1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Her an kapıdan girebilme ihtimalinizle yaşadık'
Her an kapıdan girebilme ihtimalinizle yaşadık

'Her an kapıdan girebilme ihtimalinizle yaşadık'

1964’te “kayıp” edilen ve geçtiğimiz Perşembe günü toprağa verilen Şefika Hüseyin ve Hüseyin Ahmet Kamber’in en büyük kızı Sevilay Berk’in cenaze törenindeki konuşması, “kayıp” cenazelerinde yapılan konuşmaların b

A+A-

***  1964’te “kayıp” edilen ve geçtiğimiz Perşembe günü toprağa verilen Şefika Hüseyin ve Hüseyin Ahmet Kamber’in en büyük kızı Sevilay Berk’in cenaze törenindeki konuşması...

 

“Her an kapıdan girebilme ihtimalinizle yaşadık...”

 

1964’te “kayıp” edilen ve geçtiğimiz Perşembe günü toprağa verilen Şefika Hüseyin ve Hüseyin Ahmet Kamber’in en büyük kızı Sevilay Berk’in cenaze törenindeki konuşması, “kayıp” cenazelerinde yapılan konuşmaların belki de en etkileyicisiydi... Yüreğinden geçenleri insan sevgisiyle yoğurup kaleme alan ve 28 Temmuz 2011 Perşembe günü Mağusa’da düzenlenen cenaze töreninde seslendiren Sevilay Berk, “Her an kapıdan girebilme ihtimalinizle yaşadık” diyordu. Sevilay Berk’in cenaze töreninde yaptığı konuşmada şöyle dedi:

“Bugün yanımızda olan tüm herkese ailem ve kardeşlerim adına minneterlığımı sunarak başlamak istiyorum.

Bundan 47 yıl 2 ay 17 gün önce yuvamızı darmadağın ederek başlayan zor günler, hepimiz için hiç de kolay geçmedi. Canımız anneciğimiz ve babacığımız 39 yıl nerede olduğunuzu, sağ mı ölü mü olduğunuzu bilmeden, her an kapıdan girebilme ihtimalinizle yaşadık. Bir süre sonra şehit olduğunuzu ve artık bu bilinçle hayatı kabullenmek zorunda olduğumuzu gördük.

Yokluğunuzda neler yaşamadık ki – sizin yokluğunuzda açlığı yaşadık, ölüm korkusunu yaşadık, her türlü imkansızlığı yaşadık, yalnızlığı yaşadık, kimsesizliği yaşadık, sevgisizliği yaşadık ve bunların yanında daha bir sürü şey yaşadık...

Canımız anneciğimiz babcığımız, bu hayatta herşeye, her zora alıştık. Ama bir tek şeye alışamadık. SİZİN YOKLUĞUNUZA!...

Hep çok çalışmamızı istiyordunuz ya!... Biz var gücümüzle ve tüm enerjimizle hep çok alıştık, okuduk ve hepimiz topluma faydalı önemli birer insan olduk. Sizin yokluğunuzda yuvalar kurduk, bizler de anne baba olduk, bunları yaparken yokluğunuz bizlere çok acı verdi. Ama her türlü zoru yaşarken ve başarıya ulaşırken bize verdiğiniz ak sütünüz enerjimiz, nasihatleriniz ışığımız oldu, yolumuzu aydınlattı ve sizlerden tek miras olarak aldığımız disiplin ve terbiye, kendimizden, özbenliğimizden hiçbir taviz vermeden, bugüne kadar geldik, yıkılmadık, dimdik, Tanrıya’ya şükürler olsun ayaktayız.

Canımız anneciğimiz, babacığımız, bugüne kadar yaptığımız herşey, sizlerin huzur içinde ve rahat uyuyabilmeniz içindir. Bugün huzurunuza çıkarken evlatlık görevimizi yapabilmenin engin huzurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Sizleri bu kutsal mekanda ziyaret edebilecek olmamız, yüreklerimizi sevinçle dolduruyor. Evlatlarınız olduğumuz için çok gururluyuz. Sizleri tüm dünya çiçekleri eşliğinde, bu vatan uğruna canlarını veren değerli şehitlerimizin yanına, ebedi istirahatızına uğurluyoruz.

Mekanınız cennet, yattığınız yer nur olsun. Rahat ve huzur içinde uyuyun canım annemiz ve babamız.

Son olarak kalıntıları bulmamızda emeği geçen araştırmacı gazeteci Sevgül Uludağ, Kayıplar Komitesi Kıbrıslı Türk üyesi Gülden Plümer Küçük, kazı ekibi ve tüm personeline, Deren Çeker ve ekibine, ayrıca Antropoloji Laboratuvarı ve Genetik Enstitüsü’ne, Dr. Rezzan Fahrioğlu  ve tüm personele, psikolok Zilha Uluboy’a, kuyuyu bulan Sayın Haşmet Özmusa’ya, bulundukları kuyunun yerini gösteren yaşlı Trigomolu şahide, bizden yardımını, sevgisini ve desteğini esirgemeyen herkese, bu töreni düzenleyen Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na, Cumhurbaşkanlığı’na, Dışişleri Bakanlığı’nın Protokol Bölümü tüm personeline ve adını sayamadığım herkese ailece candan teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ve bugüne kadar kayıp canlarını bulmayı bekleyen herkese Allah’tan sabır ve bir an önce onların da sevdiklerine kavuşmalarını diliyorum. Sağolun...”

 


 

 

***  Alman-Kıbrıs Forumu Gençlik Değişim Programı çerçevesinde Kıbrıs’a gelen Alman üniversite öğrencilerine konuştuk...

 

“Kayıplar”ı ve “toplu mezarlar”ı anlattık...

 

Alman-Kıbrıs Forumu Gençlik Değişim Programı çerçevesinde Kıbrıs’a gelen Alman üniversite öğrencilerine 26 Temmuz 2011 Salı günü, Lefkoşa’da Yeşil Hat üzerinde faaliyet gösteren “Dayanışma Evi”nde “kayıplar”ı ve “toplu mezarlar”ı fotoğraflar eşliğinde anlatarak, gençlerin sorularını yanıtladık. Alman-Kıbrıs Forumu Gençlik Değişim Programı, Almanya’da öğretim görevlisi olan Kıbrıslıtürk Coşkun Tözen başkanlığında, adamızın her iki tarafında da çeşitli temaslarda bulunuyor.

Almanya’da çeşitli üniversitelerde öğrenim gören, kimisi master öğrencisi olan gençlere Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum “kayıplar” ve her iki tarafta gerçekleştirilmiş katliamlarla ilgili ayrıntılı bilgiler verdik, fotoğraflar eşliğinde çeşitli “kayıp” insanların öykülerini anlattık.

Muratağa-Atlılar-Sandallar, Dohni, Palekitre, Galatya katliamlarından örnekler verdiğimiz sunuşumuza, Kıbrıslırum “kayıp” yakını Hristina Pavlu Solomi de katılarak, gençlere babası ve erkek kardeşinin Galatya’dan (Mehmetçik) “kayıp” edilme sürecini ve ardından annesinin ve kendisinin Komikebir’de yaşadıklarını, Karpaz’dan göç ettirildikten sonra Leymosun’da yaşadıkları hayatı anlattı. Hristina Pavlu Solomi özetle şöyle dedi:

“Babam ve kardeşim, başka Kıbrıslırumlar’la birlikte Galatya’da bir okulda veya bir kulüpte tutuluyordu. Belki de onları öldürmeyeceklerdi. Fakat EOKA-B’nin Muratağa-Atlılar-Sandallar’da katliam yapmış olduğu ve üç köyün kadın ve çocuklarını öldürmüş olduğu ortaya çıkınca, bazı Kıbrıslıtürkler çok öfkelendiler ve “intikam almak” isteyerek, Galatya’daki savaş esirlerini alıp katlettiler. Şimdi ben kimi suçlayacağım? Babamla kardeşimi ve diğerlerini öldürenleri mi? Buna yol açan bazı Kıbrıslırumlar’ı mı? Yoksa her ikisini de mi? Ben bu konuları çok araştırdım, çok düşündüm... Çocuklarımı barış kültürüyle yetiştirdim. Onlara herşeyi olduğu gibi anlattım, çocuklarımdan birşeyler gizlemedim, onlara pembe bir tablo da çizmedim. Gerçek neyse, onu anlattım. Çocukluğumda köyümdeki Komikebirli Kıbrıslıtürk çocuklarla oynardım, onlarla anılarımdan bahsettim... Kıbrıslıtürkler’le çok iyi geçinen bir aileydik... Bir noktada kine, nefrete dur demek ve geleceğimizi barış içerisinde kurmak gerekir. Nefret, nefreti doğurur... Buna dur demek gerekir...”

Bu sunuşlardan sonra Hristina Pavlu Solomi ile birlikte Alman gençlerin sorularını da yanıtladık... Alman gençler, özellikle “kayıp” yakınlarının yaşadıkları travmalar ve kendi aileleri içerisinde bu konuların konuşulup konuşulmadığı hakkında sorular sordular, Hristina Pavlu Solomi’yi yaşamış olduğu felakete rağmen, barışçıl bir insan olması ve adada bir barış kültürünün oluşturulması için yapmakta olduğu katkılardan ötürü kutladılar.

 


 

 

 

Kayıplar Komitesi kazı ekipleri yaz tatiline girdi...

 

Kayıplar Komitesi’nin günlerdir 48-50 dereceden fazla sıcaklık altında, açık arazide çalışmakta olan kazı ekipleri kısacık yaz tatillerine girdi.

Kıbrıs’ın kuzeyinde 6, bazan 7 yederde, Kıbrıs’ın güneyinde de 2 yerde kazı yürüten Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum arkeologlar, şirocular ve diğer çalışanlar,  Ağustos ayının ilk 15 günü  Kayıplar Komitesi’nin kararıyla dinlenecekler. Kazılara 16 Ağustos 2011’den itibaren devam edilecek.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 740 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler