1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Hamit Mandrez’deki bir toplu mezardan notlar...
Hamit Mandrez’deki bir toplu mezardan notlar...

Hamit Mandrez’deki bir toplu mezardan notlar...

Kayıplar Komitesi Kazılar Koordinatörü Okan Oktay’la birlikte, Hamitköy’de (Hamit Mandrez) kazıların devam etmekte olduğu bölgeye gidiyoruz... Bu bölge gerçekten çok ürpertici... Hamit Mandrez’de köylülerin bu yerle ilgili anlattıkları

A+A-

 

 

Kayıplar Komitesi Kazılar Koordinatörü Okan Oktay’la birlikte, Hamitköy’de (Hamit Mandrez) kazıların devam etmekte olduğu bölgeye gidiyoruz...

Bu bölge gerçekten çok ürpertici... Hamit Mandrez’de köylülerin bu yerle ilgili anlattıkları insana dehşet veriyor...

Efgaliptolardan oluşan küçük bir ormanlık arazinin az ilerisinde bulunan bir vadiye insanlar öldürülüp gömülmüş...

Hem 1963’te, hem 1974’te burası bir toplu mezar yeri olarak kullanılmış...

Bugüne kadar bu alanda 12 “kayıp”tan geride kalanlar bulunmuş ve kazılar devam ediyor...

Arkeologlar, çıplak arazide, hala kızgın olan güneşin altında, yüzlerini mendillerle kapatarak kazıyı yürütüyorlar... Bir şiro, trençler açıp aldığı toprağı, kazılmış olan bölgeye aktarırken, arkeologlar da şironun yanında durup çıkan toprakları ve açılan çukurları kontrol ediyorlar...

Arkeolog Gülseren Baranhan’ın ekip liderliğinde arkeologlarımız Neşe, Maria ve Raina, şiro operatörü Gülbey Bey’le birlikte günlerdir Hamit Mandrez’deki kazıyı yürütüyorlar...

Bu alanda kimisi tek, kimisi iki kişi, kimisi üç kişi, kimisi altı kişilik gruplar halinde gömülmüş 12 “kayıp”tan geride kalanlar bulunmuş...

Arazi tümüyle çıplak... Şironun kepçeyi her indirişinde, ortalık toza boğuluyor – o zaman arkeologlarımızın neden yüzlerini birer mendille kapattıklarını anlıyorum...

Bu bölgeden geçen toprak yol, BRT’nin arkasına, oradan da taa Dikomo’ya kadar gidiyormuş, toprak yoldan şimdiki hapishanenin bulunduğu bölgeye, Göçmenköy’e, oradan da Lefkoşa’ya ulaşmak mümkünmüş...

1963’ten sonra bu yolu kullanarak, herhangi bir Kıbrıslırum barikatına ya da engeline takılmadan, köylüler Lefkoşa’ya gidip gelebiliyormuş...

“Kurşunun sekecek yeri olmadığı” için tepeler arasındaki bu vadi, “atış alanı” olarak seçilmiş ve 1963 sonrasından taa 1980’li yıllara dek burası atış sahası olarak kullanılmış. Hatta Lefkoşa’dan da askeri bölükler buraya atış yapmaya geliyorlarmış... Seferberliğe çağrılanlar da uzun süre bu alana getirilerek kendilerine burada atış talimi yaptırılmış, sonra da efgaliptoların altında konaklamışlar...

Kuş uçmaz, kervan geçmez, hala tümüyle ıssız olan bu vadiciğin arkasında efgaliptolardan oluşan ormancık, ön tarafında, tepenin üstünde de bir mandra ve teker teker birer odacıktan oluşan birkaç yapı bulunuyor, bunlardan birisi de taştan bir çoban evciğiymiş...

Bu bölgeye yalnızca “kayıp” Kıbrıslırumlar’ın değil, bazı “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in de gömülmüş olabileceği kuşkuları bulunuyor... Çünkü belli ki burası “Teşkilat”ın gömü alanına dönüşmüş ve zaman içerisinde, hem 1963, hem 1967, hem de 1974’te buraya insanlar infaz edilerek, öldürülerek gömülmüşler... En azından yaptığımız araştırmalarda, bölgeyi iyi bilen Hamit Mandrezliler’in bize anlattıkları böyle... Sonuçta, Kayıplar Komitesi’nin kazıları tamamlandığında ve burada bulunan “kayıp”lardan geride kalanlara DNA testleri yapıldığında, kimlerin bu alana gömülmüş olduğu anlaşılacak...

 

HAMİTKÖY’LE İLGİLİ OKUR İHBARLARI...

Bu sayfalarda 2006 yılında Hamitköylü bir okurumuzun Topal Mandra yakınında bazı “kayıplar”ın gömüldüğü şeklinde anlattıklarını yayımlamıştık. Mart 2011’de ise yine Hamitköy’le ilgili olarak okurlarımızın anlattıkları şöyleydi:

“Benim annemden duyduğum bir öykü var, bilinir mi, bilmem ama 1974’te 3 kamyon Kıbrıslırum erkeklerini, şu anki Hamitköy Barajı’nın yanındaki askeri bölgede kurşunlanarak öldürülüp gömüldüğünü biliyorum. Fakat biliyorsunuz, bunu birine söylemek zor. Çünkü kimse kabul etmeyecek elleri ve gözleri bağlı olarak öldürülen insanları. Bunu sizinle paylaşmak istedim.”

 


 

 

 

Kayıplar Komitesi Kazılar Koordinatörü Okan Oktay’a barikatta engel...

 

 

Kayıplar Komitesi Kazılar Koordinatörü Antropolog Okan Oktay, dün sabah (17 Eylül 2012) Ledra Palace barikatından geçerek Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Yardımcısı Murat Soysal ve Kayıplar Komitesi Kıbrıslırum Üye Yardımcısı Ksenofon Kallis’le birlikte, bir Kıbrıslıtürk “kayıp” yakınının Baf’ta göstereceği olası gömü yerine gitmeye çalışırken, Ledra Palace barikatındaki Kıbrıslırum polisi tarafından engellendi.

Kayıplar Komitesi görevlisi olarak sekiz yıldır görevi gereği sayısız kez güneye geçmiş olan Okan Oktay’a Kıbrıslırum polisi tarafından çıkarılan bu engelin nereden kaynaklanmış olabileceği anlaşılamadı.

Kayıplar Komitesi çalışanları ve yetkilileri, kendilerine Birleşmiş Milletler tarafından verilen ve Kayıplar Komitesi’nde çalıştıklarını gösteren özel kartlarla geçiş yaparken, barikatta görevli Kıbrıslırum polisi Okan Oktay’ın BM tarafından verilen kimlik kartını da, KKTC kimlik kartını da kabul etmeyerek, kendisine engel çıkardı. Son sekiz yıldır Kayıplar Komitesi’ndeki görevi nedeniyle her zaman engelsiz geçiş yapan Okan Oktay’a Kıbrıslırum polisinin bu şekilde muamele yapmaya kalkışması ve barikattan geçişini engellemesi üzerine, Baf’taki olası gömü yerini görmeye gidemeyen Kayıplar Komitesi Kazılar Koordinatörü Okan Oktay ile Kıbrıslıtürk Üye Yardımcısı Murat Soysal geriye döndüler.

Geçmiş yıllarda da, benzer biçimde Kayıplar Komitesi Kıbrıslırum Üye Yardımcısı Ksenofon Kallis’e, “kayıplar”la ilgili görevi gereği kuzeye geçişlerinde çeşitli geçiş kapılarında barikatlarda görevli Kıbrıslıtürk görevliler tarafından çeşitli engeller çıkarılarak, onun da geçişi engellenmiş ve kendisine yalnızca Ledra Palace sınır kapısından geçebileceği söylenmişti. Ancak Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Yardımcısı Murat Soysal’ın girişimleri sonucu, Kallis’in Kayıplar Komitesi görevlisi olarak kuzeye görev icabı geçişlerindeki bu engeller ortadan kaldırılmıştı.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 659 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler