1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. HALA İNSAN MIYIZ?
HALA İNSAN MIYIZ?

HALA İNSAN MIYIZ?

Mültecilere uygulanan muamele ne yazık ki, bu ülkede yeni değil. Kadın, çocuk ayrımı yapılmadan şimdiye kadar türlü örneklerle insanlık dışı uygulamalar yaptık. Tutukladık, hırpaladık, daha da önemlisi, can güvenlikleri olmadığı için kendilerine sığınac

A+A-

 

 

Mültecilere uygulanan muamele ne yazık ki, bu ülkede yeni değil.

Kadın, çocuk ayrımı yapılmadan şimdiye kadar türlü örneklerle insanlık dışı uygulamalar yaptık.

Tutukladık, hırpaladık, daha da önemlisi, can güvenlikleri olmadığı için kendilerine sığınacak bir liman arayan yüzlerce kişiyi, ne olacaklarına aldırmadan gemilere istifleyip geri gönderdik.

Özellikle Suriye’de tırmanan iç savaş nedeniyle buradan adaya gelmeye çalışan, zaman zaman bir AB ülkesi olan Güney Kıbrıs’a ulaşmak için Kuzey’i transit noktası olarak kullanmaya çalışan yüzlerce mülteci oldu.

Hepsine adi suçlu muamelesi yaptık.

Yaşanan son örnekte de aynı şey oldu. Önce tutuklandılar, sonra da insanlık dışı bir uygulamayla geri gönderildiler.

Bu kez diğerlerinden biraz daha farklı olarak, mültecileri korumaya çalışan sivil toplum örgütü üyeleriyle mülteciler de tartaklandı.

Ama çığlıklarına, ağlamalarına aldırılmadı ve yine ne olacakları hiç düşünülmeden, gemiye istiflenip geri gönderildiler.

Bu kadar direnmelerindeki bir sebep de bazılarının yakınlarının Türkiye’deki kamplarda öldürülmesi nedeniyle, burayı güvenli bulmadıklarından Kıbrıs’ta kalmak istemeleriydi.

Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı Başkanı Emin Çolak, Güney Kıbrıs’ın mültecileri kabul ettiğini, yetkililerin defalarca geri gönderilmeyeceklerine dair söz vermesine rağmen, bu şekilde gönderildiklerini anlatıyor.

Üstüne, İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklama, bu konuda ne kadar bilinçsiz ve umursamaz olduğumuzu da gözler önüne serdi.

Öncelikle mültecilerin gönderildiği yeri açıkladı, İçişleri Bakanlığı. Yani en doğal gizlilik haklarını ihlal etti.

İçişleri açıklamasında ironik olan bir başka taraf ise, bu kişilerin gayrı yasal yollarla giriş yaptığına vurgu yapılmasıydı. Sorun zaten burada değil mi?

Bu insanlar can güvenlikleri olmadığı için, kendileri ve çocuklarını savaştan, çatışmadan, ölümden kaçırmak istedikleri için gizlice kaçmak, yakalanmadan, öldürülmeden, ülkelerinden evlerinden daha güvenli yerlere gitmek için insan kaçakçılarına para vermiyorlar mı?

Ama İçişleri Bakanlığı, bu dolandırıcılığı yapan kişilerle mültecileri aynı sınıfa koyarak, onlara suçlu muamelesi yapıyor.

Mülteci haklarına aykırı olmasına rağmen Onları tutukluyor.

Sadece İçişleri değil, şu anda sahip olduğumuz devlet anlayışı bu şekilde.

İşin başka ironik tarafı ise, mültecilere muamelesiyle dünyaya çağdaş ve güvenli ülke imajı vermeye çalışan Türkiye’nin, belki de bu uygulamalardan dolayı mahkum olabileceği.

Doğru uluslararası hukukun dışındayız. İşimize geldiği zamanlarda, kendi çıkarlarımız kadar girmemiz gerektiğini iddia ediyoruz. 

Ama en sıradan vicdani hesaplaşmayı da mı yapabilecek durumda değiliz?

Bu kadar mı kendimizden geçtik?

Suriye’deki iç savaş devam ettiği sürece, dahası, Ortadoğu kaynadığı sürece, bu coğrafyada mülteci sorunu hep olacak.

Gayrı yasal yollarla gelecekler.

Aynı acılarla, sadece yaşam mücadelesi için çırpınacaklar.

Peki biz ne yapacağız?

Sınırımızı ihlal ettirmeyen bir ulu devlet olarak ne yapacağız?

İnsan kaçakçılarını cezalandırmak için can derdindeki insanlara işkence etmeye devam mı edeceğiz?

Uluslararası hukuk karşısında, her mülteci güvenli sığınma hakkına sahiptir. Bunun dışında temel ihtiyaçları, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişim ile çalışma hakkı vardır.

Bugün mülteci sorunu dünyanın sorunu. Ama zorla geri göndermek yerine, bu sorunla daha insancıl koşullarda mücadele etmeye çalışan ülke çok.

Türkiye, özellikle Suriye’deki iç savaşın ardından, sadece bu ülkeden 30 bine yakın mülteciyi barındırıyor.

Güvenlik sorunu olduğuna ilişkin çeşitli tespitler ve iddialar olsa da mülteciler konusunda uluslararası hukuk kapsamında bir politika yürütüyor.

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Başkanı Emine Çolak, Mülteci Hakları Dernekleri ile işbirliği kapsamında ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını anlatıyor.

Zaman zaman Güney Kıbrıs’a gönderilmelerine yardım ederken, zaman zaman da BM desteği ile sığınma hakları için gerekenlerin yerine getirilmesi için çalıştıklarını söylüyor.

Yani aslında devletin yapması gerekenleri sivil inisiyatifler yapmaya çalışıyor.

Peki çok mu zor, insan ve mülteci hakları kapsamında yasal bir düzenleme yapmak, uluslararası kuruluşların da desteğini alarak bir bütçe oluşturmak?

Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım ve bu sorun karşısında ne yapabileceğimizi düşünelim. İnsan olan herkesin bu konuda ortak bir akıl üretmesi zor değildir.

Hala insansak zor olmamalı.

 

 

Bu haber toplam 588 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler