1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Hayallerimdeki Küçük Kız
Hayallerimdeki Küçük Kız

Hayallerimdeki Küçük Kız

Bazen ne kadar yorulduğumuzu hissederiz… Bu karşılaştığımız zorluklar ve güçlüklerle ilgili bir durumdur. Zorlukların üst üstte geldiğini görürüz hatta Her gün başka bir aksilik çıkar gibi olur… “Hayat bu”, diyerek kestirip at

A+A-

 

 

 

 

Bazen ne kadar yorulduğumuzu hissederiz…

Bu karşılaştığımız zorluklar ve güçlüklerle ilgili bir durumdur.

Zorlukların üst üstte geldiğini görürüz hatta

Her gün başka bir aksilik çıkar gibi olur…

“Hayat bu”, diyerek kestirip atmak en kolayı, sonraları anlıyoruz ki, bunların hepsi de karşımıza bir neden için çıkıyor…

Ben hep bir çerçeve içerisinde hayat düzenimizin kurulacağını düşlemiştim küçük yaşlarda…

Gözlerimi kapatıp hayaller kurardım, mutlu olurdum.

Şimdi ise gözlerimi yine kapatmak istiyorum, bu sefer sadece gökyüzünde seyrine doyamadığım bulutların arasında kaybolmak istiyorum.

Hayal kurmadan, sadece birkaç dakikalığına bile olsa kendimi bir tüy gibi hafif hissetmek ve öylece kalmak isterim.

İçimizde var olan ve bizi aslında ayakta tutanın hayallerimiz ve inançlarımız olduğunu sonradan fark ettim.

Sonradan anlayabildim.

İçimdeki hırçın ve asi kız çocuğunun diz kapakları, izi kalan yaralarla dolunca, gerçeği o zaman kabullendim…

Zorluklarla karşı karşıya geldiğiniz zaman ilk yaptığımız şey kabul etseniz de etmeseniz de kendimize acımaktır.

Başımıza gelenlerin sanki sadece bizim başımıza gelmiş olduğunu varsayarak, isyan bayrakları açarız.

Öğrenmiş olduğumuz tüm doğruları sıfırla çarpıp artık hiçbir şeyin öneminin kalmadığını düşünürüz.

İhanet uğramış gibi hissederiz kendimizi.

“Ama ben öyle biliyordum” ile başlayan sonu gelmeyen ve bitmeyen ve tükenmeyen kelime ile cümleler cümbüşü içerisinde, bir taraftan metanetli görünmeye çalışarak, bir taraftan da salya sümük ağlama krizlerinde bulunuruz.

Ne kadar zorluk ve güçlükle karşılaşırsak, o kadar kuvvetli bir biçimde ayakta durabiliriz.

İşin tılsımı burada…

Her ne kadar içimizde fırtınalar kopsa bile sonunda bu durumdan kazançlı biz çıkacağız.

Herkes kendi kendinin yetebileceği noktada durmayı öğrenecektir.

Bu yüzden ben hep sorgulamışımdır.

Niye bazı insanlar daha az zorluk çekerken, diğerleri daha fazla çeker diye…

Bu sorumun cevabını yıllar sonra ancak bulabildim.

Yaradan insana üstesinden gelemeyeceği hiç bir zorluk vermez…

En azından buna inanmak gerek.

Bu yaptığım “Polyanacılık” değildir.

Aksine kabullenmektir ve secde etmektir bir kez daha Yaradan önünde.

Bir adım öteye geçebilmek için, sorgusuz ve sualsizce kabullenmektir…

Düşünün ki bir ateş yanıyor.

Yanan ateşe, ne kadar odun kütüğü atılırsa, ateş daha da fazla yanmayacak mı?
Hayatımızda karşılaştığımız güçlükler de böyledir…

Ateşe atılan her bir kütük, ateşin daha da iştahla ve alevle yanmasını sağlar.

Ateş, kendini atılan kütüklerle beslenir, kuvvetlenir ve daha da ihtişamla yanmaya devam eder.

İnsan denilen yüce varlık da böyledir.

İnanmak ve doğrularımıza sahip çıkmak…

İsyan etmemek…

Böylece güçlüklerin üstesinden gelebiliriz.

Ayakta kalabilmek için her gelen kötülük ve zorluğa gülümseyerek bakabilmek gerek.

Hiç bir şey kalıcı değildir. Ne gelen zorluk, ne kötülük, ne de güçlük…

Bir gün hepsi de hayatımızdan gidecektirler.

Yenileri gelecektir, önemli olan doğrularımızı hiçbir zaman sorgulamadan onlara sıkı sıkı sahip çıkmaktır.

Bir insanı ayakta tutan inandığı doğrular ve inancıdır.

Bir ulusu ayakta tutan da inandığı doğrular ve inançlarıdır.

Küçük bir çocukken bazen gözlerimi kapatmadan da hayaller kurabiliyordum.

Kendimle ilgili gelecek hayalleriydi bunlar, birçok çocuğun yaptığı gibi…

Babam ve annemle yolculuk ederken, bir gün onlar gibi başarılı olmayı hayal ederdim.

Yalnız itiraf etmem gerekirse, bunların hiçbirinde kırmızı veya pembe pencereleri olan bir ev yoktu,

Ruhum o zamandan göçebeymiş demek ki…

Hayallerimin bir kısmı gerçekleşti, umarım diğerleri de gerçekleşir…

Her tekâmülde başka bir sınavdan geçiyoruz, bunu da yenile fark ettim.

Düşündüm birden, şimdi, şu an, ne kadar çok şeyi yeni yeni fark ediyorum…

O yüzden artık şaşırmıyorum, hiç bir şeye ve hiç bir şey beni hayal kırıklığına da uğratmıyor.

Her şeyin bir nedeni olduğunu ve bunun bizim hayrımıza olduğunu biliyorum.

Yine de bugünlerde gözlerimi kapatıp sadece gökyüzündeki bulutların arasında kısa bir süreliğine de olsa tüy olup uçmak istiyorum…

Bir mola ama saniyelerle sınırlı olan, daha fazla değil…

Sevgi ve barışın ve aşkın olduğu bulutların arasında kaybolmak…

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1552 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler