1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. HAYVAN ÖLDÜRÜLÜR MÜ?
HAYVAN ÖLDÜRÜLÜR MÜ?

HAYVAN ÖLDÜRÜLÜR MÜ?

Bir süredir mecliste çalışılan Hayvan Refahı Yasa Tasarısı, ilk anda altını çizelim, son derece önemli, güzel bir çalışma. Açıkçası yasayı ilk duyduğum anda sırf adı bile, sırf bu alanda bir çalışma yapılması bile şımartmıştı beni. Ne var ki, yasa içind

A+A-

 

 

 

Bir süredir mecliste çalışılan Hayvan Refahı Yasa Tasarısı, ilk anda altını çizelim, son derece önemli, güzel bir çalışma.

Açıkçası yasayı ilk duyduğum anda sırf adı bile, sırf bu alanda bir çalışma yapılması bile şımartmıştı beni.

Ne var ki, yasa içindeki belli madde ve ifadeler ciddi rahatsızlık veriyor.

Ama bu maddelere odaklanmadan önce, sanırım genel anlayışımızı gözden geçirmemiz şart.

Hayvanlar öldürülebilir mi?

Biz ne yazık ki, öldürülebileceği anlayışını son derece benimsemiş, içselleştirmiş ve bu anlayışla genel olarak sorunu olmayan bir toplumuz.

Bir hayvan sahipsizse, sokaktaysa, fazla havlıyorsa, yok edilebilir hatta yok edilmelidir diye düşünüyor birçoğumuz.

Dahası belediyeleri bu hayvanları toplatmadığı, öldürmediği, yok etmediği için eleştiriyoruz bile.

Hayvanları sınıflandırıyor, özellikle safkan olmayanları ikinci sınıf olarak değerlendiriyoruz. Bu yüzden de barınaklardan hayvan alma, ya da sokak hayvanlarına sahip çıkma, sorumluluk alma konusunda yeterli irade koyamıyoruz.

Bugün evde bakılan, yani sahipli olan hayvanların hatırı sayılır bir bölümünün de iyi koşullarda olmadığı bir gerçek. Kötü koşullarda bırakılan birçok hayvan, sıcak altında bekletildiğinden, susuz kaldığından ölüyor.

Hayvanları sokağa bırakarak, evden uzak yere atarak kurtulmayı seçebiliyoruz, bazılarımız.

Yasa, özelilikle hayvan sahiplerine de sorumluluk getirmesi, bu sorumluluğun yerine getirilmediği hallerde yaptırım uygulanması konusuna bir düzenleme getiriyor ki, bu son derece önemli bir şeydir.

 Hayvan yarışları konusuna da bir yasaklama getirmesi açısından, birçok alanı düzenlemesi açısından olumludur.

Ne var ki, yasanın çok tartışılan 13. Maddesi, belediyeye sahipsiz hayvanları toplama hakkı verirken, sahiplendirilemeyen hayvanlara ötenazi uygulanabileceğini söylüyor.

Oysa ötenazinin temel mantığı, tedavisi olmayan bir hastalık, ya da geri döndürülemez bir acı durumunda bu acıya son verme hakkıdır.

Burada ise, sırf sahiplendirilemediği, barınakta yer olmadığı ya da sahibi istemediği için hayvanların öldürülmesinden, yani yok edilmesinden, itlaf edilmesinden bahsediyor.

Bunu düzenlerken de mevcut Köpekler ve Belediyeler Yasalarına atıf yapıyor.

Belediyelere, polise hatta yetkililerin görevlendirdiği herhangi bir kişiye sahipsiz köpekleri vurarak öldürülme hakkının verildiği yasalara…

Çünkü hayvanın öldürülebileceği konusunu normalleştirdik.

Bunun koşullarının çerçevesi, ikincil öneme düşüyor.

İlgili komite, hayvan hakları dernekleri tarafından dile getirilen bu eleştirileri dikkate alarak, yasa üzerinde çalışma süresini uzattı.

Umalım ki, hayvanların öldürülebileceği anlayışının ötesine geçip, hayvanların gerçek refahının sağlanması için koşulların iyileştirileceği bir düzenleme çıkar ortaya.

Bu anlamda özellikle 13. Ve 14. Maddelerin değiştirilmesi ve hayvanların öldürülmesinin sadece tedavisi mümkün olmayan, hastalık ve acı durumlarına indirgenmesi gerekir.

Yoksa koşullar genişledikçe itlaf da o kadar çoğalacaktır.

Barınakların hele bu haliyle yeterli olmayacağı ortada.

Ama barınakların çoğaltılması, fon ayrılması, buraların koşullarının etkin şekilde denetlenmesi yönetenlerin sorumluluğundadır.

İlginçtir, bu tasarının meclise gelmesi öngörülen 15 Ekim’de ama bundan 34 yıl önce Paris’te açıklanan Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi çok açık şekilde hayvan haklarının ne olduğunu ortaya koyuyor.

Bildirgede her hayvanın yaşama hakkı olduğuna vurgu yapılırken, bakın ikinci maddesi ne diyor;

“Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan, öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.”

Sanırım, hayvanların öldürülebileceği anlayışından uzaklaştığımız ölçüde, hakları konusundaki bilinçlenmemiz de artacaktır.

Bu arttıkça bu alanda çalışan örgütlerin gücü ve kurumsallığı da aynı paralelde artacaktır.

Bugün hayvan barınakları ve yaşam koşulları için samimiyetle çok çalışan örgütler var. Ancak genel sivil toplum örgütü yapısına kıyasla daha az kurumsallaşmış, daha az örgütlü ve mali açıdan da daha cılız durumdalar.

Bunların geliştirilmesi de yine aynı ölçüde toplumsal duyarlılıkların artışıyla mümkün.

Zaten bu arttıkça, yasaların uygulanması ve kendi içinde denetlenmesi de daha kolay olacaktır.

 

 

 

Bu haber toplam 625 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler