1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Gutsovendi'den Değirmenlik köyüne 'kayıplar'ın izinde
Gutsovendiden Değirmenlik köyüne kayıpların izinde

Gutsovendi'den Değirmenlik köyüne 'kayıplar'ın izinde

21 Mart 2012 Çarşamba sabahı Değirmenlikli (Kitrea-Cirga) sevgili arkadaşım Maria Yeorgiadu’yla buluşuyoruz. Ailesinden tam dört kişi “kayıp” olduğu halde, Maria’nın yüreği o kadar geniş ki içine bütün dünyayı sığdırıyor, bu sevgi

A+A-

 

 

21 Mart 2012 Çarşamba sabahı Değirmenlikli (Kitrea-Cirga) sevgili arkadaşım Maria Yeorgiadu’yla buluşuyoruz. Ailesinden tam dört kişi “kayıp” olduğu halde, Maria’nın yüreği o kadar geniş ki içine bütün dünyayı sığdırıyor, bu sevgi dolu kadın, Kıbrıslıtürk mü, Kıbrıslırum mu olduğuna bakmaksızın tüm “kayıplar”ın bulunması için canla başla çalışıyor... Bizimle birlikte Kayıplar Komitesi yetkilileri de var. Bugün bir kez daha Değirmenlik (Kitrea-Cirga) köyüne gideceğiz, dört yıl önce Maria’yla birlikte göstermiş olduğumuz yerleri bir kez daha Kayıplar Komitesi yetkililerine göstereceğiz. Anlaşıldığı kadarıyla, o günlerde Kayıplar Komitesi’nin araştırma görevlileriyle birlikte, Maria’yla göstermiş olduğumuz yerlerden biri hariç, hiçbirisi kazılması gereken yerler listesine konulmamış, gösterdiğimiz yerlerle ilgili herhangi bir rapor hazırlanmamış ve herhangi bir dosya da yokmuş... İşte bu nedenle, bu kez hem Kıbrıslıtürk, hem de Kıbrıslırum yetkililer eşliğinde komiteye dört yıl önce göstermiş olduğumuz olası gömü yerlerini bir kez daha göstereceğiz... Kayıplar Komitesi yetkilileri Ksenofon Kallis, Murat Soysal ve Okan Oktay bizimle birlikte – Değirmenlik’te bize yeni araştırma görevlileri de katılacak. Belki tekrar göstereceğimiz bu olası gömü yerleri, daha ileri araştırmalar ve belki de kazı için bu kez dikkate alınabilir...

Ancak ben öncelikle Kayıplar Komitesi yetkililerine, bir başka “kayıp” insanın, Eleni Suzan’ın, Hüseyin Mehmet Con’un evinden alınarak “kayıp” edilmiş sevgili eşi Eleni Suzan’ın evini göstermek istiyorum... Bu evin Kurtumbellis ailesine ait fırına ne kadar yakın olduğuna işaret etmek istiyorum. Lefkoşa’da, Köşklüçiftlik’te, Mehmet Ali Görmüş Sokağı ile Cengiz Topel Sokağı’nın kesiştiği noktada, tam köşede bulunan fırın ve fırına bitişik Kurtumbellis ailesine ait evde, üç Kıbrıslırum öldürülmüştü 23 Aralık 1963 tarihinde. Bunlardan ikisi fırında çalışanlardı, birisi de Kurtumbellis’in Baf’ın İnya köyünden gelen kaynanası Katerina Hanım’dı... Katerina Hanım, fırına bitişik evin banyo odasında öldürülmüştü...

Köşklüçiftliğe gidiyoruz ve Kayıplar Komitesi yetkililerine bölgeyi gösteriyorum. O günlerde Köşklüçiftlik’teki askeri merkezin nerede olduğunu da onlara göstermek istiyorum. Eleni Suzan fırındaki cinayetlerin işlendigi günün gecesi evinden bazı mücahitler tarafından alındıktan sonra “sorgu” için Köşklüçiftlik’teki bu merkeze mi getirilmişti? Artık bu askeri karargahın yerinde yeller esiyor, buradaki bina yıkılmış ve karşıdaki lokantanın park yerine dönüştürülmüş... Daha ileriye doğru gidiyoruz, fırından alınan cesetlerin nereye atılmış olduğunu da komite yetkililerine göstermek istiyorum...

Daha ileride de, Ledra Palace Oteli’ne çok yakın bir noktada, bir başka askeri merkez vardı... 1963’te Muharrem Apartmanı’nın üst katlarındaydı bu merkez. Şimdi burası eski püskü bir apartman, o günlerin askeri karargahıyla hiç alakası yok... Aradan bunca yıl geçtikten sonra yanlışlıkla sınırı geçen bazı Kıbrıslırumlar’ın bu apartmanda ve bitişiğindeki bazı mandralarda sorgulanmış olduklarını, görgü tanıklarının ifadelerinden biliyoruz... Artık burada mandralar yok, bomboş araziler var Muharrem Apartmanı’nın bitişiğinde, bir zamanlar buraları da park yeri olarak kullanılmaktaydı... Ancak tam bu park yerlerinin karşısında geçen yıl bir evin avlusunda yapılan kazıda bir insana ait bir el parmak kemiği, hemen yanındaki evin garajında da, garajın altına gömülmüş yaşlı bir Kıbrıslırum “kayıp”tan geride kalanlar bulunmuştu... Bu bölge acaba 1963 “kaybı” bazı Kıbrıslırumlar’ın gömü alanı mıydı? Bu konuyu daha ayrıntılı biçimde araştırmamız gerekiyor...

Durduğumuz noktadan biraz daha ileride, Ledra Palace’a doğru gittiğimizde, Haysmig Mangoyan’ın öldürülmüş olduğu evi görüyoruz. Bir Kıbrıslıtürk şahit bana 1963 sonrasında yanlışlıkla Türk tarafına geçen bir Kıbrıslırum gencin bu evin garajında sorgulandığını, öldürüldüğünü ve garaja gömüldüğünü anlatmıştı... Hatta onu öldürenler, giysilerini de kendi aralarında “taksim” etmişler – kimisi potinini almış, kimisi pantolonunu, kimisi gömleğini... Haysmig Mangoyan da bu evde öldürülmüştü – herhalde parası ve mücevherleri için... Mangoyan’ın evinin avlusuna giriyoruz, burada artık garaj yok ama komşular bana garajın nerede olduğunu göstermişti...

Sonra Değirmenliğe (Kitrea-Cirga) doğru yola çıkıyoruz, yolda giderken bir okurumu arıyorum. Bana Gutsovendi (Güngör) köyünün dışında, eski bir su deposundan bahsetmişti... Haziran 2009’da yani bundan tam üç yıl önce bu okurumuz şu bilgileri paylaşmıştı:

 “Haspolat’taki (Miamilya) kavşaktan Güngör’e (Gutsovendi) doğru döndüğünüz zaman, orada bir su havuzu vardır. Beton bir su deposudur bu. Bu havuzun dibinde, kuzeydoğusu Kayıplar Komitesi tarafından kazılacak olursa, burada 2-3 tane “kayıp” Kıbrıslırum’un kemikleri bulunabilir. Bunlar Haspolat’ta (Miamilya) bulunan bazı Kıbrıslırumlar’dı. Öldürüldükten sonra havuzun dibine gömülmüşlerdi...”

Bu bilgileri bu sayfalarda yayımlamıştım, Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk yetkilileriyle de bu bilgiyi paylaşmıştım... Ancak ondan sonra herhangi bir hareket olmamıştı. Kısmet bugünmüş – bugün bu su deposunu Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermek istiyorum ki en azından bu yönde araştırmalar yürütülebilsin ve burası da “olası gömü yerleri” listesine konulabilsin... Belki komite karar verecek olursa, burası da kazılabilsin...

Okurumun tarifi üzerine eski su deposunu buluyoruz... Okurum, bu noktaya gömülmüş olan “kayıp” Kıbrıslırumlar’ın seferi asker olduklarını anlatıyor... Komite bu noktada kazı yapmaya karar verecek olursa, onları gömmüş olan şahsı bulup tam olarak nereye gömülmüş olduklarını öğrenmeye söz veriyor.

Bundan sonra Maria’nın tüm akrabalarını “kaybetmiş” olduğu Değirmenlik köyüne gidiyoruz... Önce Stavrakis Theoharis’in evinde duruyoruz. Maria’ya ulaşan bilgilere göre, bu evin avlusuna iki veya üç “kayıp” Kıbrıslırum gömülmüş... Sonra Viktoru ve kızkardeşinin evine gidiyoruz, onlar da “kayıp” – onların da evlerinin arka avlusuna gömülmüş oldukları yönünde bilgiler var.

Sonra Değirmenlik polis karakoluna gidiyoruz – bana okurlarımın ulaştırdığı bilgilere göre, genç bir Kıbrıslırum olan Miltiadis Ellinas polis merkezinde öldürülerek polisin arka avlusuna gömülmüş... Kayıplar Komitesi’ne bu bilgiyi verdiğim zaman, o dönemin araştırma görevlileri de, kendilerinde de aynı bilginin bulunduğunu anlatmıştı... Miltiadis Ellinas’ın öyküsünü yıllar önce bu sayfalarda yayımlamıştık...

Polisten izin alarak polisin arka bahçesine bakmaya gidiyoruz... Büyük bir çam ağacı var bahçede, çok yaşlı olmalı... Eski duvarın da nereden başlayıp nerede bittiğini görebiliyoruz... Herhalde bu avlu topraktı fakat sonradan beton şeritler dökülmüş bahçeye... Bize bu arka avluya, bu olası gömü yerine bakmamız için izin veren polislere teşekkür ederek oradan ayrılıyoruz...

Sonra Savvis Yanno’nun evine gidiyoruz... Savvis Yanno “kayıp” ve evinin arka avlusuna gömülmüş olduğu yönünde anlatılanlar vardı... Evin yeni sahibi de geliyor ve bize bu eve yerleştiği zaman ne tür değişiklikler yaptığını anlatıyor. Ona teşekkür ederek Alaminyolu bir yaşlı Kıbrıslıtürk kadını ziyarete gidiyoruz – 1974 yılında Dohnili Kıbrıslıtürk göçmenlerle birlikte kuzeye geçenler arasındaymış ve Değirmenlik köyüne ilk yerleşenlerdenmiş bu yaşlı kadın...

“Yaşlı bir çift vardı, adamın adı Mehmet Ali idi, belediyede çalışırdı ve işi kuyularla ilgiliydi” diyor. Mehmet Ali Bey de, hanımı da artık hayatta değil. Ancak Alaminyolu bu yaşlı kadına bir zamanlar bazı Kıbrıslırumlar’ın gömülmüş olduğu yeri göstermiş. Geçtiğimiz yıllarda Maria’nın evinin avlusunda kazı devam ederken, bu yaşlı kadın Kayıplar Komitesi yetkililerine bu yeri göstermiş, orada da kazı yapılmış fakat bir şey bulunamamıştı. Bize bir kez daha bu gömü yerini gösterecek – Okan Oktay o günlerde yapılan kazının fotoğraflarını bulacak, raporlarını bulacak ve bir kez daha bu alana gideceğiz...

Yaşlı kadının kızı Maria’nın evine gittiğini hatırlıyor... O zamanlar dokuz yaşlarında bir çocukmuş, oyuncak arıyormuş, evin arkasındaki odada Maria’nın kızkardeşinin odasında, bir ölünün bir battaniye ya da bir çarşafa sımsıkı sarılmış olduğunu ve yatağın üstünde bu ölünün yattığını görünce çok korkup oradan kaçmış...

“Herkes yatağın üstünde bir ölünün bulunduğunu biliyordu” diyor. Evde başka herhangi bir ölü insan görmediğini anlatıyor.

Yatakta görmüş olduğu şahıs, büyük olasılık Maria’nın” kayıp” kızkardeşiydi... Anlatılanlara göre bazı Kıbrıslıtürkler Maria’nın kızkardeşine tecavüze yeltenince annesi ve babası da dahil, kendisi de buna karşı koymuşlar ve evde öldürülmüşler... Ancak evin avlusunda yapılan kazılarda onlardan hiçbir ize rastlanmadı... Evin avlusuna yeni bir ev inşa edilmiş bulunuyor – belki de o inşaat esnasında eğer orada bir gömü varsaydı, yok olup gitmiş... Ancak Alaminyolu yaşlı kadının göstereceği yer de önemli – bazı zeytin ağaçlarının altına bazı Kıbrıslırum “kayıplar” gömülmüş...

Yaşlı kadının kızı Despina ve Andreas Orfanu’nun (Şolopos) avlusunda iki mezar bulunduğunu da hatırlıyor...

“Gancellinin içindeydi... Ben gidip bunlara bakardım... Bunların karı koca oldukları, evin sahipleri oldukları, savaşta öldükleri ve buraya gömüldükleri anlatılıyordu bize...”

Üç-dört yıl önce Despina ve Andreas Orfanu için burada kazı yapılmıştı ama evin avlusunda değil... Evin karşısındaki alanda kazı yapılmış ve bir sığınak aranmıştı. Onların bir sığınağa gömülmüş olduğu yönünde söylentiler vardı. Hiçbirşey bulunamamıştı. O günlerde kendi avlularına gömülmüş oldukları yönünde bilgiler de vardı fakat avlu kazılmamıştı. Şimdi bize bu öyküyü anlatan bir şahit olduğuna göre, belki de Kayıplar Komitesi bu konuda daha ileri araştırmalar yapabilecek.

“Bana bu yeri gösterir misin?” diyorum.

“Tabii” diyor.

Birlikte yürüyüruz, bir noktada “Orada dur! Solunda... Gancellinin içinde... Mezarları burada gördüydüm” diyor.

Ona teşekkür ediyorum ve Değirmenlik’ten ayrılıp Lefkoşa’ya dönüyoruz. Onları tekrar ziyaret edeceğiz, Yaşlı kadın “Ekinler biçildikten sonra gelin, şimdi orası ekilidir ve ekinlerin arasında yürüyemeyik” diyor... 15 gün kadar sonra buraya tekrar geleceğiz... Ve tekrar geleceğiz, ta ki bazı sonuçlar elde edinceye kadar bu güzel köye, rengarenk çiçekler içinde baharı kutlayan bu harika köye tekrar tekrar geleceğiz... Değirmenlik, Maria’nın hatırladığı köy değil artık ama en azından güzelliğinin bir kısmını hala koruyor – en azından çiçekler bize gülümsüyor, yaşlı bir kadın ve onun harika kızı bize gülümsüyor ve bu köyün sırlarını çözmemizde bize yardımcı oluyorlar...

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 941 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler