1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Her şey yolunda'
Her şey yolunda

'Her şey yolunda'

Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslı Türk Üyesi Gülden Plümer Küçük, kayıpların bulunması ve kimliklendirilmesi projesinin ailelerin talepleri üzerine yeniden yapılandırıldığını belirtti. “Aileler de bir an evvel kayıplarına kavuşmak istiy

A+A-

 

 

Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslı Türk Üyesi Gülden Plümer Küçük, kayıpların kimlik tespiti projesinin yeniden yapılandırılması hakkında Face to Face’e bilgi verdi

 

“Her şey yolunda”

 

·        “Yeniden yapılandırma sürecinde ailelerle temas halinde olduk, aile temsilcilerine bilgi verdik. Onların desteği olmasaydı zaten bu yeniden yapılandırma da olamazdı. Biz bilimi, ailelerin ve liderlerin desteğini arkamıza aldık ve yeniden yapılandırmayı gerçekleştirdik”

 

·        “Uluslararası uzmanların raporlarına dayanarak genetik safhasında da yeniden yapılandırma yapmak istedik. Kıbrıs Nöroloji ve Genetik Enstitüsü ile bu raporlar ışığında ortaya koyduğumuz taleplerimize olumlu karşılık verilmedi”

 

·        “Bosna’daki Uluslararası Kayıp Kişiler Komitesi çok şeffaf bir kuruluş. Bizdeki yetkililerden bazılarına kendi sistemine girebilme yetkisi verecek ve numunelerin nerede ve hangi aşamada olduğunu görebileceğiz. Biz bunu Kıbrıs Nöroloji ve Genetik Enstitüsü’nden görmedik”

 

   Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslı Türk Üyesi Gülden Plümer Küçük, kayıpların bulunması ve kimliklendirilmesi projesinin ailelerin talepleri üzerine yeniden yapılandırıldığını belirtti.

   “Aileler de bir an evvel kayıplarına kavuşmak istiyorlar” diyen Küçük, bilimi, ailelerin ve liderlerin desteğini arkalarına alıp yeniden yapılandırmayı gerçekleştirdiklerini söyledi.

   Gülden Plümer Küçük, bu süreçte yaşananları Face to Face’e anlattı ve “Aileler endişe duymasın, herşey yolundadır” dedi.

 

·        Soru: Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi 1981’de kuruldu, 2005’de “Genel Kazı, Kimlik Tespiti ve Kalıntıların İadesi Projesi”nin kurulmasına karar verildi ve proje 2006’da başladı. 6 senede neler yapıldı, kaç kişinin kemiklerine ulaşıldı, kaçının kimlik tespiti yapıldı?

·        Küçük: Proje kazı, antropoloji, DNA ve kalıntılar olmak üzere 4 safhadan oluşur. 2006’da sadece kazı kısmı başlamıştı çünkü Antropoloji Laboratuvarı inşaat halindeydi. Daha sonra DNA Laboratuvarı da yapıldı. İlk kimliklendirmeler 2007’den sonra başladı. Şu anda elimizde 850 civarında kişiye ait kemik kalıntısı vardır. 494 Kıbrıslı Türk ve 1464 Kıbrıslı Rum kayıp var. Bugüne kadar 66 Kıbrıslı Türk, 266 Kıbrıslı Rum kayıp kimliklendirilmiştir.

 

·        Soru: Son dönemde projede bazı değişiklikler yapıldı. Örneğin kemiklerin DNA çalışmaları için Bosna’ya gönderilmesine karar verildi. Bu süreçle ilgili bilgi verir misiniz?

·         Küçük: Proje yaşayan, ihtiyaçlara göre değiştirdiğimiz bir projedir. Antropoloji Laboratuvarı’ndaki tıkanıklığı gördüğümüz için Antropoloji Laboratuvarı’nı iki katına çıkardık. Yeni antropologlar aldık ve ayrıca iki tane tecrübeli, uluslararası çalışan antropolog da alıyoruz. Bu iki antropolog hem elimizde biriken kemiklerden numunelerin kesilip DNA’ya gönderilmesine yardımcı olacak, hem de laboratuvardaki antropologlarımıza eğitim verecek. Bu yeniden yapılandırma işlemi her safhaya yapılmıştır. Kazı ekipleri de artırılmıştır.

 

GENETİK SAFHASINDA YENİDEN YAPILANDIRMA...

 

Yeniden yapılandırmada en büyük sorun yaşadığımız genetik safhası oldu. 2006’dan beri Kıbrıs adasında olduğu için tercih ettiğimiz, uluslarası akreditasyonu olan Kıbrıs Nöroloji ve Genetik Enstitüsü (Cyprus Institute of Neurology and Genetics -CING) bize genetik konusunda hizmet veriyordu. Bir anlaşma çerçevesinde çalışıyorduk. Bu bizim için çok hassas bir konudur, çünkü Kıbrıslı Türk aile yakınlarının DNA profillerini çalışacağımız laboratuvara vermemiz gerekiyordu. Bu da bir Kıbrıslı Rum genetik enstitüsüydü ve verirken yaptığımız anlaşmada bu DNA profillerinin başka bir amaç için kullanılmayacağı, gizlilik prensiplerine uyacakları ve yazılı talebimizden sonra iki hafta içinde DNA profillerini bize iade edecekleri yazılmıştı. Bu kadar zamandır da bu enstitüyle çalıştık ve 332 kaybı da kimliklendirdik.

 

Bu arada belirtmek isterim ki kimliklendirme aşaması sadece DNA profili üzerine kurulmamıştır. Bir kayıbın kimliklendirmesi yapılırken ismi bilmeden önce DNA veriler veri bankası ile uyumlaştırılır, çıkan sonuç antropologlara gönderilir. Antropologlar analizleri tekrar gözden geçirirler, tekrar yapılandırırlar, DNA düşük oranda çıkmışsa yeni kemik numunesi gönderilir ve kayıp yakınlarından alınan bilgileri de değerlendirip emin olurlar. Her iki laboratuvar da kimliklendirme konusunda emin olduğu zaman uyumlaştırma toplantısı yapıp, tüm bilim adamları hemfikir olunca, iki toplumun temsilcisinin imzasıyla kimliklendirme onaylanarak ailelere bildirilir.   

 

“KIBRIS NÖROLOJİ VE GENETİK ENSTİTÜSÜ TALEPLERİMİZE OLUMLU KARŞILIK VERMEDİ”

 

 

Bu süreçte danıştığımız uluslararası uzmanlar, bilimadamları vardır. Onların raporlarına dayanarak genetik safhasında da yeniden yapılandırma yapmak istedik. Kıbrıs Nöroloji ve Genetik Enstitüsü ile anlaşmamız bittikten sonra yapılan görüşmelerde, bu raporlar ışığında ortaya koyduğumuz taleplerimize olumlu karşılık verilmedi. Bizim istediğimiz çalışma şartlarına uymak istemediler, biz de UNDP vasıtasıyla ihaleye çıktık, zaten isteseydi Kıbrıs Nöroloji ve Genetik Enstitüsü de ihaleye katılabilirdi ama katılmadı. Demek ki kendilerinin kendi görüşü ve şartları vardı, şartlarımız kesişmedi ve dolayısıyla anlaşamadık.

 

İhaleye çok iyi uluslararası laboratuvarlar başvurdu ve bu bizi çok sevindirdi. Bunlar arasından Bosna’daki Uluslararası Kayıp Kişiler Komitesi (International Committee of Missing Persons - ICMP) UNDP tarafından seçildi. Önemli olan bizim şartlarımıza uyması, güvenilirlik, toplu gömü yerleri konusunda tecrübeli olması ve fiyat konusuydı. İhale sonuçlandıktan hemen sonra Kayıp Şahıslar Komitesi’nin iki toplumlu bilim adamları hemen Bosna’ya gidip görüşmelerini yaptı. Bu süreçte projenin hiçbir safhası durmadı. Kemik örnekleri kesilip hazırlandı. Hazırlanan yaklaşık 70 kişiye ait 280 kemik örneği hemen Bosna’daki Uluslararası Kayıp Kişiler Komitesi’ne gönderildi ve hemen işlemlere başladılar.     

 

Bu süreçte Kıbrıs Nöroloji ve Genetik Enstitüsü sadece elindekileri bitirdi yeni örnek göndermedik.

 

“VERİ TABANI ALINDI”

 

·        Soru: Basında veri tabanının Kıbrıs Nöroloji ve Genetik Enstitüsü’nden alınması konusunda sıkıntı olduğuna dair haberler yer aldı... 

·        Küçük: 25 Temmuz itibarıyla Kıbrıs Nöroloji ve Genetik Enstitüsü benimle temasa geçerek kayıp yakınlarının veri bankasını vereceğine dair mektup gönderdi ve 26 Temmuz’da genetik danışmanım Cemal Gürkan verileri benim adıma teslim aldı. Veriler bize anlaşmadakinden daha geç verilmiştir. Bütün mesele Kıbrıs Nöroloji ve Genetik Enstitüsü’nün yine kendi istediğini yapma merakıdır.   

 

·        Soru: Rum basınına göre 25 Temmuz öngörülen tarihti yani bir gecikme olmadı...

·        Küçük: O kendilerinin öngördüğü tarihtir, sözleşmenin öngördüğü tarih talebimden sonraki iki haftaydı. Onlar enstitüye yeni yönetim kurulu atandığını ve onların onayı gerektiğini öngördüler. Ancak bu yönetim kurulu kararı isteyen birşey değildir, bu imzalanan sözleşmede yer alan bir maddedir. Bu tavır bana ters geldi ve bundan pek hoşlandım. Bir anlaşmaya imza attığınız zaman onu onure etmekle yükümlüsünüz, anlaşmanın üstüne şart koyamazsınız. Nitekim veri tabanını alana kadar bir defa ben, 2-3 defa da UNDP mektup yazdı. Kendi veri tabanlarıyla ilgili de problem çıkardılar ama beni Kıbrıslı Türk kayıplarla ilgili veri tabanı ilgilendirir. Artık veri tabanımızı aldık ve bunları tartışmaya gerek yok. Bundan sonraki aşamamıza bakıyoruz.

 


 

“Bosna’daki laboratuvar çok şeffaf”

 

   Yeniden yapılandırmada bütün safhaların yine Kıbrıs adasında ve iki toplumlu yapılmasına titizlik gösterdik. Bosna’daki laboratuvar bize, sadece isimlerini bilmeden, kodlanan kemiklerin DNA’sını çalışacak. Sonra ara bölgedeki Antropoloji Laboratuvarı’nda kurulan ünitedeki Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum iki genetikçi Bosna’dan gelen DNA profillerini bizdeki veri tabanıyla eşleştirecek ve kimlik belirleyecek. Yeniden yapılandırma çerçevesinde alınan uluslararası koordinatör tüm bu safhaları koordine edecek. Yine uyumlaştırma toplantısı yapılıp son karar verilecek. Şunu da vurgulamak isterim ki Bosna’daki Uluslararası Kayıp Kişiler Komitesi çok şeffaf bir kuruluş. Bizdeki yetkililerden bazılarına kendi sistemine girebilme yetkisi verecek ve numunelerin nerede ve hangi aşamada olduğunu görebileceğiz. Biz bunu Kıbrıs Nöroloji ve Genetik Enstitüsü’nden görmedik, bir bilgi almak için günlerce, haftalarca beklediğimiz olmuştu. Gerekli tüm anlaşmalar yapıldı, herhangi bir aksama olmayacak.  

 

“BİLİMADAMLARI ÇOK ÖZVERİLİ ÇALIŞIYOR”

 

·        Soru: Şu anda nerelerde kazı yapılıyor?

·        Küçük: Kuzey’de Yiğitler, Sazlıköy, Cihangir, Bozdağ, Hamitköy, Geçitkale ve Lefkoşa’da, Güney Kıbrıs’ta da Strovolos ve Maheras orman arazisinde kazılar yapılıyor. Proje 6 senedir devam ediyor, daha çok zorluklarla karşılaşmaya başladık. Para bulmamız gerekiyor, daha az miktarda kemik kalıntılarına rastlıyoruz ve bunları kimliklendirmek daha uzun zaman alıyor. İnsanlar bize bilgi veriyor ancak çok zaman geçtiği için bilgilerin doğruluk oranı %50 civarındadır. Belki doğru bilgidir ancak bilgiyi veren kişi hatırlamakta zorlanıyor. Bir yeri bulmak için uzun zaman harcamamız, bazen 5-6 kazı yapmamız gerekiyor. Kişi “Buradadır, gözlerimle gördüm” diyor ancak o “burada”ya ulaşamıyoruz çünkü geçen yıllar içinde yollar, çevre değişmiştir. Bunlardan dolayı da zolanıyoruz. Bütün bu zorluklara rağmen iki toplumlu bilim adamlarımız canla başla, sıcağa rağmen kazı yapıyorlar. Bilimadamları çok özverili çalışmaktadır. Her bir kaybın bulunması çok büyük emeklerle oluyor.

 

BÜTÇE...

 

·        Soru: Bütçeyle ilgili sıkıntı var mı?

·        Küçük: En büyük bağışçımız AB desteğini devam ettiriyor. AB’de şu anda 2013 bütçesi de tamamdır ancak projeyi iyi anlatabilmemiz lazımdır ki bu kriz ortamında da AB’nin desteği devam etsin. Ülkelerden tek tek gelen bağışlar bitmiştir, kriz ortamından dolayı çok küçük bağışlar yapıyorlar. Son iki senedir en büyük yardımı yapan Türkiye Cumhuriyeti’dir ki geçen sene 100 bin dolar vermişti. Bunun yanında iki toplumun da yaptığı katkı vardır. Bu projenin iyi ve efektif çalıştığını göstermemiz lazım. Bu yüzden hızlandırmamız ve yeniden yapılandırmamız şarttı.

 

“GİROD PROJEYE KIBRISLI GİBİ KATKIDA BULUNDU”

 

·        Soru: Üçüncü üye Christophe Girod’un görevden ayrılması süreci nasıl etkileyecek?

·        Küçük: Bay Girod hakikaten bu projeye Kıbrıslı gibi katkıda bulundu. Bence bugüne kadar atanmış üçüncü üyelerden en çok katkıda bulunanıydı. Projenin başarılı olması, fonların sağlanması için çok mücadele etti. Bu fonların sağlanması iyi bir koordine, iyi bir yaklaşım, zamanında AB’ye başvuru gerektirir ve bütün bunları gerçekleştirdi. Uzmanlara ve danışmanlara çok önem verdi. Kıbrıslı Türk ve Rum üyeler olarak biz iç organizasyonları yaparken Girod da uluslararası organizasyonları başarıyla yerine getirdi. Değişim süreci her zaman sancılı olur. Kıbrıs Rum tarafı da kendi iç sorunlarından dolayı bir takım sancılar yaşadı ve Girod’a karşı bir tepki oluştu. Girod Kıbrıslı değildi, eninde sonunda ayrılacaktı. Ancak bu kadar acımasızca saldırılması, bu kadar çok eleştiri yapılması ayrılmasının daha erken olmasına etki etmiştir herhalde. Kendisi hiçbir zaman bunu dile getirmedi.

 

2011’in Kasım ayında Rum üye görevden ayrıldı. 6 ay gibi bir süre de yerine biri atanmadı. Bunlar işlerin yavaşladığı süreçlerdi çünkü karar almak için iki tarafın da olması lazım. Rum üye olarak Dr. Aristoteler atandı. Üyelerin birbirlerine güvenmeleri ve koordineli çalışması çok önemlidir. Bunu algılayan bir kişidir, iyi niyetle çalışacağına inanıyorum. Üçüncü üyenin de atanması konusunda Girod gerekli girişimleri ayrılmadan yaptığını ve sene sonuna kadar yeni üyenin atanacağını düşündüğünü söyledi. En önemli üyeler Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum üyelerdir, onların hemfikir olduğu bir konuya genelde üçüncü üye otomatik olarak kabul ediyor.

 

“HER ŞEY YOLUNDA”

 

·        Soru: Son olarak ailelere ne söylemek istersiniz. Bu süreçte onların da zaman zaman endişelendiğini biliyoruz...

·        Küçük: Bu süreçte en çok endişeye kapılan aileler olmuştur. Bunu da anlayışla karşılıyorum. Ailelerin talepleri üzerine bu yeniden yapılandırma yapılmıştır, aileler de bir an evvel kayıplarına kavuşmak istiyorlar. Bu proje ile beklentileri de artmıştır. Aileler endişe duymasın, herşey yolundadır. Zaten yeniden yapılandırma sürecinde ailelerle temas halinde olduk, aile temsilcilerine bilgi verdik. Onların desteği olmasaydı zaten bu yeniden yapılandırma da olamazdı. Biz bilimi, ailelerin ve liderlerin desteğini arkamıza aldık ve yeniden yapılandırmayı gerçekleştirdik.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1038 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler