözülmesini ve Kıbrıs’ta kalıcı bir barışı istediklerini belirttiler. Kıbrıs ancak kapsamlı, iki bölgeli ve iki toplumlu bir çözümle birleştirilebilir. Ancak onyıllardır süren müzakere sürecini, 2004’de Annan Planı’nın reddedilişini, Talat ve Hristofyas’ın bile bir çözüme ulaşamamasını ve AB ve Türkiye arasındaki müzakere sorunlarını gözönünde bulunduracak olursak, malesef pek optimist olamıyoruz. Ama herşeye rağmen hala daha umut var ve katılımcıların birçoğu bu durumun sonsuza kadar süremeyeceği görüşündeler.

 

AB DÖNEM BAŞKANLIĞININ OLUMLU ETKİSİ...

 

Kıbrıs’ın AB dönem başkanı olmasıyla Kıbrıs sorunu tekrardan medyada yer buldu. Bunu dönem başkanlığının olumlu bir etkisi olarak değerlendiriyoruz. Katılımcıların birçoğu politikacıları aktif bir şekilde iki toplumlu projeleri desteklemedikleri ve toplumu farklı açılardan iki toplumlu bir gelecege hazırlamadıkları için eleştirdi. Bunun bir örneği okullarda çocuklara ve gençlere hala daha yanlı ve tek taraflı bir Kıbrıs tarihinin öğretilmesidir. Bazı katılımcılar geçen zamanla birlikte yeni nesillerin birleşik bir Kıbrıs’a olan ilgilerinin azalacağından korktuklarini ifade ettiler. Sınırın iki yanındaki sivil toplumun halk temelinde sorunun çözümüne nasıl katkı koyabilecekleri üzerinde özellikle durduk. Son yıllarda bu anlamda güzel gelişmeler var. Örneğin Kıbrıs Toplum Medya Merkezi (CCMC) ve H4C. 

 

“HALA DAHA KIBRIS’IN BİRLEŞMESİNİ BEKLİYORUZ”

 

·        Soru: Bir önceki röportajımızda birleşik bir Kıbrıs dilemiştiniz ancak bu olmadı. Bundan sonrası için ne söyleyeceksiniz? Almanya’dan baktığınız zaman Kıbrıs’taki durumu nasıl görüyorsunuz?

·        Tözen: Hala daha Kıbrıs’ın birleşmesini bekliyoruz. Almanya’dan veya genel olarak Kıbrıs’ın dışından bakıldığında, derin politik sorunun karmaşıklığını ve zaman içerisindeki yerel, bölgesel ve uluslararası konumunu anlamak çok önemlidir. Bana göre, Kıbrıs sorunu gibi sorunlar sadece politik elitler tarafından çözülemez. Kapsamlı çözüm bulmak için yapılan müzakerelere paralel olarak, halkların farklı düzeylerdeki iki toplumlu aktiviteler ve projelerde yeralması önemlidir.

 

·        Soru: Proje kapsamında bundan sonra neler yapılacak?

·        Tözen:  Gelen yıl sonbaharda proje tekrar Kıbrıs’ta, sınırın her iki yanında gerçekleştirilecek. Yine Kıbrıs tarihinin farklı yönleri, son politik gelişmeler ve Kuzey ve Güney’deki toplumsal değişimler üzerinde durulacak.

 


COŞKUN TÖZEN KİMDİR?

1973 yılında İstanbul’da doğan Coşkun Tözen’in babası Kıbrıslı. Almanya’da yaşayan Tözen  Hannover Leibniz Üniversitesi, Siyasi Bilimler ve Tarih bölümünde okudu ve 2005 yılında aynı üniversitede Kıbrıs sorunu üzerine master yaptı. Tözen, Hannover Leibniz Üniversitesi’nde lisans ve lisans üstü ögrencilerine Kıbrıs Sorunu, Türkiye'nin Müzakere Süreci ve AB hakkında ders veriyor ve ayrıca Alman Sosyalist Gençlik Hareketi (Die Falken) Hannover şubesinde görev yapıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1333 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler