1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Hatırlayalım: Ayvasıl’da neler yaşanmıştı?...1
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Hatırlayalım: Ayvasıl’da neler yaşanmıştı?...1

A+A-

ARŞİVDEN… ARŞİVDEN… ARŞİVDEN… ARŞİVDEN…

 

22 Ocak 2018 Pazartesi günü, 1963’te katliama kurban giden Ayvasıllı sekiz Kıbrıslıtürk için Tekke Bahçesi’nde cenaze töreni düzenlenecek…

Ayvasıllı Mehmet ve Cemaliye Alganer 9 Ayvasıllı’nın katledildiği “Ayvasıl katliamını” 11 yıl önce YENİDÜZEN’e anlatmıştı…

Mehmet Alganer: “Şikayet için söylemem, ne da bir menfaat beklerim artık çünkü 44 sene geçti aradan... Kaynanam, aynı zamanda teyzemdir yani Ayşe Hasan Buba, iki tane oğlu, biri 19 yaşında Ömer Hasan, liseyi yeni bitirdi, biri da 17 yaşında, o da oto boyacısı Mehmet Hasan, “Kabadayı” yani, benim yanımda çalışırdı. Bir toruncuğu, Ayşe İbrahim... Mehmet Ali Ömer, dayım, annemizin kardeşi... Ve biz, şehit ailesi yazılı değiliz...”

dd-007.jpg

22 Ocak 2018 Pazartesi sabahı saat 09.30’da, Küçük Kaymaklı Camisi’nde sekiz Ayvasıllı Kıbrıslıtürk için cenaze namazı kılınacak ve ardından saat 10.00’da askeri bir törenle Tekke Bahçesi Şehitliği’ne defnedilecekler…

Ayvasıl’da 24 Aralık 1963’te bazı Kıbrıslırumlar’ın saldırısı altında kalan ve bir katliama kurban giden Ayvasıllı dokuz Kıbrıslıtürk’ten sekizinden geride kalanlar, Kayıplar Komitesi’nin Tekke Bahçesi’nde yürüttüğü kazılarda bulunarak kimliklendirilmiş bulunuyorlar. Ayvasıllı dokuzuncu Kıbrıslıtürk için ise Kayıplar Komitesi’nin yürütmekte olduğu DNA testleri devam ediyor…

Ayvasıllı dokuz Kıbrıslıtürk, 24 Aralık 1963’te öldürüldükten sonra Ayvasıl Kıbrıslıtürk mezarlığı dışındaki bir toplu mezara gömülmüşlerdi. Ardından 13 Ocak 1964’te Kıbrıslıtürk yetkililer Ayvasıl Kıbrıslıtürk mezarlığı dışındaki toplu mezarlarda kazı yürüterek burada buldukları 21 veya 22 Kıbrıslıtürk’ün naaşını “Ayvasıl şehidi” adı altında Tekke Bahçesi’ne defnetmişlerdi. Ancak bu yapılırken, defnettikleri Kıbrıslıtürkler için ciddi bir kimliklendirme çalışması yapmamışlar ve aileleri de bundan haberdar etmemişlerdi. Ayvasıllı Kıbrıslıtürkler’le birlikte toplu mezarlarda bazı “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in naaşları da bulunmuştu – bunlar, Lefkoşa’nın çeşitli bölgelerinde bazı Kıbrıslırumlar tarafından öldürüldükten sonra Lefkoşa Genel Hastanesi morguna konulan Kıbrıslıtürkler’di bunlar… Kıbrıslırum yetkililer Kızılhaç aracılığıyla Kıbrıslıtürk yetkililere “Geliniz, ölülerinizi alınız, morgtadırlar” diyerek haber göndermiş, bu habere bir de liste eklemişti. Kıbrıslırum yetkililer, morgta bulunan bu Kıbrıslıtürkler’in kimliklerini belirleyebildiklerini bu listeye yazmışlar ve listeyi de Kıbrıslıtürk makamlarına ulaştırmışlardı. Fakat Kıbrıslıtürk makamlar gidip bu naaşları morgtan almamış ya da alamamışlardı. Kıbrıslırumlar da bir süre sonra bu naaşları alarak Ayvasıl Kıbrıslıtürk mezarlığı dışındaki toplu mezarlara defnetmişlerdi.

İşte 13 Ocak 1964’te Kıbrıslıtürk yetkililer tarafından yapılan kazılarda bu gruptan bazı insanların naaşları bulunmuş fakat eldeki listeyle herhangi bir karşılaştırma veya herhangi bir araştırma yapılmaksızın, tümü de “Ayvasıl şehidi” adı altında, çoğu da üstünde isim dahi yazmayan mezarlara gömülmüşlerdi.

11 yıl önce Tekke Bahçesi’nde bazı “kayıplar”ın da “Ayvasıl şehidi” adı altında gömülmüş olduğunu belgeleri ve röportajlarıyla ortaya çıkardığımız zaman, Kayıplar Komitesi’ne burada kazı yapma izni verilmemişti. Epeyi bir mücadele ardından Bakanlar Kurulu kararıyla Ayvasıl’dan getirilip Tekke Bahçesi’ne defnedilmiş olanların mezarlarında Kayıplar Komitesi’ne kazı izni verilmişti… Böylece bazı “kayıplar”dan geride kalanlar bulunabilmişti…

İşte şimdi, 22 Ocak 2018 Pazartesi günü, Ayvasıl’da katliama kurban gitmiş ve DNA testleriyle kimliklendirilmiş olan Ayvasıllı sekiz Kıbrıslıtürk için cenaze töreni yapılacak…

Biz de bu süreçte bir hatırlatma yapmak istedik: 11 yıl önce, 5-12  Ekim 2007’de bu sayfalarda yayımladığımız, yakınları Ayvasıl’da katliama kurban giden iki Kıbrıslıtürk’le, Mehmet ve Cemaliye Alganer’le yapıp yayımladığımız röportajı arşivimizden çıkararak bir kez daha yayımlıyoruz… Hatırlayalım: Ayvasıl’da neler yaşanmıştı?

Ekim 2007’de bu sayfalarda yayımlanmış olan röportajımız şöyle:

Ayvasıllı Mehmet ve Cemaliye Alganer, Ayvasıl (Türkeli) köyünde 50’li ve 60’lı yıllardaki ilişkileri ve köydeki yaşamı anlatıyorlar. Onlarla röportajımız şöyle:

dd2-001.jpg

SORU: Mehmet Bey, eskiden nasıl bilinirdiniz?
MEHMET ALGANER:
Mehmet Cemal...

SORU: Ayvasıllı’sınız...
MEHMET ALGANER:
Evet, hanımım da Ayvasıllı’dır.
CEMALİYE ALGANER: Birinci yeğenik aynı zamanda... Ben da o zaman Cemaliye Hasan idim.

SORU: Önce Ayvasıl nasıl bir yerdi?
MEHMET ALGANER:
Ayvasıl’da 400 Rum, 100-120 Türk vardı.

SORU: Ayvasıl’daki Kıbrıslıtürkler, 10 aile falandı galiba...
MEHMET ALGANER:
21 aile Türk vardı – hep akraba... Türk tarafı Rumlar’dan tamamen ayrıydı. İki-üç aile vardı Rumlar’ın içinde yaşayan.

SORU: Neyle geçinirdi bu aileler?
MEHMET ALGANER:
Rençberlik, çobanlık... Hasan Mehmet Buba yani Ayşe Hasan’ın kocası bir Rum’un yanında, Rum’un davarını beklerdi mesela. Kendinin de vardı biraz koyunu ve Rum’un koyununu beklerdi. Ama en sonunda 63’te Rum’un oğulları EOKA’cı çıktı...

SORU: Dinlemediler babalarını yani...
MEHMET ALGANER:
Evet, dinlemediler babalarını...

SORU: Siz ne iş yapardınız o zaman?
MEHMET ALGANER:
Ben 5 Eylül 1939 doğumluyum, Ayvasıl’da doğdum. Cemaliye hanım da 1939 Ayvasıl doğumludur. Ayvasıl Rumlar-Türkler, karışık bir köydü. Köyde 100-120 tane Türk vardı, 400 tane Rum vardı. 1958’lere kadar Rumlar’la beraber, çok rahat yaşadık, çok iyi yaşadık – hatta içiçe diyebilirim size. Rumlar’ın düğünü olurdu, Rumlar’ın düğününe biz giderdik – Türkler’in düğünü olurdu, Rumlar bizim düğünlere gelirdi.
1958’e kadar köyde Türk kahvesi, Türk bakkaliyesi yoktu. Düğünler Rum kahvesinde yapılırdı.

SORU: O kimin kahvesiydi?
MEHMET ALGANER:
Biri Hristofi, biri da Tsillari derlerdi kendine... Hatta Fehim Mehmet, amcam olarak, orada evlendi 58’den önce – o kahvede... Yemeli içmeli... Masalar kuruldu, böyle yemeli içmeli bir düğün yaptık.
Son 1954’te EOKA kurulunca, Rumlar başladı Türkler’e yüz çevirmeye...
Bir düğün olacaktı – Ahmet Mehmet Buba’nın düğünü. Bizim hanımın amcasıdır o. Hristofi’nin kahvede olacaktı düğün. 1958’de... Davetiyelerini çıkarttı adam, hazırlığını yaptı, herşeyini. Düğünü yapmaya gittiğimizde, koymadılar.

SORU: Ne dediler?
MEHMET ALGANER:
“Teşkilat” yani EOKA “bize yasakladı” dedi. “Yaptıramayacayık düğünü burada...”
Mecbur oldu adam, düğününü kendi evinin avlusunda yaptı.
Bakkallara giderdik bir şey alalım, “E yoktur” veyahut da... Yüz çevirmeye başladıydılar yani. Mecbur olduk bir bakkal kurmaya. Bakkal da babam Cemal Mehmet! Türk mahallesine bir kahvecik açtık – İbrahim Hüseyin isminde bir kişi bir Türk kahvesi açtı, oraya toplanmaya başladık biz Türkler. Tamamen artık ayrılmaya başladık “Rum-Türk” diye 1958’de...
Önce EOKA kurulduydu, ondan sonra TMT kuruldu 58’de. Mecburen kendimizi 58’de TMT’ye  attık.

SORU: Ama ondan önce, bir zaman köye başka köylerden bir saldırı yapıldığını anlattıydınız bana...
MEHMET ALGANER:
1958 hadisesi çıktığında, etraf köylerden, mesela Mammari, Koççinodrimitya, bu yandan Kördemen – buralardan kamyonlar dolusu Rumlar geldi Türkler’e saldırmaya.

SORU: Gönyeli olayından sonra mıydı bu?
MEHMET ALGANER:
Gönyeli olayından önce...

SORU: Bir şey mi olduydu o civarda ve geldilerdi?
MEHMET ALGANER:
Hiçbir şey olmadı – hiçbir şey yok! Habersiz böyle!
1958 Lefkoşa hadiseleri olduydu ya, Rum-Türk hadisesi çıktıydı... Onun üzerine fırladı bizim Ayvasıl’a da... Yani hiç aramızda bir şey yokken...
Geldiler bizim köye kamyonlarla. Ellerinde bir silah yok... Sopalar, küreklerle falan.
Bizim köyün Rumlar’ı çıktı önlerine...

 

DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 1175 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar