1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Her 150 çocuktan biri, OTİZM
Her 150 çocuktan biri, OTİZM

Her 150 çocuktan biri, OTİZM

Her 150 çocuktan 1’inin yakalandığı çaresiz bir rahatsızlık…

A+A-

Her 150 çocuktan 1’inin yakalandığı çaresiz bir rahatsızlık…

 

Otizm

 

·       “Çocuğunuzda farklılıklar gözlemliyorsanız şüphelenin ve erken teşhis için doktora başvurun”

 

·       Otizmin henüz bilinen tek tedavisi “özel eğitim”

 

·       Amerikalı uzman Kathleen Koenig, Kıbrıs’ta özel eğitim okullarına giderek otistik çocuklara konsültasyon yaptı; aileleri ve öğretmenleri için seminerler verdi

 

 

Özgül GÜRKUT

 

Otizm… Üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan, beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlık… Dünyada her 150 çocuktan 1’i ne yazık ki bu çaresiz rahatsızlıktan muzdarip…Erkeklerde, kızlara göre 3-4 kat daha fazla görülüyor.

 

Otistiklerin sadece çok çok azı Yağmur Adam (Rain Man) filminin baş kahramanı Raymond gibi dahi olabiliyor. Büyük çoğunluğu kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılayabilecek durumda değil. Özel eğitim, tümü için şart. Bazıları normal okullara gidiyor olsa da…

 

Uzmanlar, bebeklerde gözlemlenen farklılıkların otizmden şüphelenmek için bir gerekçe olabileceğini; erken teşhis için de hemen doktora başvurmak gerektiğini söylüyor.

 

Kathleen Koenig Kıbrıs’taydı

 

Otizm konusundaki çalışmalarıyla tanınan, birçok yayını ve ödülü bulunan ABD’li otizm uzmanı, Yale Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Merkezi araştırmacılarından Kathleen Koenig, geçtiğimiz günlerde ABD’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’nin organizasyonuyla adaya gelerek, hem kuzey, hem güney Kıbrıs’ta çalışmalar yaptı.

 

Özel Eğitim Vakfı’nda (ÖZ-EV) otistik çocuklara konsültasyon yapan Koenig, aileler ve vakıftaki özel eğitim öğretmenleriyle de yuvarlak masa toplantısında biraraya gelerek onları bilgilendirdi. Koenig, ABD Büyükelçiliği’nin kuzey ofisinde ise yine otistik çocukların velilerine ve özel eğitim öğretmenlerine yönelik seminer verdi.

 

Seminer öncesi ADRES Kıbrıs’a konuşan Kathleen Koenig, 4 gün boyunca Güney Kıbrıs’ta da benzer çalışmalar yaptığını, bazı okulları ziyaret ederek otistik çocukları görüp öğretmenleri için sunumlarda bulunduğunu anlattı.

 

Sunumlarında, davranış bozuklukları ve otizmin özellikleri üzerinde durduğunu ifade eden Koenig, “Bu davranışların nasıl düzeltilebileceği, bu çocukların davranışlarının nasıl geliştirilebileceği, nasıl daha iyi sosyalleştirilebilecekleri konularında konuştum” dedi.

 

16 otistik çocuk

 

ÖZEV’de 16 otistik çocukla tanışıp onları görme fırsatı bulduğunu anlatan Koenig, çocukları birebir ve aileleriyle birlikte gördüğünü; merkezde görev yapan öğretmenleri de çok başarılı bulduğunu, çok titiz çalıştıklarını gözlemlediğini söyledi.

 

Kathleen Koenig, otistik çocukların iletişim ve davranış sorunları bulunduğunu; öğretmenlerle bunları nasıl aşabilecekleri konusunda konuştuklarını belirerek, özel eğitim yöntemleri arasında daha çok resimli yardım tavsiye ettiğini; resimleri sıraya koyarak çocukların davranışlarına göre eşleştirme yöntemini gösterdiğini anlattı.

 

Koenig, merkezdeki çalışmasına örnek verirken, buradaki en küçük çocuğun arkadaşlarının oyununa nasıl katılabileceği ve yaşıtlarıyla nasıl daha iyi oynayabileceği konusundaki önerisini şöyle ifade etti ve öğretmenler için de şu değerlendirmelerde bulundu:

 

“Önerim şu: Önce çocuk yetişkin biriyle oynayıp oyunu öğrendikten sonra kendi yaşıtıyla oynamaya başlatılmalı. Bu iletişimi kurabilmeleri için nasıl oyun senaryoları kurabileceklerini öğrettim.

 

Gerçekten öğretmenlerin önerilerime karşı çok iyi tepkiler gösterip, bunları çok iyi algıladıklarını gözlemledim. Bu çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için çok iyi donanımlı olduklarını gördüm. Her tür eğitim öğretimin her çocuğa göre ayarlanması gerekir çünkü her çocuğun öğrenmesi farklıdır.”

 

Otizmin bir gelişim bozukluğu olduğunu, otistiklerin sosyal etkileşiminin zayıf kaldığını, tekrarlanan ve sınırlandırılmış davranışlar gösterdiklerini belirten Koenig, bu semptomların tümünün 3 yaş  öncesi görüldüğünü; günümüzde otizmin görülme sıklığının da 150 çocukta 1 olduğunu söyledi.

 

Tedavisi eğitim

 

Koenig, otizmin kesin tedavisi bulunmadığını ama eğitimle çocukların daha iyi bir yaşama kavuşturulabildiğini kaydederek, otistik çocukların özel eğitime gitmeleri gerektiğini; normal okula gidenler olsa da dıştan yardım almaları gerektiğini anlattı. Normal okula gidenlerin sosyalleşme konusunda sıkıntılarla karşılaştığını kaydeden Kathleen Koenig, her otistiğin mental geriliği olmadığını ancak Yağmur Adam filmindeki Raymond karakteri gibi dahilerin de ender görüldüğünü ifade etti.

 

Anneler, babalar nasıl fark edebilir?

 

Peki anneler ve babalar, bebeklerinin otistik olup olmadığını nasıl anlayabilir?

 

Kathleen Koenig’in yanıtı özetle şöyle:

 

“Bebeğin ne kadar sosyalleştiği önemli. Tepkileri var mı, oyuncaklarla oynuyor mu,  başkalarına gülümsüyor mu? Bunları yapıyorsa normaldir. Mesela 3 yaşından önce bebekler oynamak için objeleri değil, insanı tercih eder. Tipik çocuklar, 3 yaşından önce başkalarını nasıl taklit edeceklerini bilirler. Ama otistik çocuklar genelde taklit yapmazlar. Başkasını taklit etmezler. Mesela ellerini sallamazlar, el kol işareti yapmazlar.”     

 

Tıbbın henüz çaresiz kaldığı ve tek tedavisi özel eğitim olan otizmde kullanılan bazı ilaçlar var. Ancak bunlar otistik kişi kendisi ve çevresindekiler için tehlikeli davranışlarda bulunuyorsa kullanılıyor.

 

Bu haber toplam 983 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler