1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. HAYALLERE RAMAK KALA… 'GERÇEKLEŞİR'
HAYALLERE RAMAK KALA… GERÇEKLEŞİR

HAYALLERE RAMAK KALA… 'GERÇEKLEŞİR'

Şimdiye kadar yaşadığımız fakat farkına varmadığımız şeyleri düşlemeye ne dersiniz?

A+A-

 

 

Şimdiye kadar yaşadığımız fakat farkına varmadığımız şeyleri düşlemeye ne dersiniz?        Hayallerimizin gerçeklerimizle savaşının farkında mısınız?

Evet ya da hayır. yaşayarak fark edelim;

 

                                     

Özge C. Türkoğlu-Ufuk Deniz

 

Ütopya, aslının olmadığını hissettiğimiz, yok olmayan, yok etmek istemediğimiz, fark edemediğimiz, farkındalıklarını sezemediğimiz hayaller yolunun aydınlanması, zirvedeki yerimize yer edindiğimiz hayaller başkentidir. Hayallerimizin başkenti olarak kabullendiysek ütopyayı; hayallerimizin starları da buradan çıkmışsa bunlar gerçek olamazlar mıydı? Neden olmasınlar ki..

 

STAR IŞIĞININ YANSIDIĞI YERDEN  BAŞLAYIP, AYDINLANDIĞI YERE DOĞRU YOL ALMAK

 

En titiz ve  kesin biçimde tasarlamakmış gibi, önerilen çözümleri köktenleştirmek ve ille de yapılabilirliklerini göz önünde bulundurmaya çalışmamaktır. Yine de, bir meslek ahlakını öne çıkarmak ve değerlendirmek gereği hiçbir zaman gözden yitmemiştir. Ütopyacı az çok dolaysız bir biçimde güdümlü bir yazardır; bu güdümlülük gerek kültürel,  düşünsel, gerekse toplumsal ve sözcüğün kesin anlamında ortaya çıkmış düzlemdir.

 

Hayal dünyamız o kadar geniştir ki,  hep imkansızları istememizden bellidir zaten. Sonu olmayan uçsuz bucaksız bir yolculuk. Hiç bitmeyen bir serüven. Sonsuzlukla sınırlandırılmış düşler diyarı. Sadece hayallerimizin başkentinde yenebilirdik beş başlı bir dinozoru. Mesela herkes uçmak istemişti Süpermen gibi. Herkes ıspanak yedikten sonra dövmek istemişti Kabasakalı. Yüz, elli, bin, beş yüz yirmi beş katlı binanın en üst katından atlamak ve ölmemek sadece hayal dünyamızın ürünüydü. Bu kentten çıkmıştı en delikanlı hayaller. Tabii reddettiklerimiz de oluyordu arada sırada. Kimse kurbağa prens olmak istemedi. Çünkü beklemek ve ümit etmek hayallere yakışmazdı. Her şey istediğimiz gibi olur, istediğimiz gibi gelişirdi. Rapunzel’i düşleyen bir kıza rastlanmadı henüz.

 

Çocukken en çok sorulan soruydu “büyüyünce ne olacaksın?” Bazıları doktor, bazıları öğretmen, bazıları mühendis, bazıları futbolcu, bazıları boyacı, bazıları polis olacaktı. Çocuktuk ve hepsi birer hayal ürünü gibiydi. Hayal ederdik bunları. Peki olamaz mıydı? Hayallerimiz gerçek temeller üzerine inşa edilmiş bir apartman olamaz mıydı?

 

İmkansızı istemek mi? İmkansızı düşlemek mi? Bir soru doğru sorulmalı. Soruyu yanlış sorarsak muhtemelen cevabı da yanlış olacaktır. Kurduğumuz hayallerin gerçekler ürünü olduğunu düşünüyorum. Hayaller var olan şeylerin boyutlarını değiştirme yerimizdir. Daha önce görmeseydik Süpermen’i hangimiz uçmak isterdi? Günümüzde çok katlı binalar hiç mi dikilmedi? O binalardan uçma içgüdüsüyle kimse veda etmedi mi hayallerine? Olmayan bir şeyi var etme gücümüz yok. Gördüklerimizi, hissettiklerimizi, yaşadıklarımızı ve anlamlaştırdıklarımızı düşleriz. Alfabe olmasaydı hiç yazı yazılmazdı. Alfabeyi bulanlar hiç mi hayal kurmazdı?

Parçadan bütün elde etme misali; ışık yansır, sezersin ve onun aydınlanıp gün yüzüne çıkması gibi..

 Hayallerin başkenti ütopya, gerçekler ve var olanlar ise ütopyanın kanıtı. Ütopyayı değerli kılan gerçeklerdir. İşte diyebiliriz ki; yüz katlı binadan atlayıp ölmeme düşüncesi, ütopya değil gerçektir. Bu bir istektir ve istekler var olanın hayatımıza yansımasıdır. Ütopyalar kurguladıkları "doğru" ve "iyi" sisteme ilişkin bir kötülük tasavvur edemezler. Tıpkı Platon’un dramaya bakışında olduğu gibi, en nihayetinde bulunan çare, yapılan "iyi" tanımına uymayan her unsuru genel kurgudan dışarı atmaktır. Böylelikle, ütopyanın hem "iyi" hem de "var olmayan" kelimeleriyle elde edilen düzeni, "var olmayan iyi" halini almaktadır. Eşdeyişle, ütopyanın böylesine "doğru" olması tam da yanlışlığının sebebini, tıkır tıkır işlemesi ise tam da aksadığı yeri oluşturur.

 

“Bulutların üstünde oturmayı hayal edip, oradan taş atmak isterdim hayat denizine.” Neden gerçekleşmesin ki..!

 

Gerçek ütopyaların ömrümüzde dolaşması imkansız değil,  ! Kim bilir belki de çocuk edasıyla yaşanırsa ve farkındalıkla fark edilirse ütopyalar dahi sizin attığınız adımla yürümeye mahkum kalır. Asıl olay farkındalıkla yoğrulmaktır.

 

Her bir hayalin altında gerçek; her bir gerçeğin altında hayalin olduğu gibi…

                                                                                       hayallerinize dokunsun gerçekleriniz.

 

Düşler gerçekleşecek olanın mayasıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 726 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler