1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ‘Güven veren bir siyasete ihtiyaç var’
‘Güven veren bir siyasete ihtiyaç var’

‘Güven veren bir siyasete ihtiyaç var’

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-





“Toplumun en azından %80-85’nin güvenebileceği siyasi bir kurum olması gerekir dünya görüşü ne isterse olsun. İstikrarlıdır, güvenilirdir, dürüsttür, demokrattır, hukuğa saygılıdır, şeffaftır denilecek yeni bir yapılaşmaya ihtiyacımız vardır toplumda”

“Merkeze Kıbrıs Türk Toplumu, KKTC oturtulmalıdır. Bu ülkenin ihtiyaçlarına dönük siyaset üretilmeli”


Dilek ÖNCÜL

         Bu hafta İş Kadınları Derneği yöneticileri ile ülke ekonomisini ve var olan durumun iş kadınları üzerindeki etkisini ele alıyoruz. İş Kadınları Derneği Başkanı Birgül Güvenir Beyatlı, Dernek çalışmaları ile ilgili bilgi verirken; Derneğin Ekonomi Komitesi Sorumlusu-Kurucu Başkanı Şenay Ekingen, İş Kadınları Derneği Sektörel ve Ekonomik Beklenti Anketi ile ilgili bilgiler veriyor.  İş Kadınları Derneği yeni dönem için kendine hedefler belirlemiş. Buna göre,   Dünyadaki benzer örgütlerle işbirlikleri geliştirerek ülke ekonomisinin gelişimine katkıda bulunulacak; Ülke ekonomisi ile ilgili kararlarda söz sahibi olunacak ve Kadınların iş dünyasındaki statülerini sağlamlaştırmak için çalışmalar yapılacak. İş Kadınları Derneği üyelerine 2012 Eylül ayında yaptırılan bir de anket var. Ankette, hem iş alanlarında hem de ekonomide mevcut durumun kötü/çok kötü olduğu belirtiliyor; ekonomik ve siyasi istikrarsızlık, izolasyonlar, kamudaki verimsizlik, girdi maliyetlerinin yüksekliği en önemli sorunlar olarak dile getiriliyor.

İŞ KADINLARI ÜLKE EKONOMİSİNDE SÖZ SAHİBİ OLACAK

 

·        Yenidüzen: İş Kadınları Derneği’nin kurulma amacı ne?

·        Birgül Güvenir Beyatlı: Amacımız kadının ekonomideki yerini sağlamlaştırmak; girişimciliği arttırmak ve kadınların ekonomideki gizli görünürlüğünü yüzeye çıkarmaktır. Aslında bizim ülkemizde birçok kadının ekonomiye katkısı vardır. Evde çalışır, bahçede çalışır, el emeği bir şeyler yapıp ev bütçesine katkı koyar. Bu katkıyı yüzeye çıkarmak gerekiyor. Ben görevi Mayıs ayında devraldım, çalışmalarımıza devam ediyoruz. Geçen ay Fatma Güven Lisaniler ile Ayşe Dönmezer, 2007’den itibaren ekonomik programı değerlendirip bize sundular. Biz de neleri başardık, neleri başaramadık onları gördük. Kendimize yeni hedefler koyduk.

 

 

·        YD: İş Kadınları Derneği’ne nasıl üye olunabiliyor? Hangi sektörler var?

·        Beyatlı: Beş yıllık bir geçmiş ararız. Üyelik davet usulüdür. Ben size üye oluyorum demekle üye olunmuyor. Yönetim Kurulu’na gelen önerileri değerlendiriyoruz ve onaylananları davet ediyoruz. Mozağimiz çok geniştir. Sanayicimiz var, ofis bölümümüz var; işte avukatlar, mühendisler, danışmanlık şirketleri. Şenay hanım gibi el işiyle uğraşan küçük işletmelerimiz daha çok çünkü memleketimizin gerçeği o zaten. Turizm, gıda sektörü, tekstil, süt ürünleri alanı var.

 

“EKONOMİK DURUMDAN DOLAYI İŞ DEĞİŞTİRENLER VAR”

 

·        YD: Zaman zaman anketler yaptırıyorsunuz. Son anketinizde ekonomik durumun kötü olduğu değerlendirmesi yapılmış. Bu durum iş kadınlarını nasıl etkiliyor?

·        Beyatlı: Ben kendimden örnek vereyim. Biz, iki mimarız ofiste. Bir eleman alıp çalıştıramıyoruz, maddi sıkıntı yaşıyoruz. İş imkanı var ama çok da belirgin bir durgunluk var piyasada. En önemlisi nakit akışında problem var. Piyasada hareket olsa bile güvenemiyorsunuz çünkü ödemeyi alabilecek misiniz emin olamıyorsunuz. Ekonomik durumdan dolayı iş değiştiren arkadaşlarımız var. Mesela bir mimar arkadaşımız Akdeniz köyünde annesinin evinde atölye kurdu, macun üretimine başladı. Bir tanesi ofisini kapatıp internet cafe üzerinde yoğunlaştı. Bir de, hiçbir sektörde plan yok. Devlet politikası ve sınırı olmadığı için sürekli aynı bölümlerden mezun oluyor insanlar. Diplomalarını alanlar da bir alt işi yapmak istemiyorlar. Bu da, aynı sektörde yığılmayı getiriyor.

·        Şenay Ekingen: Anketimizde en ciddi bulgu istikrarsızlığın olduğu yönünde. Bugünden yarına güvenemezsiniz. Borç alırsınız, ödeyebileceğiniz belli değil. İş yaparsınız, paranızı alacağınız belli değil. Tabii bu birbirini tetikleyen olaylardır. Akış olmaması piyasada-ki yok yani, 5 TL’ye kart çeken müşterilerimiz vardır geldiğimiz süreçte- çok kötü. Kapısını kapatan çok işletme var.

 

“İŞ DÜNYASINA ÇOK CİDDİ GÖREVLER DÜŞÜYOR”

 

·        YD: 2013-15 Ekonomik Programı’na yönelik gerçekleştirilen çalıştaylara katıldınız mı?

·        Ekingen: Davet aldık ama katılamadık.Toplantılara katılanlar da, programın son halini görmedi. Acaba program bizim yaptığımız mı olacak diye kuşkuları var. Bunları aşmak için siyasi kurumun kendine güven tazeleyici yöntemler bulması lazım. Toplumun en azından %80-85’nin güvenebileceği siyasi bir kurum olması gerekir dünya görüşü ne isterse olsun. İstikrarlıdır, güvenilirdir, dürüsttür, demokrattır, hukuğa saygılıdır, şeffaftır denilecek yeni bir yapılaşmaya ihtiyacımız vardır toplumda. Bu konuda iş dünyasına çok ciddi görevler düştüğüne inanıyorum. Aynı zamanda gençliğimize ve yine potansiyel güç olarak kendini geliştirmiş kadın gücüne. Çünkü bu erozyonun içerisinde bu saydığım faktörler çok fazla yer almamıştır. Merkeze Kıbrıs Türk Toplumu, KKTC oturtulmalıdır. Bu ülkenin ihtiyaçlarına dönük siyaset üretilmeli. Eğer ekonomik olarak gelişirsek zaten KKTC oluruz, bu ülkenin sahibi oluruz mantığından hareketle mutlaka bir şeyler yapılabilir. Ekonomik programların geniş kiteleri kucaklayabilmesi için geniş kitlelerin temsilcileri ile açık, net, şeffaf ilişkiler şarttır. Siyasiler, dürüst ve cesur olmalı, öz güvenleri yerinde olmalı ki güzelce savunabilsinler Kıbrıs Türkünün istediklerini. Ki bu şekilde, Kıbrıs’ın hiçbir dokusuna, hiçbir geleneğine, hiçbir doğal zenginliğine zarar vermeden yeni bir ekonomik program çok güçlü bir şekilde hayata geçsin. Bu da; güçlü, bilgili, birikimli, istekli, liderlik gücü çok yüksek olan yeni bir siyasi yapılanmayı gerektiriyor.

 

“KOBİGEM’DEN ALINAN KREDİLER GERİ DÖNMÜYOR”

 

·        YD: Finansman erişim zorluğu birçok sektörde karşımıza çıkıyor... Bunu aşmak için ne yapılmalı? Kobigem’in etkisi ne oranda?

·        Beyatlı: Kobigem’le zaman zaman toplantı yapıyoruz. Bütün yaptığımız çalışmalarda küçük ölçekli işletmelerin bizim ekonomimize çok daha uygun olduğu görülüyor. Küçük işletmeler daha kolay ayakta durabiliyor gibi geliyor bana. Tabii güncelliğini yitirmiş küçük işletme değil. Her yönü ile güncelliği yakalamış, gelen zamana uyum sağlamış, işte profesyonel hizmet kalitesi ile müşteri odaklı eğitimleri ile veya tamamen gerekli olan bilişim seviyesine gelebilmiş işletmeler ayakta durabilir. Evinde üretim yapan veya cesaret edemeyip finans sorununda problem yaşayanlara destek olunmalı. Çünkü bildiğiniz gibi hem faizlerimiz yüksektir hem de kredi alabilmek için istenen bir çok şey var. Devlet maaşı, kefili isteniyor, orijinal Türk malı isteniyor ipotek için. Kobigem ile bir görüşme yaptık bu konularda ve önümüzdeki günlerde bir sunum yapacağız isteklerimizle ilgili. İş kadını olmak isteyenlere kredi sağlanmalı.Türkiye’de bazı bankalar bunu yapıyor şu anda. Özellikle Garanti, Ziraat Bankası. Çok değil, ama o işletme için çok önemli olan miktarlarda bütçe verilebiliyor. Bizim de düşüncemiz böyle bir proje oluşturmak. Kobigemle böyle bir şey başlatmak istiyoruz. Bizim ve onun ortaklığında, özel bankalara veya devlet bankalarına göre çok daha farklı garantiler isteyen bir girişimcilik programı veya kredi programı oluşturmak istiyoruz. Kobigem aslında esnafa, üreticiye kredi veriyor ama sıkıntı var. Kredi alanlar ödemelerini düzenli yapmıyor. Özellikle suriçi aldığı kredileri geri ödeyemiyor.  Verilen kredi geri dönmediği için diğer programların önü de tıkanıyor.

·        Ekingen: Bizim insanlarımız yabancı ülkelerde çok iyi konumdadırlar ve her konuda başarılıdırlar. Burda niye başarısızdırlar o zaman. Çünkü doğru kişilerden planlama ve programlama alamıyorlar. Mesela İngiltere’de özel bir şirkete el konulabilir. Çünkü şirketin gidişatı iyi değildir, daha fazla niye zarara uğrasın; ne çalışanlarını mağdur etsin ne de piyasayı taksın denilir. Bizde öyle bir uygulamadan eser yok. Tam aksine sıkışan devlete gidiyor, bana yardım et diyor. Devletin yardımı en baştan yol gösterici olarak olmalı. Belki iki eczanenin yan yana açılmasına, iki bakkalın yan yana açılmasına karşı çıkacak ama turistik sokaklar ihdas edecek. Her şey programlı olmalı. Tabii Devletin yol göstericiliğinin yanında denetleme ve kayıt işlemi yapması da gerekir.

 

 

“ÇALIŞILIRSA ULUSLARARASI DERNEKLERE ÜYE OLUNABİLİR”

 

YD: Başka ülkelerin iş kadınları  dernekleri ile ilşkilerini geliştirme hedefiniz var sanırım...

Beyatlı: Biz kurulduğumuzdan beri uluslararası platformlara üyelik hedefimiz var. Kasım ayında Kagider’in uluslararası bir zirvesi var. Biz de katılacağız. Aralık’ta Bahreyn’e gideceğiz. Kıbrıs Türk Ticaret Odası davet aldı ve bizimle paylaştı. İslam Ülkeleri Kadın Girişimciler Platformu’nun düzenlediği bir fuara katılıyoruz.

·        Ekingen: Belli temaslarımız var ama sıkıntılar daha fazla siyasi sorunla ilgilidir. Biz bu engeli bir şekilde delmeye çalışıyoruz. Avrupa Birliği temsilcileri ile zaman zaman görüşüyoruz, onlardan katkı istiyoruz. Türkiye ile ilişki kurmaya çalışıyoruz. Türkiye henüz aday ülke olmasına rağmen Avrupa Birliği ile ilişkileri var. Coğrafyamız Avrupa Birliği üyesi ama ülkenin bölünmüşlüğünden dolayı yaşadığımız sorunlar var. Bunları aşmaya çalışıyoruz. İslam ülkeleri ile belki daha rahat ilişki kurabileceğiz. Bu davetle birlikte üyelik araştırmasında bulunacağız. Yeterince çalışılırsa uluslararası derneklere üye olunabiliyor. Bunun örnekleri vardır.

 


 

 “İnteraktif sohbetler dizisi”

 

·        YD: Ekonominin içinde bulunduğu durumu aşmak için ne yapılabilir sizce? İş kadınları ülke ekonomisi ile ilgili kararlarda nasıl söz sahibi olacak?

·        Ekingen: Görüş ve öneri sunacak. Sorunları tespit ettik. İlgili meslek örgütlerinin temsilcileri ile, ekonomik örgütlerin temsilcileri ile, interaktif sohbetler dizisi başlatıyoruz. Ekonomik örgütleri ziyaret ediyoruz, görüş alış-verişinde bulunuyoruz. Bir süre sonra büyük ihtimalle bu aydan itibaren interaktif sohbetler ve ekonomik problemlerimizi aşabilmek adına fikir üretme çalışmaları yapacağız. Daha sonra bu üretilen sonuçları kamuoyu ile basın aracılığıyla paylaşacağız. Bir kere bir yerden başlayıp plan program yapılması gerekir. Bütün ilgili taraflardan; çalışan, iş veren tarafı, sanayici, yatırımcı, meslek örgütlerinden oluşacak bir kurulla birlikte üretilecek bir reçetenin olması gerekir. Ve bu reçeteyi uygulayacak siyasi bir istek ve istikrarın olması gerekir.

 


 

 “Meslek Odaları farkındalık yaratmalı”

·        YD: Kalifiye eleman sıkıntısı her sektörde var. Bu konuda önerileriniz var mı?

·        Beyatlı: Meslek liselerinin ara eleman, teknik eleman yetiştirebilmesi önemli. Ciddi meslek liselerimiz var aslında ama insanoğlu üniversite mezunu olup daha temiz daha düzgün iş yapmak istiyor. Bu velilerin çocuklarına önerileri aslında. İşte kendi çiftçi ise aman çocuğum memur olsun ve bu işi yapmasın, daha rahat olsun der. Anne babanın ekonomik düzeyi aşağıda ise çocuk kalır çalışır ama anne babanın durumu iyi ise çocuklar da o işi yapmıyorlar. Anne baba olarak onlara iyi bir ortam sunalım ama para nasıl kazanılır gösterelim de.  Tabii burda, meslek odalarına da önemli görevler düşüyor. Meslek Odaları, farkındalık yaratabilmeli. Odalar; eksilen, yok olan alanlarda ara eleman sıkıntısını gündeme getirip onun sınıflandırılmasını yapmalı, kademe kademe yükselebilmesini, hizmet içi eğitimini sağlamalı. Ciddi bir sivil toplum hareketidir bu. Meslek odaları kendi şartlarını kendi koyup çok ciddi bir hareket yapması gerekir çünkü devlet ortada zaten. Bu konuda bugün dünden hareket etmediğimiz için pişman olmamız gerekir aslında.

·        Ekingen: Yönlendirme, plan program ve teşvik önemli. Dünyada ara eleman eksikliği gözle görülür bir orandadır ve oldukça da pahalı hizmetlerdir bunlar. Bunu bir kere bilince getirmek gerekir diye düşünüyorum. Cazip kılmak gerekir. Cazip kılarken de meslek liselerine dersleri zayıf öğrencileri teşvik etmek yerine -çünkü günün sonunda teknik iştir ve çok zor bir iştir- daha başarılı çocukların yönlendirilmesi gerekir, yeteneği çerçevesinde. Sektör bu işin eğitimini almamışların elinde kaldı. Meslek Odaları kriter koymalı ve ben bu işi yaparım diyenler değil bu işin eğitimini alanlar yapmalı. Ücret belirlenmeli, meslek özendirilmeli.

 


Bir cümleyle:

Ekonomi: Olmazsa olmaz

Para: Araçtır amaç değil

Döviz: Kıbrıs Türkü için vazgeçilmez

Yatırım: Her zaman olmalı

Hükümet: Kıbrıs’taki gibi olmaması lazım

Özelleştirme: Kurallar ve ihtiyaçlar çerçevesinde

Ticaret Odası-Sanayi Odası: Keşke birlikte olsalar

Medya: Dikkatli kullanılması gereken güç

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 747 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler