1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Hekimlik' Nereye Gidiyor?
Hekimlik Nereye Gidiyor?

'Hekimlik' Nereye Gidiyor?

Cemal Mert: Bir hekim olarak, elbette hekimliğin yanısıra, içinde yaşadığımız ülkemiz ve dünyamızın sorunlarına da duyarlı olmalıyız.

A+A-

 

Cemal Mert
mertcemal@kibrisonline.com

 

 

Bir hekim olarak, elbette hekimliğin yanısıra, içinde yaşadığımız ülkemiz ve dünyamızın sorunlarına da duyarlı olmalıyız. Çünkü bizler, Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımladığı biçimiyle “insanların, ruhsal, bedensel ve sosyal olarak tam bir iyilik” içinde olmaları için meslek icra ediyoruz.

Hekimlik uygulamaları, yüzyıllardır süregelmektedir. Hekimlik asırlardır, bir etik ve deontoloji içinde uygulanmaktadır.

Hekim, özgür iradesi, vicdanı, bilgisi ve görgüsü dahilinde mesleğini uygulamak durumunda olmuştur.

Hekimliğin ideal koşullarda uygulanması için çağdaş tıp bilimlerini bilmek ve uygulamak ne kadar gerekli ve zorunlu ise, çağdaş felsefeyi, sosyolojiyi, psikolojiyi, politikayı, ekonomiyi, sanat ve edebiyatı da bilmek ve uygulamak da hekimlik için gerekli ve zorunludur. Tababet yalnızca tıp kitapları ve dergilerinden öğrenilip uygulandığı taktirde soğuk, gayrı-insani ve teknik bir duruma dönüşür ki bu asla tababet değildir. Çünkü hekimlik bir meslek değil multi-disipliner bir sanattır.

Eski çağlardan beri toplum içinde hekimlerin ayrı/özel bir konumu olagelmiştir. Mesleki bağımsızlığı, bir sanat olarak uygulanması ve insanlara şifa dağıtması, acılarını dindirmesi böylesi bir ayrıcalığın doğmasına sebep olmuştur.

Bu ayrıcalık, toplum içinde hekimlere, toplum sorunlarının çözülmesinde ve daha yaşanılası bir dünya mücadelesinde de doğal bir öncülük görevi sağlamıştır. Hastalıklarla mücadele, koruyucu hekimlik uygulamaları, yoksulluk ve cehalet ile savaşım, sağlıklı beslenme ve temiz suya ulaşma, çevre ve hayvan sağlığı gibi konular başta olmak üzere, hekimlerin, çözümlenmesine öncülük ettiği sorunlardır.

Günümüzde ise hekimlik, eski saygınlık ve değerini kaybetmeye yüz tutmuştur. Bu konuda elbette ki biz hekimlerin, mesleğimizin etik ve deontolojisine gereken saygı ve özeni yıllardır yeterince göstermemiş olmamızın  yanı sıra başka etkenler de vardır. Bu etkenlerin en başında geleni yeni ekonomik ve teknolojik gelişmeler nedeniyle hekimliğin, “kalifiye teknik bir işçiliğe” dönüştürülmüş olmasıdır. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de hekimlik, bağımsız uygulanan bir meslek/sanat olmaktan çıkmıştır. Artık hekimler, büyük oranda kamu ya da özel sermayeli büyük kurumların bünyesinde, emek, bilgi ve tecrübelerini satarak geçinen kalifiye işçiler konumuna indirgenmiştir. Eğer hekimler olarak bu gidişe alternatif üretemezsek, bizden sonraki meslektaşlarımızın durumları bizden çok daha kötü olacaktır.

Günümüzde hekimlerin toplumsal öncülüğünün gerilemekte olduğunun farkında olmalıyız. Bilgi çağı, bilgiye kolay ulaşma, yoğun çalışma koşulları ve toplumla ilişkilerin zayıflaması ile birlikte toplumun gözünde hekimliğin eski konumu gerilemektedir.

Bu durum yalnızca ülkemizde değil tüm Avrupa ve dünya ülkelerinde de böyledir. Hekimlerin toplumla bağları zayıfladığı oranda, hekimler, piyasa koşulları ve sermaye karşısında savunmasız kalmaktadırlar. Ekonomik - mali tasarruf tedbirleri gündeme geldikçe, hekimlerin payından kolaylıkla kesinti yapılarak hayat standartları geriletilebilmektedir.

Birçok ülkede hekimlik artık az tercih edilen bir meslek hâline gelmiştir. İnsanlar yoğun ve zahmetli bir çalışma sonrası hak ettikleri hayat standardına ulaşamadıkları bir mesleği tercih etmemektedirler. Avrupa ülkelerinde Asya, Afrika ve başka ülkelerden hekimlerin artması buna bağlıdır.

Hekimler olarak, hekimliğin yalnızca tıp bilimini öğrenmek ve uygulamakla sınırlı bir meslek/sanat olmadığını bilerek kendimizi geliştirmek, sermaye ve piyasanın hekimlik mesleğini geriletmesine imkân vermemek durumundayız.

Kıbrıslı hekimler olarak konumumuzu gözden geçirip önlemler almamız için vakit daralmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 726 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler