1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Halk Başka Bir Gerçeği Yaşıyor...
Halk Başka Bir Gerçeği Yaşıyor...

Halk Başka Bir Gerçeği Yaşıyor...

Çelişki nedir? Tenakuz, paradoks, tutarsızlık... Toplumsal, siyasal, ekonomik... yaşamda nasıl bir görüngüyle karşımıza çıkar? Yaşamımızı nasıl etkiler? Böyle bir çelişkiye mutlaka tanıklık etmişsinizdir. Hani gözünüzün gördüğü ile kulaklarınızın duyd

A+A-

 

 

Çelişki nedir?

Tenakuz, paradoks, tutarsızlık...

Toplumsal, siyasal, ekonomik... yaşamda nasıl bir görüngüyle karşımıza çıkar? Yaşamımızı nasıl etkiler?

Böyle bir çelişkiye mutlaka tanıklık etmişsinizdir. Hani gözünüzün gördüğü ile kulaklarınızın duyduğu başka başka olur ya... Onun gibi işte!

Bardağın kırık paramparça olduğunu görürsünüz, ama birileri size sapasağlam olduğunu anlatılır...

Esnafın iflas ettiği, Başkent belediyesinin battığı, maaşların ödenemediği bir ülkede, “ekonomi iyiye gidiyor” denmesi gibi...

Elbette bu örnekleri çoğaltabilirsiniz.

Yeni bir örneği geçen hafta yaşadık. Türkiye Başbakan yardımcısı Beşir Atalay ülkeyi ziyaret etti. Başbakan İrsen Küçük’ü yaptıklarından dolayı övdü. Bütçe performansından çok memun olduğunu, gelirlerin giderleri karşıladığından söz etti. Cumhuriyet meclisinden önemli yasaların geçirildiğini söyledi. Küçük, el çapukluğuyla biri övgülerin üzerine yatmadan, ne olur ne olmaz payıma düşeni alayım marifetiyle “Programı günü gününe uyguluyoruz.” deyi verdi. Bunu da ekonomik ve sosyal sıkıntıların doğmaması için yaptıkları şeklinde gerekçelendirdi. Yani Küçük, bugüne kadar yaptıklarını sıkıntı olmasın diye yapıyormuş.

Atalay’ın “Yeni 3 yıllık program Kuzey Kıbrıs’ın kendi programı olacak.” açıklaması bilinen bir gerçekliğin resmi ifadesine dönüştü. Bu açıklamayla bugüne kadar uygulanan programın Kuzey Kıbrıs’ın kendi programı olmadığı, AKP’nin programı olduğu ve Küçük hükümetinin de uygulayıcısı olduğu gerçeği doğrulanmış oldu.

Ayrıca Atalay verimli bir yıl geçirdiklerini “Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik ve siyasi istikrarını sürdürmesi Türkiye için çok önemli.” olduğunu söyleyerek kurultaya yönelik Küçük’e destek mesajı vermeye çalıştı. Ekonomik istikrar dediği paketin uygulanması, siyasi istikrar dediği ise Küçük’ün yeniden seçilmesidir.

Toplumsal yaşama, kamuoyuna yansıyan görüngü Atalay ile Küçük kendi yaptıkları işleri kendileri başarılı bularak, birbirlerini övdüler.

Övgülerle yaşadıklarımız arasında bir çelişki yok mu?

Onlar birbirlerini öve dursunlar, halk başka bir gerçeklik yaşıyor. Daha geçengün kadınlarımız “tencereler boş” diye eylem yapmadı mı... Sayın Atalay, Küçük uçan bir ekonomide tencereler niye boş? Yanıtlayın kadınlarımızı.

Ülkede 3 yıldan beridir uygulanan program sayesinde orta sınıf “yoksullaşma” gerçeğini yaşıyor.

Başarı “gelir ve gider dengesi” ya da “özelleştirme” olarak ele alınırsa veya yabancı sermayenin elini kolunu sallayarak ülkeye gelmesi ise, zengini daha zengin olur, orta sınıf yoksullaşır.

Ne var ki sözü edilen “yoksulluk” kavramı kültürel boyutu gözardı edilerek ele alınmamalıdır. Sosyolojik anlamda tanımını yapmak güç olmakla birlikte mutlak veya göreceli yoksulluktan söz edilmektedir. İnsan onuruna yakışan sağlıklı bir yaşamın sürdürülebilmesi için gereksinimler her toplumda aynı olmayabilir. Toplumdan topluma farklılık gösterebilir. Şebeke suyunun içilebildiği bir ülkede şişe suyu tüketmek lüks olabilir. Ama şebeke suyunun içilemediği bir ülkede şişe suyu tüketmek lüks değil, zorunluluktur. Otomobil bir toplumda lüks olarak görülürken, toplu taşımacılığın olmadığı başka bir ülkede zorunlu olabilmektedir. Sağlık ve eğitim hizmetlerinin çağdışı kaldığı bir toplumda özelden hizmet almak kaçınılmaz olabilir. Ancak çağdaş ve erişilebilir olduğu bir ülkede lüks olabilmektedir.  

Yetersiz beslenme, kötü sağlık, eğitim, güvenlik ve kamu hizmetlerinin verimsizliği ve sınırlı erişim olanakları yoksulluk tanımı içinde yer almaktadır.

Bunların hangisi bu ülkede var?

Çeşmeden, eğer akarsa, su içilebilir mi?

Eğitim ve sağlık hizmetlerinden halk ne kadar yararlanabiliyor?

Kolej sınavı birincisi İngiliz Okulu’nda okuyacağını açıkladı. Hastalarımız özele gidiyor... Paran kadar sağlık, paran kadar eğitim durumuna düşürüldük...

Başarı devletin sunduğu hizmetlere toplumun her kesmi tarafından sorunsuzca ulaşılabilir olmasıdır. Çalışma koşullarında, sosyal güvencelerde, verimliliğin artırılmasında da aramak gerekir başarıyı.

Gelir dağılımında da...

Yapılan araştırmalar ortaya koymaktadır ki yoksullar ve varsıllar arasında fark giderek büyümektedir. Gelir dağılımında adaleti gözetmeyen, sosyal devlet olgusundan uzak, aile dostu politikalar üretmeyen tutucu ve katı liberal dayatmalar, mutsuz çoğunluğun ensesine basarak yükselen varsılları yarattmaktadır. Beslemektedir.

Ahmet Mithat Efendi 1871 yılında Dağarcık’ta yazdığı yazıda politik ekonomiye göre zenginlik ile fakirliği şöyle tarif etmekteydi:

“Fakir, geçinebilmek için bir günü yeter bulamadığından gecesini de gündüzüne katarak beynini çürütürcesine kafa yora yora veya gözlerini kör edercesine göz nuru döke döke veya vücudunu yıpratırcasına zahmet çeke çeke, midesini biçareyi ölümle korkutarak istediği şeyi kazanmaya çalışır. Zengin ise boş vaktini geçirmek için eylenceler arar durur. Fakir vardır ki açlığa dayanamayan midesini aldatmak için üzerine sımsıkı taş bağlar. Buna karşılık zengin, artık hazma takatı kalmayan midesini genişletmek için kuşağını gevşetir. Bu gibi fakirler bin belâ ve musibete göğüs gererek istihsal edebildiği bir lokma kuru ekmeği yedikten sonra ikinci defa olarak muhtaç olduğu rızkını elde etmek için çekeceği mihnet ve meşekkatleri hatırlayarak içinden yüreğinin kanını emer durur. Öte taraftan zengin ise ikinci defası değil sonsuz defaları hazır ve âmâde bulunan nefis erzakından bir ayak evvel faydalanmak için, midesindekileri daha çabuk hazm edebilmek üzere, şaraplar ve likörler içer yatar. Fakirin ahı göklere çıkarken, zengin mutluluğun sevinci içinde kanatlanır.”

Böyle giderse Kıbrıs Türkü’nün ahı göklere çıkarken, yaratılan mutlu, ayrıcalıklı azınlık sevinçten kanatlanarak uçacaktır.

Atalay ve Küçük yaptıklarıyla bir birlerini öve dursunlar, halk başka bir gerçekliği yaşıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1125 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler