1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Hatalarını Anlama Zamanı Geldi...
Hatalarını Anlama Zamanı Geldi...

Hatalarını Anlama Zamanı Geldi...

Okula önce kim gider? Öğretmen mi, öğrenci mi? İlkokular 17, ortaokul ve liseler ise 18 Eylül’de açılacak. 2012-13 öğretim yılı başlayacak. Büyük bir heyecanla çocuklar okullarına gidecekler. Arkadaşlarına, öğretmenlerine kavuşmanın heyecanını y

A+A-

 

Okula önce kim gider?

Öğretmen mi, öğrenci mi?

İlkokular 17, ortaokul ve liseler ise 18 Eylül’de açılacak. 2012-13 öğretim yılı başlayacak.

Büyük bir heyecanla çocuklar okullarına gidecekler. Arkadaşlarına, öğretmenlerine kavuşmanın heyecanını yaşayacaklar. Eğer öğretmen bulabilirlerse...

Kamu Hizmeti Komisyonu (KHK)Ağustos ayı başında Eğitim Bakanlığını ve Başbakanlığı uyararak, “Öğretmen alacaksanız elinizi çabuk tutun. Geç kalıyorsunuz. Okullar öğretmensiz açılacak.” dedi. Geç kalındığını farkedip, rahatsızlık duyuyor ve açıklama yapıyor.

Eğitim Bakanlığı nihayet KHK’ye talep yazısını gönderdi. Öğretmen münhalleri için 22 Eylül’de sınav yapılacak, 24-26 Eylül’de ise sınav itirazları var. Ardından da mülakatlar olacak. Eylül sonu, Ekim başı ancak okullara öğretmen gönderilebilecek. Okullar 17-18 Eylül’de açılacak, öğretmen sınavları 22 Eylül’de yapılacak. Önce okullar açılacak, sonra sınav yapılacak. Bir terslik, yanlışlık yok mu?

Önce öğretmen gönderilmesi gerekmez miydi?

Peki Bakanlık neden 35 öğretmeni, 10 okula gönderemedi ve bu kadar gecikme oldu?

Gecikmenin esas nedeni özellikle şehir merkezlerindeki bazı ortaokul ve liselerde biriken öğretmen fazlalıklarıydı. Bir okulda dört saat ders yapan varken, yan taraftaki okulda on sekiz, yirmi saat ders yapan öğretmenin olması elbette adil değildir. İkisi de öğretmen, ikisi de aynı branşta, ikisi de aynı maaşı alıyor ama biri dört saat öteki de on sekiz saat ders yapıyor. Bu olmaz, kabul edilemez. Düzeltilmesi gerekmektedir. Fakat, Bakanlık bunu nasıl düzelteceğini bilemedi. Geçici görevlendirme yapabileceğinden emin değildi. Geçici görevlendirme yaparsa, münhal çıkmaması gerekirdi.

Eğitim Bakanlığı sendikalarla uzlaşma sağlamadan Yüksek Danışma Kurulu’ndan Öğretmenlerin Yer Değiştirme Tüzüğü’nü geçirdi. Tüzük mevcut haliyle uygulanırsa bir çok sorun doğuracak. Adaletsizlikleri artıracaktır. Örneğin, “Son gelen gider.” ifadesine yer verilmiştir. Eğer bir okulda fazlalık varsa her zaman son gelen kişi aynı kişi olacaktır. Fazlalık olduğu için de nakil yapılmayacağından, aynı kişi her yıl geçici görevlendirme alacaktır. İstese de, istemese de... Ta ki şube sayısı artıncaya ya da branşından biri emekli oluncaya, terfi alıncaya kadar sürecek. Bir başka sakınca ise bakanlığa yakın birisi, az ders saati gösterilerek sırası gelmeden başka bir okula görevlendirilebilecektir. Tüzükte siyasi yakınlığı veya kanaatleri engelleyici, önleyici bir madde, kriter bulunmamaktadır.

Bakanlık çıkmaz sokağa girdi. Tüzüğü uygulayım mı, münhal mi çıkayım!? Nitekim tüzüğü şimdilik uygulamayacağını anlayınca az da olsa münhallerin doldurulmasını tercih etti. Lefkoşa’da bir lisede üç tane edebiyat öğretmeni fazlalığı varken, beş tane edebiyat öğretmeni münhali çıktı.

Bakanlığın ilk önce bunun neden böyle olduğunu anlaması gerekmektedir. Sorunu doğru anlarsa, doğru çözümler üretebilir. Sorun, başka sorunlar yaratılarak çözülemez.

Bu sorun nasıl doğdu?

Bakanlık ilk hatayı 2009 Temmuz’unda yaptı. Önce öğretmen nakillerini yaptı, sonra da ders saatlerini azalttı. Ortaokullarda haftalık ders saatini 36’dan 35’e düşürdü. İngilizce ders saatlerini 4, matematik ders saatlerini ise 2 saat azalttı. Eski programa göre nakil alan öğretmenin, gittiği okulda yeni programa göre ders saatleri azalmış oldu. Liselerdeki haftalık ders programlarını da değiştirdi. Genel liselerde haftalık ders saatlerini 36’dan, 35’e düşürdü. Bu durum nakillerle birleşince merkezlerde yığılmalar olmaya başladı.

Bununla birlikte siyasi yatırım amaçlı olarak örneğin Güzelyut’taki Şehit Turgut Ortaokulu’na ihtiyaç olmamasına rağmen İngilizce öğretmeni alınması gibi uygulamalar yapıldı.  

Tüm bunların üzerine özellikle bu yıl ekonomik sıkıntılar nedeniyle göçmen işci ailelerin geri dönmeye başlaması eklenince, okullardaki öğrenci sayısı da azalmaya başladı. Şube sayısı düştü. Göçmen işçi ailelerin çocuklarının yoğun olduğu okullarda şube sayılarında azalma oldu.

Bakanlık, yaptıklarının sonucunu okuyamadı, göremedi. Üç yıl önce yapılan hataların bugünkü sonuçları doğuracağı belliydi. Haftalık ders saattleriyle bu kadar oynanırsa sonuç kaçınılmaz olarak böyle olur.

Bakanlığın hatalarını anlaması için sanırım en az üç yıl geçmesi gerekiyor. 2010’da  ortaokul ve liseleri hiçbir gerekçe göstermeden bir hafta geç, 21 Ekim’de açmıştı. Nihayet üç yıl sonra bunu düzeltme yoluna gitti. 2013’te iİlkokul, ortaokul ve liseler hepsi aynı tarihte, 16 Eylül’de açılacaklar. Yani üç yıl sonra hatayı anlayıp düzeltebildiler. Anlayıp düzeltmeleri sevindirici, ancak yapmasalardı daha iyi olurdu...

Şimdi Eğitim Bakanlığı’nın hatasını anlama zamanı gelmiştir. Ne de olmasa üç yıl geçti. Hatasını sürgün tüzüğü hazırlayarak düzeltemeye çalışması, soruna sorun katmaktır. Doğru çözüm yöntemi değildir.

Bakanlığın oturup doğru düzgün çağdaş, modern eğitim yaklaşımlarını dikkate alan haftalık ders programları yapması gerekmektedir. Yönlendirmeye, desteklemeye, öğrencilerin güçlü yanlarını geliştirmeye dayalı, esnek haftalık ders programları hazırlamalıdır.

Ancak öncelikle eğitim politikalarının felsefik, toplumsal, kültürel temellerini oluşturmalıdır. Sonra haftalık ders programları hazırlamalıdır. İşleyişi görmek için pilot uygulma yaparak yaygınlaştırmalıdır. Öyle geceden sabaha, gelişi güzel değişiklikler yapılırsa elbette yeni sorunlar doğacaktır.

Eğitim Bakanlığı hatalarını ancak doğru anlarsa, doğru çözümler üretebilir. Sorunlar, sorun yaratılarak çözülmez, ancak beslenip büyütülür.   

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 803 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler