1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. HALKA SÖZ, İLGİLİ TARAFLARA UYARI...
HALKA SÖZ, İLGİLİ TARAFLARA UYARI...

HALKA SÖZ, İLGİLİ TARAFLARA UYARI...

Kıbrıs sorununun çözümünün Türk tarafının gündeminden düştüğü Türkiye ve Kıbrıs Türk hükümetlerinin tavırlarından belli oluyor. Konular iç politikaya yoğunlaşmış durumda; Erdoğan başka işi gücü yokmuş gibi Lefkoşa imar planı ile ilgileniyormuş?!. Bu sena

A+A-

 

 

 

Kıbrıs sorununun çözümünün Türk tarafının gündeminden düştüğü Türkiye ve Kıbrıs Türk hükümetlerinin tavırlarından belli oluyor. Konular iç politikaya yoğunlaşmış durumda; Erdoğan başka işi gücü yokmuş gibi Lefkoşa imar planı ile ilgileniyormuş?!.

Bu senaryonun içeriği bellidir: Çözüm yok, Türkiye’ye muhtaçsınız; sağolsun Türkiye de Lefkoşa imar planına kadar her şeyinizle ilgileniyor, daha ne istiyorsunuz?!.

Kıbrıs Türk çözüm güçleri de darmadağın, her biri kendi ilgi alanında meşgul… Kıbrıs sorunu içki sofralarının mezesi gibi… Dolayısıyla, gündemde artık sadece iç politika var. 

İç politikada da hükümet, Türkiye hükümetinin verdiği programı almış ele, çıkmış yola; dur - durak, eksik - artık, yanlış – doğru, olurdu – olmazdı demeden devam… Züccaciye dükkanına girmiş fil gibi, kırıp döküp gidiyor; ne nefes alıyor, ne de nefes aldırıyor aslında… Hükümet, kendi partili milletvekillerini sadece meclisteki parmaklar olarak görüyor; onlar da hükümeti yanıltmıyor!. Dolayısıyla, Başbakan Küçük’ün işi kolay…

Zor olan bu yapıya ve bu yapıda muhalefet etmektir; hele ki muhalefet etmeyi ‘şov’ yapmakla karıştıran muhalifler de olunca, muhalefet daha da zorlaşır. Ama sorumlu, bilimsel ve geleceğe yönelik stratejik muhalefet yapmak da Kıbrıslı Türklerin geleceği için koşul… Son zamanlarda, özellikle CTP-BG Gençlik Örgütü’nün fitillediği hareketlilik ve eylemlilik, CTP-BG örgütünün sokakta kitleselleşmesi ile devam ediyor. Bu büyüyerek sürecek gibi de görünüyor… Bir de buna, halk kitlelerine yönelik politikalar ve programlar eklenirse, Kıbrıslı Türkler için umut ve canlanma ve siyasete güven duyma geri gelecektir.

Bu bağlamda, halka, özellikle ekonomik programlar sunulmaya, manifestolar verilmeye ihtiyaç var. Örneğin, şu anda hükümet, Türkiye hükümetinden aldığı ‘yönlendirme’ ile, kamunun neyi var neyi yok özelleştirme stratejisi ve uygulaması içindedir. KTHY gitti, Telekom ve Kıb-Tek gidecek, Ercan ‘uçacak’…

Daha ne varsa sat-gitsin… Türkiye’ye her yönüyle bağımlı ol, beslen-gitsin… Günü geldiğinde verilecek emirlere uy-bitesin… Kıbrıslı Türklerin çok büyük çoğunluğu bu gidişin gidiş olmadığını, aslında nereye gidiş olduğunu biliyor. Beklentisi ise, bunu önleyecek siyasi adımlardır. Bunun için de iki manifesto hazırlanıp halka sunulabilir.

Birincisi ‘Kıbrıs Türk Halkına Söz’ manifestosu… Bu manifestoda, halkın ilerisini güvenle görebileceği ve çok değil, az ve öz ve kesin sözler verilmeli: Bu hükümetin özelleştirme adı altında, elinden çıkardığı ve Türkiyelileştirdiği stratejik mal ve hizmet üreten tüm kamu malları yeniden kamu malı haline getirilecek, Kıbrıslı Türklerin mal ve hizmet üreten tüm kaynakları gene Kıbrıslı Türklerin hakim olacağı şekilde geliştirilecek ve hormonlu Türkiye sermayesinin haksız rekabetine izin verilmeyecek, Türkiye ile ilişkiler karşılıklı yarar ve saygı ilkesi ile yeniden düzenlenecek, Nisan 2004’den sonra verilen tüm yurttaşlıklar yeniden gözden geçirilip AB kurallarına uymayan yurttaşlıklar iptal edilecek, Türkiye’den kullanılacak mali kaynaklar uluslar arası ölçütlerde geri ödemeli borç olacak, Kıbrıs sorunu Kıbrıslı Türkler tarafından yürütülecek ve onların ihtiyaçlarına öncelik veren bir çözüm aranacak ve onların onaylayacağı çözüm referanduma sunulacak…     

İkincisi ise ‘İlgili Taraflara Uyarı’ manifestosu… Bu manifesto da az, öz ve kesin sözler içermeli: Şimdiki hükümetin, stratejik mal ve hizmet üreten tüm kamu malları ile ilgili özelleştirme icraatının doğru bulunmadığı, onaylanmadığı ve bu manifestoya imza atan siyasi hareketin, tek başına veya koalisyon hükümetlerinde, bu özelleştirmelerin iptal edileceği, karşılığında zarar – ziyan tazminatı ödenmeyeceği, Kıbrıs Türk kamu malları üzerine yapılan yeni yatırımların bedeli ödenmeden kamu malı olarak maliyeye irat kaydedileceği, AB kurallarına uymayan yurttaşlıkların iptal edileceği ve Kıbrıslı Türkleri maddi ve manevi zarara sokan tüm bu işlemlerin iptalinden dolayı muhatapların tazminat hakkının kabul edilmeyeceği, bu özelleştirmeleri onaylayan tüm gerçek ve tüzel kişilerin dokunulmazlık kalkanı olsa dahi önlemler alınarak yargılanacağı şimdiden ihbar olunur… Böyle bir manifesto, şimdiki UBP hükümetinin özelleştirme girişimlerine katılan özel sektörü iki defa düşünmeye, gelecek ilk seçimin akabinde UBP’nin hükümette olmama olasılığının çok yüksek olduğunu da görerek, yatırımı riskli bulmaya ve dolayısıyla kaçınmaya yönlendirecektir. Gene de özelleştirmelere teklif vermek isteyen şirketler olursa, bu manifesto bir ön-uyarı olarak ve kamuoyu önünde onlara ve yargı sistemine de fiilen verilirse, verildiğinin kayıtları şahitler ve noterlerle belgelenirse, ona rağmen Kıbrıs Türk kamu malını alan şirket ilerideki süreçte tüccar olacağı zararı kabullenme bilinci ile davranmış olacaktır.

UBP hükümetinin özelleştirme çabaları mecliste ve eylemlerle önlenemeyebilir; bu aşamada ‘müşterileri’ caydırmak, caymayana da ‘zararı senin boynuna’ anlamına gelecek böylesine somut girişimler yapılması her halükarda sonuç getirebilecektir.

Şimdiki karşı çıkışlar samimi ise, bugün sonuç alınmaması halinde yarın ne yapılacağının da hem halka hem de tüm muhataplara duyurulması Kıbrıs Türk siyasetinde önemli bir çıkış olacak…

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 934 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler