1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Hangi Yüzle Bakabiliyorsunuz Yüzlerimize?
Hangi Yüzle Bakabiliyorsunuz Yüzlerimize?

Hangi Yüzle Bakabiliyorsunuz Yüzlerimize?

Yaz geldi diye midir nedir, şiirlere, şairlere takılıp kalıyorum bu günlerde. En azından adres yazılarında, sırf dert anlatacağım diye art arda dizilmiş, ritimsiz, ahenksiz sözcüklere, kuru dillere hapsolmak istemiyorum. Takılıp kalıyorum dememin sebeple

A+A-

 

 

Yaz geldi diye midir nedir, şiirlere, şairlere takılıp kalıyorum bu günlerde. En azından adres yazılarında, sırf dert anlatacağım diye art arda dizilmiş, ritimsiz, ahenksiz sözcüklere, kuru dillere hapsolmak istemiyorum.

Takılıp kalıyorum dememin sebeplerinden biri de dönüp dolaşıp aynı şairleri, şiirleri okumam. Yüz defa okusanız, her bir dizesinden yüz mana devşireceğiniz şairlerden biri de Edip Cansever’dir herhâlde! Hele onun “Ahmet Abi”yi anlattığı o muhteşem “Mendilimde Kan Sesleri” şiiri yok mu!?

 

... Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden

Dirseğin iskemleye dayalı

-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --

Cıgara paketinde yazılar resimler

Resimler: cezaevleri

Resimler: özlem

Resimler: eskidenberi

Ve bir kaşın yukarı kalkık

Sevmen acele

Dostluğun çabuk

Bakıyorum da şimdi

O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde...

 

Ne “Ahmet Abi”leri vardı eskiden bu şehrin! Yoksa Attila İlhan’dan mülhem “ne Ahmet Abiler sevdim zaten yoktular” mı demeliyim? Aslında hep bugünkü gibiydi o Ahmet Abiler de bizim çocuk gözlerimiz mi güzellerdi o kadeh tutuşları? Deniz kadar engin çocuk muhayyilesinin ürünü müydü o dirsekleri gökyüzüne dayayan, yoksa o hakikat hakikaten ancak öyle mi anlatılabilirdi?

Neler geçti başımızdan, neler yaşandı da o güzellikler galiz küfürlere dönüştü şimdi? Hapishaneler mi, hasretler mi, baskılar ve zulümler mi bu değişimin sebebi? Yoksa hayat mı, “çıplak gerçek” ve o soğuk, o kendinden menkul akıl mı?

Hani “ben otuzuna kadar sosyalist olmayanın kalbinden, otuzundan sonra sosyalist olanın da aklından şüphe ederim” (ya da buna benzer bir şeyler) demiş ya birileri... o kadehin bugün elinde bir küfür gibi durmasının sebebi bu mudur Ahmet Abi? Sen de aklını kullanmaya başladın ve ruhunu, yüreğini, unu eledikten sonra duvara asılmış bir elek gibi, bir daha indirmemecesine, o soğuk, o sıvası dökülmüş duvarlara mı astın şimdi?

Şair “bakıyorum” diyor ya Ahmet Abi! İtiraf etmeliyim ki ben şöyle doya doya bakamıyorum yüzüne bir süreden beri. Bakarsam derin yarıklar, o yarıkların içinde seni de bizi de kemirdikçe semiren kurtçuklar, eski dostların, dostlukların kanı, irini, gözyaşı görünür diye kaygılanıyorum. Gözlerinde korkuyu, sefahati, en çok da araziye uyumu bulurum da ne yapacağımı bilemem, o gözlere artık göz, o dirseklere artık dirsek diyemem endişesiyle başka taraflara çeviriyorum yüzümü.

Velhasıl senden yana bakamıyorum be Ahmet Abi. Dirseğine, o dirseğin üzerinde eğreti durduğu hasır iskemlelere, hatta midem bulanır endişesiyle sen baktığın zaman gökyüzüne dahi bakamıyorum.

Peki de Ahmet Abim (bak her şeye rağmen Abi diyorum sana. En azından bunun yüzü suyu hürmetine ne olur söyle) sen hâlâ hangi yüzle bakabiliyorsun yüzlerimize?      

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 994 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler