1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. “Her şey oyunla başlar…”
“Her şey oyunla başlar…”

“Her şey oyunla başlar…”

“Her şey oyunla başlar…”

A+A-

Meltem SONAY

Limasol Türk Kooperatif Bankası’nın bir yan kuruluşu olan Limasol Sosyal Sorumluk Kurumu, kâr amacı gütmeyen çevreye, insana ve topluma artı değer katmayı amaçlayan, daha iyi bir dünya ve insanlık yararına çalışmalarını sürdürüyor…
Beş kişilik bir yönetim kurulu ile çalışan kurumun hem Yönetim Kurulu Üyesi, hem de Danışmanı İpek Halim’den, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu ile işbirliği içerisinde iki yılı aşkın süredir devam eden ‘Bir Dünya Daha Var’ Projesi’nin, Çocuk Tiyatrosu alanında devam eden çalışmalarını dinledik…
Lefkoşa Belediye Tiyatrosu Sanatçısı ve Çocuk Tiyatrosu Uzmanı Hatice Tezcan ve Proje Danışmanı İpek Halim, projeyi anlatırken ve ‘işbirliği’nin önemine işaret ederken, ‘eşi olmayan’ birlikteliğin, ‘örnek olması’ temennilerini de belirttiler.
Projeye gönül vermiş Limasol Sosyal Sorumluk ve Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, hep maddi beklentilerle adım atmanın haricinde, böylesi bir işbirliği ile sosyal sorumluluk kültürünün yerleşmesinin ‘bulaşıcı olması, kıskanılması ve büyümesi’ dileklerini de sunuyor…

‘BİR DÜNYA DAHA VAR GÖRDÜKLERİNDEN BAŞKA’…

‘Bir Dünya Daha Var Gördüklerinden Başka’ Projesi’nin Eğitim Bakanlığı, Yeditepe Üniversitesi ve Doğu Akdeniz Üniversitesi ile birlikte kurulan strateji sonucu hayata geçtiğine işaret eden Proje Danışmanı İpek Halim, çocukların iletişim becerisini kuvvetlendirmek ve özgüvenlerini artırmanın amaçlandığının altını çizdi.
Projenin dört farklı kolda ilerlediğini aktaran İpek Halim, gönüllü akademisyen ve sanatçılarla beraber okuma, yazma, dinleme ve drama gibi çoklu çalışmalar yürüttüklerini aktardı.
Çok önem verdikleri projenin ayaklarından bir tanesinin, Çocuk Tiyatrosu’na destek olmak olduğunu belirten Halim, ‘İki Bavul Dolusu’ oyunu ile başlayan projenin bu ayağının, ikinci yılını tamamladığına işaret etti.

İLK OYUNLA 8500 ÇOCUĞA ULAŞTIK…

İpek Halim, Yönetmenliğini Hatice Tezcan’ın yaptığı ‘İki Bavul Dolusu’ oyunu ile 8 bin 500 çocuğa ulaşmanın mutluluğunu da paylaştı.
Tiyatro Sanatçısı, Çocuk Tiyatrosu Uzmanı Hatice Tezcan ise, proje kapsamında çocukların Lefkoşa Türk Belediyesi Tiyatrosu’na geldiğini, gelemeyenlere ise tiyatronun gittiğini aktardı.
Çocukların tiyatroya gelmesinin, gişeden, fuayeden geçip o havayı solumasının,  salona girip anonsu duymasının önemine de işaret eden Tezcan, bir taraftan da böylece küçük yaştan itibaren seyirci kazandıklarını belirtiyor.

HALİM: “LEFKOŞA BELEDİYE TİYATROSU BU İŞİ ÇOK İYİ YAPIYOR…”

Projede, hem birçok farklı kurum ve kuruluşla işbirliği yapmak ve çocuklara ulaşmak istediklerine işaret eden İpek Halim, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun da bunlardan biri olduğunu ifade ediyor.
Paşaköy’den, Güzelyurt’tan çocukları tiyatro salonuna getirerek oyun izlemelerini sağladıklarını ifade eden Halim, çocuklarının tiyatroya gelmesinin de farklı bir duygu olduğuna işaret ediyor.
“Herhangi bir oyun olsun da istemedik” diyen Halim, gerçekten oyuncularının profesyonel olduğu, kaliteli; metnin, senaryonun gerçekten iyi bir kalemden çıkan bir oyun olmasının önemine değiniyor.
İpek Halim süreci şöyle anlatıyor;
“Hatice Tezcan ile ön görüşme yaptık, sonra provaları izlemeye gittik… Metni istedik… Limasol Sosyal Sorumluluk Kurumu’nda eğitimci danışmalarımız olduğu gibi, Eğitim Bakanlığı’nda da güvendiğimiz uzman psikologlar var ve doğru adımlar atmak istedik. Gördük ki tam da güzel, doğru yolda gidiyoruz ve Lefkoşa Belediye Tiyatrosu ile ikinci oyuna da girdik.
Lefkoşa Belediye Tiyatrosu bu işi çok iyi yapıyor. İki yıldır aynı şekilde devam eden Kıbrıs’taki tek proje… Hiçbir maddi beklentimiz olmadan, Dipkarpaz’dan Esentepe’ye okullara gidiyoruz.
Girne’de çok büyük bir gösteri yapma planımız var… Limasol Sosyal Sorumluluk olarak çocukları oyunlara, sahnelere götüreceğiz.”

TEZCAN: “ÇOK DİKKATLİ OLMAMIZ LAZIM…”

“Suistimal etmeye çok açık bir konu bu...” diye Çocuk Oyunları’na dikkat çekiyor, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu Sanatçısı Hatice Tezcan…
“Çünkü ailelerin de çocuklarına bir şeyler sunma hassasiyeti var ve fazla da olmadığı için zaman zaman iyi seçim yapamayabiliriz” diyen Tezcan, çocukların kolaylıkla eğlendirilebileceğini ama Çocuk Tiyatrosu’nun fazlasıyla önemsenmesi gerektiğinin altını çiziyor ve ‘Ya kaybedeceksiniz o çocuğu, ya da kazanacaksınız tiyatro aracılığıyla…” diyor.
Didaktik öğretme yerine, göstererek öğretmenin başarı yüzdesinin çok daha yüksek olduğuna işaret eden Tezcan, şöyle devam ediyor;
“Bir çocuğun karşısına geçip de, ‘Bak şimdi, sen sakın yalan söyleme, tamam mı’ demek, bir öğretmen veya ebeveyn için dünyanın en kolay şeyidir.
Tiyatroda bunu dolaylı yoldan nelere sebep olabileceğini gösterip, ‘Haa demek yalan söylediğimde bunlar başıma gelebilirmiş’ demesi, çok daha işlevsel, çok daha uzun vadede işe yarayacak bir şey...
3 yaşında bir çocuk ‘Canını en çok ne yakar’ sorusunun cevabını, ‘Yalan’ diye öğrenmiş oluyor ki o yaştaki çocuklar daha çok somut şeyler üzerinden söyleyebilirler bunu... İşte arı sokması, yere düşmesi gibi… Ama böyle soyut kavramları da tiyatroda alıyorlar ve çok açıklar almaya…
Onlar o kadar açıkken, bizim de çok dikkatli olmamız lazım onlara bir şeyler aktarırken…”

TEZCAN: “HER ŞEY OYUNLA BAŞLAR…”

“Oyun kavramı çok önemli bizim için…” diyen Tezcan, şöyle devam ediyor:
“Yüksek Lisans tezimi Çocuk Tiyatrosu üzerine yaptım ve ‘oyun’ çok önemsediğim bir konu…  Biz, insanoğlu ve hayvanlar alemi de buna dahil, her şeye oynayarak başlıyoruz… Bebekliğimizden itibaren taklitler yaparak, oynayarak başlıyoruz ve bu şekilde öğreniyoruz. Başa çıkmayı da bu şekilde öğreniyoruz, yeni hayatları da bu şekilde öğreniyoruz, bizden farklı insanların, farklı coğrafyalarda nasıl yaşadığını da bu şekilde öğreniyoruz. O yüzden oyun kavramı çok önemli… Oyunun kendine has kuralları vardır mesela… yazılı değildir bunlar çoğu zaman sokak oyunlarında… Bir kişi vazgeçerse o oyun bitebilir… O yüzden o inanç, o inancın etrafında toplanmak, oyunu sürdürmek için büyük bir çaba sarf etmek çok önemli… 
En başından itibaren 4 yaşında bir çocuğun ‘annecilik- babacılık’, ‘doktorculuk’, ‘öğretmencilik’ diye gördüğünü taklit ettiğini görebilirsiniz. Bu, kuralsız, her çocuğun başından geçen, okulda, evde, peşine düştüğü oyun kavramı…”


“Bir çocuğa bile dokunabiliyorsak çocuk oyunları aracılığıyla, bizim için yeterlidir ama biz on binlerce çocuğa ulaştık….”
“Bir de tiyatro kısmı var bunun…” diyerek ‘Çocuk Tiyatrosu’nun önemine işaret ediyor Hatice Tezcan…
“Didaktik olmak, kitaplarda yazmak,  çıkıp slogan atarak bağıra bağıra söylemek yerine dolaylı yoldan anlatmak… Benim yöntemim her zaman öyle olmuştur. ‘Canını en çok ne yakar’  yönettiğim dördüncü çocuk oyunu. Her zaman çocuğa dolaylı yönden bir şeyleri anlatmayı seçmişimdir bu oyunlarda… Çünkü bir çocuk bile bundan on sene sonra bu oyunda geçen özü hatırlasa, benim için yeterlidir. 
Mutlaka ki kostümünü hatırlayacaktır, şarkısını hatırlayacaktır, söylenen bir replik onun çok hoşuna gidecektir ve onu sürdürecektir… Bir çocuğa bile dokunabiliyorsak çocuk oyunları aracılığıyla, bizim için yeterlidir ama biz on binlerce çocuğa ulaştık.”

“40 OKULDA OYNANDI…”

“Bugün, Aralık ayında prömiyerini yaptığımız bu oyun 40 okula oynandı.  40 okulda otobüslere binip bizim salonumuza geldiler, biletlerini aldılar, kapıda broşürlerle onları karşıladık.
Her seferinde de çocuklara broşür verirken mutlaka ellerine alıp da bir süre sonra atacakları bir şey yapmaktansa, küçük bir oyunla, broşürle daha çok vakit geçirmelerini sağlamaya çalışıyoruz.
Bu nedenle Limasol Sosyal Sorumluluğa da teşekkür ederiz çünkü oldukça masraflı, 18 sayfalık bir broşür oldu, son yaptığımız…
Küçük bir ajanda gibi… Çocukların gerçekten fazlasıyla ilgisini çekiyor ve oyunu hatırlamaları, daha fazla ilişki kurmaları açısından da bize yardımcı oluyor.”

“ÇOCUKLAR ÇOK DOBRA…”

“Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nda da mutlaka her sezon çocuk oyunu çalışılır. Çocukları minyatür birer seyirci olarak görmektense, onların ihtiyaçlarına karşılık vermek… Çünkü laf ola tabii ki çok rahatlıkla yapılabilir böyle şeyler, ‘hadi bir oyun çıkaralım da bu sene de sergileyelim’ ama mutlaka bu oyunu çalışırken de psikologlardan destek alarak, işbirliği içerisinde çalışarak, oyuncuların da müthiş emeğiyle koreografinin ve özgün müziğin katılımıyla birlikte iyi bir oyun çıkarmaya çalışıyoruz.  Bütün çalışanlar da, oyuncular da özveriyle yapıyorlar bunu…
Çocuk seyirci, yetişkinden çok daha farklı olarak çok dobra… Anında her şeye tepki veren, sevincini, hüznünü, sıkıntısını hemen paylaşan, hem zor, hem de çok keyifli seyircidir çocuklar…
Yanlış yaptığınız zaman da, eksiğinizi gördüğü anda da bunu direkt yüzünüze söyler… Tepkisini bağıra bağıra da gösterir. Biz hiçbir zaman öğretmenlerin, ‘Aman susun, bir şey söylemeyin, gülmeyin, bağırmayın’ demesini tercih etmeyiz, hatta bırakın çocuklar istedikleri gibi hareket etsinler, katılsınlar diye de uyarırız. Onların susup oturması için değil, katılımcı olmaları için çocuk tiyatrosunu yapıyoruz.”

Bu haber toplam 3750 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 151. Sayısı

Adres Kıbrıs 151. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler