1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ha Voyvoda, Ha VİVA
Ha Voyvoda, Ha VİVA

Ha Voyvoda, Ha VİVA

Geçtiğimiz hafta, Futbol Federasyonu Mali Genel Kurulu’nda konuşan Başkan Hasan Sertoğlu sert açıklamalarda bulunurken, bir süre önce spor kamuoyuna deklare ettiği “Futbol Federasyonu’nu kundaklayanların” isimlerini açıklamaktan va

A+A-

 

 

 

Geçtiğimiz hafta, Futbol Federasyonu Mali Genel Kurulu’nda konuşan Başkan Hasan Sertoğlu sert açıklamalarda bulunurken, bir süre önce spor kamuoyuna deklare ettiği “Futbol Federasyonu’nu kundaklayanların” isimlerini açıklamaktan vazgeçerken, KKTC MOK Başkanı Eyüp Zafer Gökbilen’e de ağır eleştirilerde bulundu.

Burada, benim değineceğim konu Eyüp Zafer Gökbilen’e yaptığı ve gerçekten haklı olduğu eleştirileri geçmeden önce, kundaklama konusundaki sözlerine şöyle bir değinelim.

 Başkan Sertoğlu, her zamanki kabadayı edasıyle hatta bazı spor yazarlarının Kasımpaşalı Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kabadayı edasından esinlenerek, “Bizim Kasımpaşalı” diye övgüler düzdüğü Sertoğlu’nun iş kundaklamayı yapan isimleri aklamaya gelince geri vites atarak, kendisinin bu konunda söylediklerini yanlış anlaşıldığını belirtti.

Bence, bu tam bir Sertoğlu Sendromudur.  Gelelim, Gökbilen’e yaptığı eleştiriye. Çarpık genel kurul yapısı ile bugün sporu temsil etmediğini iddia ettiği KKTC MOK’un bir süre önce, Molodovya’da düzenlenen  “KAZIKLI VOYVODA”  turnuvasının sadece bir panayır olduğunu ifade eden Sertoğlu,  devletin parasının buralarda çarçur edildiğini ve bugünkü KKTC MOK’a karşı, KKTC MOK’un yasal zemine çekilmesi için  kavga başlattığını açıkladı.

Buna mukabil, kendilerinin katıldığı ve NF BOARD’un Kuzey Irak’ta( Kürdistan) düzenlediği VİVA Dünya Kupası’na övgüler düzdü. Sertoğlu, konuşmasında öyle bir portre çizdi ki, bu turnuvaların içeriğini bilmeyen biri sanki gerçek Dünya Kupası’na katıldığımızı zannedecekti.

Böylesine turnuvaların, izolasyonlar altında olan sporumuza hiçbir katkı katmayacağına inanan biri olarak, VİVA Dünya Kupası’na katılan bazı arkadaşlar ile yaptığı konuşmalarda, bu turnuvanın da “KAZIKLI VOYVODA PANAYIRI” gibi bir panayır görünümünde olduğunu anladık.

Şöyle ki, VİVA Dünya Kupası’nın mutlaka ev sahibi Kürdistan tarafından kazanılması gerektiğini planlayan organize komitesinin, KÜRDİSTAN’IN tüm maçlarını Kürt hakemlerin yönettiğini ve finale gelene kadar her maçta, Kürdistan lehine bir penaltı verdiklerini naklettiler.

Kuşkusuz, final maçını da Kürt hakemlerin yönetmesiyle, bu maçta verilen erken penaltı KKTC A Milli takımının yenilmesine neden olduğu bu arkadaşlarca ifade edildi.

Yine, bu arkadaşların naklettiğine göre, KKTC kafilesine büyük ilgi gösteren Erbilliler, iş final maçına gelince, “bu benim kupam” diyerek, kupayı kapıp kaçtılar.

Bu nedenle Başkan Sertoğlu,  Eyüp Zafer Gökbilen’e fazla yüklenmesin de önce, kendi kapısının önünü temizlesin. Federasyon lokalini yakanların peşine düşsün. Belki bulur?

 


Rumlar olimpiyatlarda, biz her zamanki gibi seyirciyiz 

 

27 Temmuz-12 Ağustos 2012 tarihleri arasında Londra’da start alacak olan 30. Yaz Olimpiyatları’na ülkeler harıl harıl hazırlanırken, bu olimpiyatlarda Kıbrıs’ı temsil edecek olan Kıbrıs Cumhuriyeti olimpiyat takımı da hemen hemen belirlendi.

Konu ile ilgili olarak, “individual.com” sitesine konuşan Kıbrıs Olimpiyat Komitesi Başkanı Ourianios M. Iounnides, Londra Olimpiyatları’na 2009 yılından beri hazırlandıklarını söyledi.

Bu süre içerisinde atletlerini muhtelif müsabakalara gönderdiklerini anımsatan Iounnides, bu müsabakalarda sadece madalya kazanmakla kalmayıp, deneyim kazandıklarının da altını çizdi.

Iounnides, Londra Olimpiyatları’na en az 12 sporcu ile katılacaklarını ancak, baraj durumuna göre bunun 15 de olabileceğini ifade ederken, en az bir altın madalya beklediklerini açıkladı.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin atletizm,  yüzme, atıcılık, tenis, yelken, jimnastik ile bisiklet dalarında Londra Olimpiyatlarında yarışacağını belirten Iounnides, atletizm ve atıcılık dalarında madalya beklediklerini sözlerine ekledi.

İşte, durum böyle. Biz, çözümsüz bir ülkede adeta korsan bir devlet gibi yaşarken dünyanın,  tek yasal devleti olarak kabul ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti madalyalar beklediği olimpiyatların keyfini çıkarıyor.

Biz de, Türkiye Cumhuriyeti adına yarışacak olan Meliz Redif ile avunuyoruz. Ha ha...

 


KTSYD ipler kimin elinde?  

 

Aslında, belki doğru işler yapar diye beklediğim derneğimiz, Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği adeta üyelerini takmayan ve duyarlılıklarını göze almayan “ben yaptım olur” zihniyeti ile küçük bir kesime hizmet etmeye devam ediyor.

Yönetim kurulu ve yandaşları olan bir avuç üyenin hizmetinde olan ve icraatlarını tüm üyeleri ile paylaşmayı düşünmeyen bu ekip, yapılan eleştirileri de adeta kulak ardı ediyor.

Hatta, bazı yönetim kurulu üyeleri o kadar cüretli davranıyor ki, kendi üyelerine adeta gözdağı vererek “gücünüz varsa gelin devirin” şeklinde saygısızca kabadayılıklarda da bulunuyorlar.

Düşündüm de, bugün Kuzey Kıbrıs’ı partizanca yöneten ve ülkeyi adeta yangın yerine çeviren Ulusal Birlik Partisi’nin, tüm halkın duyarlılıklarını görmezden gelerek, partizanca sadece kendi partilerine mensup olanları ihya etmeye çalışıyor.

İşte, Genç Kaçmaz yönetimindeki KTSYD de, UBP gibi, ahbap-çavuş olarak nitelediği birkaç üyeye hizmet ediyor. Aslında, bu konunda tartıştığımız büyük ölçüdeki KTSYD üyeleri bu partizanlıktan rahatsızlık duyduklarını her platformda dile getiriyorlar.

Bir süre önce, bir yönetim kurulu üyesinin gazeteler arasında sağladığı konsensüse rağmen, VİVA Dünya Kupası final maçını kendi gazetesinde yayınlamasına doğan tepkileri takmayan yönetim kurulu, bu konunda karar alacağına susmayı tercih etmesi bir aymazlık örneği oldu.

Daha bu tepkinin yankıları geçmeden, geçtiğimiz hafta Kıbrıs Rum Spor Yazarları’nın her yıl geleneksel olarak organize ettiği Dünya Spor Yazarları Günü resepsiyonuna hükmü-karakuşi” bir kararla sadece gazetelerin spor şeflerini ve KTSYD Yönetim Kurulu üyelerini davet etmeleri bir başka partizanlık örneği oldu.

Halbuki daha düne kadar bu resepsiyona yapılan davetin yönetim kurulu veya spor şefleri dışında olduğu ve gazetelere ayrılan kontenjanlarla herkesin gitmesi sağlanıyordu.

Bu arada, kulağımıza gelen duyumlara göre, KTSYD Yönetim Kurulu’nda bazı üyelerin derneği bir gazetenin inisiyatifine devredilmesinden rahatsızlık duyduklarını öğrendik.  Bu noktada, “ipler kimin elinde?”  sorusunu sorarken, başkan Genç Kaçmaz’ı tüm üyeleri kucaklamaya davet ediyorum. Sağduyulu olarak düşündüğüm Genç Kaçmaz’ı, yönetim kurulu ve birkaç üye dışındaki üyelerin rahatsızlığını ciddiye almasını ve herkesin başkanı olmaya davet ediyorum.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 587 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler