1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Haksız Vedalar…
Haksız Vedalar…

Haksız Vedalar…

Hüzünle uyandım, Ne olup bittiğini anlamaya çalışarak, zaman merfumunu yitirmiş bir vaziyette, günün hangi vakti olduğunu şaşkın bir ifadeyle, daha da garibi günlerden Cuma mı, yoksa Cumartesi mi olduğunu bulmaya çalışarak... Kalbim hala atıyordu, deme

A+A-

 

Hüzünle uyandım,

Ne olup bittiğini anlamaya çalışarak, zaman merfumunu yitirmiş bir vaziyette, günün hangi vakti olduğunu şaşkın bir ifadeyle, daha da garibi günlerden Cuma mı, yoksa Cumartesi mi olduğunu bulmaya çalışarak...

Kalbim hala atıyordu, demek ki ölmemişim, hayatta ve sevdiğim kırmızı renklerle bezenmiş yatağımda, cep telefonumu bulma savaşı veriyordum.

Cep telefonumu bulmaya çalışırken elim bana doğum günüme hediye gönderdiğin kitabı buluyor. Hangi zamanda kitabın yatağa girdiğini düşünüyorum.

Her elime alışta, kokluyorum, belki göndermeden evvel kitabın üzerine parmaklarının kokusu sinmiştir diye...

Her koklayışımda, senin aşkını hissediyorum, nefesin nefesimde...

Umursuzca uyandım,

Ne olup bittiğini anlamaya çalışmak bir yana, hangi mevsimde bile olduğumu bilemeden, kalbim rezil, ruhum çingene gibi...

Hem senle hem de sensiz, ne garip bir duygu, ne garip bir ikilem...

Gözlerimi açmaya çalıştım, senin varlığını hissederek ama yokluğunu da duyumsayarak.

Severken sadece sevmenin heyecanını ve tutkusunu düşünürüz değil mi?

Oysa hayat tüm renkler ve kokularla bütündür.

Tıpkı ben gibi,

Tıpkı sen gibi,

Tıpkı biz gibi...

 

Kedimin miyavlamasıyla uyandım,

Kızgın ve öfkeli, kediye mi, yoksa kendime mi, yoksa hayata karşı mı anlayamadım.

Belki de uykumdan koparıldığım için kızgın ve öfkeliyim. Koparıldığımı hissettim, uyandırıldığımı değil, kimbilir ne güzel rüyalar görecektim ama kedi yüzünden yarım kaldı.

Elim hala cep telefonumu arıyor. Bulamıyorum ve ağlıyorum. Sanki bulsam seni mi arayacaktım,?

Sanki bulsam sen mi, beni arayacaktın?

Öyle işte ağlamak için bahane mi arıyorum nedir?

 

Yatağın içinde gözlerimi açmaya çalıştım, güneş ışınları sanki söz birliği etmişcesine buna imkan vermiyor. Yine de güç bela açıyorum.

Dışarıya baktım, vaktin öğleden sonra olduğunu ve en nihayetinde günlerden hangisi olduğunu hatırlayabildim.

Günlerce uykusuz kalmanın bedelini de böyle ödemiştim anlaşılan.

Deliksizce ve masumca uyumak gibi...

Ey Aşk, sen beni kanatlarına takıp uçurumdan attığın günden beridir, hep rüyalarıma sarılıyorum. Haksız ayrılışlara böyle dayanabiliyorum.

Ey Sevgili, pusuya yatmış bir avcı gibi beni avladığından beridir öylece bakınıyorum etrafıma, gördüğüm her karaltıyı sen sanarak kaçıyorum...

Secereme bir doğal felaketi daha ekleyerek, devam ediyorum yaşamaya.

Yatağımdan başka nefes alacağım yer kalmadı,

Kitaplarından başka koklayacağım hiç birşeyin yok.

Bir de neredeyse günlerdir değişmediğim kırmızı çarşaflarım var.

Sanki onları değişirsem, sen gideceksin,

Sanki onları yıkarsam, elimdeki son gerçek şey de gidecek.

Kafayı mı yedim nedir?

Oysa sen beni ziyarete hiç gelmemiştin.

Sen kırmızı çarşafları hiç görmemiştin.

 

Rezil uyandım,

Ne olup bittiğini anlamaya çalışmak bir yana, senin nerede olduğunu bilemeden, kalbim paramparça, ruhum çingene gibi...

Hem senle, hem de sensiz, ne garip bir duygu, ne garip bir ikilem...

Gözlerimi açmaya çalıştım, senin varlığını hissederek ama yokluğunu da duyumsayarak.

Biz sevmiş miydik birbirimizi?

Yoksa bizi birbirimize bağlayan tutku ve arzu muydu?

Oysa hayat tüm renkler ve kokularla bütündür.

Tıpkı ben gibi,

Tıpkı sen gibi,

Tıpkı biz gibi...

 

Hüzünle uyandım,

Ne olup bittiğini anlamaya çalışarak, zaman merfumunu yitirmiş bir vaziyette, günün hangi vakti olduğunu şaşkın bir ifadeyle, daha da garibi günlerden Cuma mı, yoksa Cumartesi mi olduğunu bulmaya çalışarak...

Kalbim hala atıyordu, demek ki ölmemişim, hayatta ve sevdiğim kırmızı renklerle bezenmiş yatağımda, cep telefonumu bulma savaşı veriyordum.

Cep telefonumu bulmaya çalışırken elim bana doğum günüme hediye gönderdiğin kitabı buluyor. Hangi zamanda kitabın yatağa girdiğini düşünüyorum.

Her elime alışta, kokluyorum, belki göndermeden evvel kitabın üzerine parmaklarının kokusu sinmiştir diye...

Her koklayışımda, senin aşkını hissediyorum, nefesin nefesimde...

Ey Aşk, sen beni kanatlarına takıp uçurumdan attığın günden beridir, hep rüyalarıma sarılıyorum. Haksız ayrılışlara böyle dayanabiliyorum...

 

 

 

 

Bu haber toplam 1010 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler