1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. HANGİ PARMAK?
HANGİ PARMAK?

HANGİ PARMAK?

Doğumumuzu takip eden o ilk birkaç ay içerisinde, tüm bulanıklıkların netleşmeye başlaması ve onları ilk kez farketmemizle başlar hikayeleri

A+A-

 

Doğumumuzu takip eden o ilk birkaç ay içerisinde, tüm bulanıklıkların netleşmeye başlaması ve onları ilk kez farketmemizle başlar hikayeleri...

İşte sonra, öncesinde hiç ilgilenmediğimiz, kendimizden saymadığımız parmaklarımızı incelemek bir anda en öncellikli uğraşlarımız arasında yerini alır. Kalın, ince, uzun, kısa. Ayrım gözetmeksizin, evire çevire dans edişlerini hayretle seyrederiz. Yaşamımızın her döneminde birisine daha fazla öncelik vererek, bu öncelikler döngüsünü kendi aralarında hep devam ettirerek... Ve daha yakından tanıdıkça hep birini ötekine tercih ederiz.

Başparmak

Uyumak, uyanmak, ağlamak, gülmek, osurmak, geğirmek, işemek, kusmak, sıçmak. İfade şekillerimizin sınırlı olduğu o yatay sessizlikte hem konum, hem de erişim açısından ağzımıza en yakın parmağımızdır başparmak. Hayatımızın en zorlu dönemi sayılabilecek o tamamıyla oral ilk yıllarda, annemizin memesi ya da türevi biberondan sonra hep yanımızda o var emip de bizi rahatlatacak. Bazılarımızın onun yerine emzik tercih etmesi yine de gölge düşürmüyor bu hayatımızdaki rolüne.

İşaret parmağı

Yataylıktan dikeyliğe geçiş, ses ve başparmakla işaret parmağın işbirliği.

Olduğumuz yerde oturmaya, hatta yürümeye başlamamızla etrafımızda gördüğümüz şeyleri onunla gösterir, henüz konuşmaya başlamamışsak imdadımıza yetişen ‘ıh! ıh!’larımızı takiben gösterdiklerimizin bize ‘hemen şimdi’ verilmesini isteriz (çoğu kez yine ağzımıza sokmak için).

Sonra konuşmaya başlarız ve daraltıcı “bu ne?” sorularımızın altını çizmesi için yine ona başvururuz. Gizli saklı köşelerde veya ortalık yerde burnumuzu onunla karıştırırız.

Orta parmak

Ergenlik ve cinselliğimizin keşfi ile bir anda en önemli parmağımız mertebesine yükselir orta parmak. Onun bize sundukları ve öğrettikleriyle önce kendimize sonra başkalarına zevk veririz. Aynı yıllara rastgelen asilik döneminde ailemize değilse de bizi anlamayan yaşıtlar, ya da sinirimizi bozan yabancılara hep onu gösteririz. Gösteremediklerimize de arkalarından gizlice... Marilyn Manson’un ‘Irresponsible Hate Anthem’ şarkısında da söylediği gibi “I wasn’t born with enough middle fingers…”

Yüzük parmağı

Pek çok deneme ve yanılma sonrası sıra gelir yüzük parmağına. Kendiliğinden değil de ailemizin ve çevremizin ısrarlı hatırlatmaları nedeniyle farkederiz onu. Başka yüzüklerle süslediğimiz bir dönemde biyolojik ritmimizin tam tam’ları uyandırır bizi. İşte, yüzük takalım ya da takmayalım onun dönemi başlamıştır...

Ve sonrası,

Serçe parmağı

Parmaklar arasında en sevimlisi olsa da, hiç de serçeye benzemiyor. Tüm diğer parmaklar işlev ya da sıralamalarına yönelik isim alırlarken neden küçük parmak değil de serçe parmağı?

Yüzük parmağı evresini takiben ortaya çıkan ve paralel olarak devam eden yavrulama dönemine uygun olsun diye bu isim verilmiş olabilir mi?

Başka hiçbir parmağımın giremediği küçüklerimizin burnundakileri çıkarmak dışında bir işlevini daha bulamadım. Belki ilerde!

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1117 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler