1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Hayalleriyle yaşadı ama…
Hayalleriyle yaşadı ama…

Hayalleriyle yaşadı ama…

Onun hayalleri vardı, Öyle eften püften hayaller de değil. Hayaller olacaksa oldukça büyük olmalı zaten… Öyle olmazsa hayal olmanın ne anlamı kalır ki!.. *** Bir yetiştirme yurdunda büyümüştü. Daha bir aylık olmamıştı cami avlusuna bırakıldığı

A+A-

 

 

Onun hayalleri vardı,

Öyle eften püften hayaller de değil.

Hayaller olacaksa oldukça büyük olmalı zaten…

Öyle olmazsa hayal olmanın ne anlamı kalır ki!..

***

Bir yetiştirme yurdunda büyümüştü.

Daha bir aylık olmamıştı cami avlusuna bırakıldığında…

Onu bulanlar teslim etmişler polise, onlar da yurda…

Yurttakiler ona baktıklarında bişeye benzetmemişlerdi… Benzetselerdi bişeylere ona uygun bir isim vereceklerdi ama benzetemedikleri için ona Özgün adını vermişlerdi. Aslında güzel isim oldu. Güzel isim sahibi olmak için belki de bişeye benzememek gerekirdi!..

***

Her ne kadar da kimsesizler yetiştikleri yurda dair sorular sorulduğunda “iyiydi, güzeldi, mutluydum” deseler de pek mutlu olmadıkları çıkar sonradan… Bir anne gibi olsa da oradaki anneler, bir baba gibi davransa da oradaki bakıcılar, yöneticiler, yine de bir ailenin yerini hiçbirşey tutmuyordu.

***

“İşte Özgün de bu düşüncelere dahildi” dememi beklerken siz, ben tam aksini söylüyorum. Hiç öyle düşünmüyordu O… “Mutluydum, çok iyiydi” demiyordu… Hep kızgındı, gülmemişti hiç, arada bir arkadaşlık kursa da çok uzun sürmüyordu… Bitiyordu o arkadaşlık kısa sürede ama O, biten arkadaşlıktan mutluydu. Adını uygun koymuşlardı yurttakiler… Özgün’dü o gerçekten… İnsanlar biten arkadaşlıktan üzüntü duyar, kahrolur ama O mutlu olurdu. Yalnız olmaktan, tek kalmaktan memnundu. Zaten o arkadaşlıklar baskı! sonucu kuruluyorlardı ama o baskıya gelemezdi ve istediğini de hemen gerçekleştirirdi. Bitiveriyordu hemen o ilişkiyi…

***

Henüz 16 yaşına gelmişti ama bir-iki sene sonra yurttan ayrılması gerekirdi. Okumuştu, bir meslek edinmek üzereydi. Teknisyen olacaktı. Elektrikli cihazları tamir edecek, belki bir dükkân açacak, yerleşeceği yerde isim yapacak ve işinin boyutlarını genişleterek ulusal bir şirket olacak adımları atacaktı. Bu hayali kurarken aile kurmak gibi ‘sıradan’ bir hayali olmamıştı hiç… O, özgün doğmuştu, özgün yaşayacaktı. Kurduğu ailenin sorumluluğunu yüklenmek istemiyordu. Özgün’ün anlamını biraz farklı algılamış, o yanlış algılamaya göre de hayallerini inşa ediyordu.

***

İki yıl çabuk geçmişti. O yurttan ayrılma zamanı gelmiş, istediği gibi, bir yerlere bağımlı olmadan yaşamanın ilk günleri gelmişti. O hazırdı, hayatı göğüsleyecek, zorlukları aşacak, tek başına bu yolu yürüyecekti. Hayalleri onu, buna zorluyordu. Çok da zor gelmiyordu zaten o düşleri kurarken… Henüz 6-7 yaşlarında başlamıştı düşüncelerine… Gelecekle ilgili düşlerine… Kendisini öyle hazırlamıştı ki o hayallere, neredeyse her şey olmuş da bitmiş gibiydi kendi kafasında…

***

İşe başladı, birilerinin yanında tamir işi yapıyor, saatlerce çalışıyor, hafta sonu bile demiyor, haftalığını alıp yastık altı yapıyordu. Bekâr kalacağına dair kendi kendine sözü de vardı zaten… Bir odadan ibaret kaldığı yerde tek kişilik masrafı da çok tutmuyordu. Üç yıl beş yıl geçti böyle… Baktı ki hayallerine ulaşmak için çok yol var, hatta imkansızlığı ilk kez hisseder gibi oluyor. Hayal kırıklıkları, moral bozukluğu onu yine de o hayallerine ulaşmak için bazı üstü kapalı işleri de yapmasına yol açtı. Bazı kirli işlerin taşıyıcılığını üstlendi. Birazcık daha koydu yastık altına ama o hayaller yine çok uzakta…

***

Bir-iki yıl daha geçti. Yurttan edindiği alışkanlıkla tek kişilik yaşamı artık ona çok sıkıcı geliyordu. Hayalleri de suya düşer gibi olunca bu yeni duruma yani ‘işe git, eve gel’ monotonluğuna uyum göstermeye çalıştı. Hatta işten bazı tanıdıklarla (arkadaş denemez) da takıldı bir süre… İşte ne olduysa bu takılmalarda oldu. Bir kadın… Kendinden oldukça da büyük. 11 veya 12 yaş… Ayrılmaz oldular… Öyle ki erken geldi resmiyet… Özgün’ün ne hayalleri kaldı, ne düşleri… Devam etti tamirhaneye… Başka birilerinin yanında çalışmaya… Şimdi yine evden işe, işten eve… Ama şimdi evde biri daha var. Hatta bir de yolda… Hayalleri mi, onlar da başka bahara!..

***

Bu öyküde hayaller gerçekleşmedi ama yeni yılda ve sonrasında sizlerin ve tüm hak edenlerin hayallerinin gerçekleşmesi dileğiyle…

 


 

İKİ SÖZ

 

İnsan, gülmediği günü, yaşadım diye hayat defterine kaydetmemelidir.
SOKRA

 

İnsanın dostu yoktur, saadetin dostu vardır.
NAPOLYON

 


 

PAZAR’LIK…

 

           

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1127 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler