Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Yazarın Tüm Yazıları >

Hep eğreti

A+A-

‘Mesainin her 4-5 ayda bir değişmesi saçma ve kötü bir durum’ diyor okurumuz.
Haklı!
Ama bizim ülkemizde “mesai” denilince de sadece “kamu” anlaşılıyor tabii!
Kamu dışı tümüyle sahipsiz nasılsa!

*  *  *

Mehtap Sayıner isimli okurum isyan ediyor, çağdaş bir düzen özlüyor.
Bu rastgele düzende, her seferinde “ayaküstü” alınıyor kararlar…
Yurttaşın ihtiyacı, okul saatleri, gün ışığı, ulaşım, hizmet, üretim, verimlilik...
Sizce tüm bunları inceleyen, tartışan, hesaplayan, araştıran oluyor mu?
Yok!
Ve şu sonucu anımsatıyor okurunuz:
“Toplumsal birliktelik sıfırlanıyor, çünkü herkesin canı sadece kendine dokunulunca acımaya başlıyor. Kimse bir diğerini düşünmüyor…”

*  *  *

“Evet özel sektör çalışanlarının durumu vahim, çok çalışıyor az ödeniyorlar, aile düzenleri yok, olamıyor. Peki suçlular mı? Hayır. Devletin önce özel sektördeki çalışanların yaşam standartlarını geliştirmesi, düzenlemesi, iyileştirmesi gerekirdi” diyor…
Sonra kamuya getiriyor sözü…
“Esas amaç verimliliği artırmak olsaydı, yapılması gereken mesai saatlerinin değiştirilmesi yerine, DENETİM olurdu.”
Ve sorular sorular sorular:

  • “Anneler saat 5’te, 6’da, 7’de işten çıkıp nasıl bir aile düzeni oluşturabilecek?”
  • “Çocuklarına bakabilecek kimseleri olmayan çalışanlar ne yapacak?”
  • “Saat 5’te, 6’da, 7’de işten çıkan kadınlar, hangi gecenin yemeğini yapacak? Hangi işi üstlenecek.”

*  *  *

Bir de gönderme var, dünyaya…
“Yapılan araştırmalara göre en mutlu çocuklar Hollanda’daymış çünkü aileleriyle daha çok vakit
geçirebiliyorlarmış…”

Çocuklarımız etütlere, dershanelere, sokaklara emanet, ülkemde!

*  *  *

“Çocuğuma, evime ayıracağım sınırlı vaktimin elimden alınmasını istemiyorum” diyor okurum...
O da haklı!
“Kamudan hizmet almak istiyorum” diyen yurttaş da…
Biliyorsunuz, geçmiş mesai düzenini ‘saçma’ bulanlardanım!
‘Popülist’ bir siyaset-sendikal uzlaşısı eseriydi.
Yenisi bence, çok daha mantıklı...
Ama sorun bu değil...
Ne biri... Ne öteki... Hiçbiri de ince elenmedi, sık dokunmadı, bilimsel tartışılmadı...
‘Eğreti’ bir ülkeydik, halen öyle!

 

 

Bu yazı toplam 1164 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar