1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Güneydoğu Anadolu’nun ‘Kültür Mozaiği’; Mardin…
Güneydoğu Anadolu’nun ‘Kültür Mozaiği’; Mardin…

Güneydoğu Anadolu’nun ‘Kültür Mozaiği’; Mardin…

Güneydoğu Anadolu’nun en gözde şehirlerinden, dinlerin ve dillerin buluştuğu, taşların konuştuğu, kültür mozaiği bir kent, Mardin…

A+A-

Didem MENTEŞ

Güneydoğu Anadolu’nun en gözde şehirlerinden, dinlerin ve dillerin buluştuğu, taşların konuştuğu, kültür mozaiği bir kent, Mardin…

Mezopotamya’nın tam ortasında yükselen, Dicle ve Fırat nehirleri arasında yer alan tarih ve kültür şehri Mardin, taştan yapılmış geleneksel evleri, daracık sokakları, sarı ve kızıl görüntüsüyle etkileyici bir şehir.

Medeniyetlerin beşiği olan ve birçok inanışı kucaklayan Mardin’de, Türkler, Kürtler, Araplar, Ezidiler, Ermeniler kardeşçe bir arada yaşıyor. Herkesin her dili konuştuğu bu kadim kentte, “camide ezan, kilisede çan” sesleri yükseliyor.

Güneydoğu Anadolu’nun en merak edilen ve en değişik şehri olan Mardin, kendine öz mimarisi ve kültürlerin kucaklaşmasıyla misafirlerinde hayranlık uyandırıyor.

İLK DURAK MİDYAT…

Güneydoğu Anadolu’yu adım adım gezdiğimiz turumuza, Mardin ile devam ediyoruz. İlk durak yerimiz Mardin’in incisi Midyat oluyor. Mardin’in 10 ilçesinden biri olan Midyat, dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri. Kültürel zenginliği ve yapılarıyla dikkat çeken Midyat, eski taş binalarının bulunduğu dar sokakları ile sizi içine çekiyor. Görkemli yapısıyla hayran bıraktıran Midyat Konukevi’ni ziyaret ediyoruz. Türkiye’de bazı dizilerin çekimlerinin yapıldığı konukevi, eskiden bir Süryani’ye ait mutlaka görülmesi gereken bir yer. Üç kattan oluşan konukevinin terasından Midyat’ın eşsiz manzarasını izleyebilirsiniz. Telkâri işlemecilerinin bulunduğu yerleri gezebileceğiniz Midyat’ta, bizi karşılayan güler yüzlü küçük çocuklarla yüzümüzde bir gülücük beliriyor.

SÜRYANİLERİN KUTSAL MERKEZİ DEYRULZAFARAN MANASTIRI

İkinci durağımız ise Artuklu ilçesindeki Deyrulzafaran Manastırı (Mor Hanonyo) oluyor. Süryaniler için kutsal kabul edilen manastır, hala aktif şekilde dini merkez ve okul olarak kullanılıyor. Üç katlı bir bina olarak Mardin’in üzerine kurulan manastırın yapısı ve manzarası oldukça etkileyici. Bilet alarak içeriye girdiğimiz manastır Süryani rehberler tarafından gezdiriliyor. Manastır, Süryaniler tarafından güneş tapınağı olarak inşa edilmiş. Manastırın içerisinde kutsal eşyalarla birlikte 52 Süryani patriğinin mezarı da yer alıyor. Manastırın en dikkat çekici yeri tavanı… Tavanında kullanılan taşlar birleştirilirken herhangi bir harç kullanılmadığı, taşlar sıra ile dizilerek geometrik şekil verilmiş. Birçok tarihe ev sahipliği yapan Manastır, 1876 yıllında İngilizler tarafından satın alınıp matbaa binası yapılıyor. İlk kez Latin alfabesiyle yazılan gazetenin basımı buradaki matbaa makinesi ile yapılıyor. Ayrıca birçok farklı dillerdeki kitabın da burada basıldığını öğreniyoruz.

AYRI BİR ESTETİK, AYRI BİR RENK, MARDİN EVLERİ

Deyrulzafaran Manastırı ardından Mardin’e ulaşıyoruz. Dinlerin ve dillerin buluştuğu, birçok farklı kültür ve inanç birleşimi olan Mardin, taş işçiliği ve kentsel dokusu ile bizleri kendisine hayran bıraktırıyor. Taştan yapılmış evlerinin yer aldığı daracık sokaklardan geçerken, kendinizi adeta tarihte bir yolculuk yapıyor gibi hissediyorsunuz. Mardin Kalesi'nin eteklerinde kurulu olan eski kentte yer alan bu evler kimi zaman sarıya kimi zaman kızıla çalıyor…

Mardin evleri şehrin her tarafında görebiliyor. Bu taş evlerde çeşitli motifler kullanılmış. Eski yapıları, daracık sokakları, karşınıza çıkan renkli kapıları ve işlemeli taşlarda farklı bir estetik yatıyor.

TEK BİR CADDE VAR, DİĞER SOKAKLAR EŞEKLERİN!

Mardin sokakları, ilginç evleri, geçitleri, yokuşları, insanları ve hayvanlarıyla müthiş bir kent. Sokaklarda birden karşınıza çıkan güler yüzlü çocuklar görebilirsiniz. Sizleri misafir eden ev sahipleri ile tanışabilirsiniz. Sokaklarda rengârenk donanmış atlar ile karşılaşabilir, yük taşıyan eşekler görebilirisiniz.  Eski kentin özelliği tek bir caddesinin bulunması. Bu da tek yön olarak kullanılıyor. Diğer sokaklar sadece eşeklere ayrılmış. Belediyenin kadrolu eşekleri olduğu söyleniyor. İnsandan eşyaya, çöpten farklı birçok şeyi bu eşeklerin taşıdığı anlatılıyor. Mardin bu yönüyle bile ilginç bir şehir olma özelliğini taşıyor.

ŞİİR KENTİ MARDİN…

Tek yönlü bu cadden geçerken küçük şirin kafeler görebiliyorsunuz. Dar sokakların sonu “I love Mardin” yazısının sizi karşıladığı, cıvıl cıvıl insan kaynadığı Mardin çarşısına çıkartıyor.

Çarşıda gezerken dikkatimizi ilk çeken yürüdüğümüz kaldırımlarda ünlü şairlerin şiirleri yer alması. Özdemir Asaf’tan Turgut Uyar’a birçok şairin şiirleri taş zemin üzerine işlenmiş. Sanata verilen müthiş önem dikkat çekiyor. Mardin insanı ise bambaşka. Sıcakkanlı, güler yüzlü ve hoş sohbet esnaf yüzünüzü güldürüyor. Sanırım farklı inanışlara sahip insanlardan oluşmasından kaynaklanan bir sıcaklık söz konusu.

YÖREYE AİT ÖĞELER

Mardin çarşısını dolaştıkça çeşitlilik göz kamaştırıyor. Özellikle gümüşüyle meşhur kentte, gümüş, altın, bakır ve hediyelik eşya satan dükkânlar dikkat çekiyor. Hediyelik eşya almak için oldukça uygun bir yer. Menengiç ağacı meyvelerinden elde edilen yağdan hazırlanan “bıttım sabunu” da oldukça meşhur. Mardin’e öz şal dokuma, poşi, yazma ve gerdanlık bölgeye gelen turistlerin oldukça ilgisini çeken hediyelik eşyalardan.

ENFES LEZZETLER ÖZELLİKLE DE ŞARABI…

Mardin’e gidip yöreye ait lezzetleri tatmamak ise olmazdı. Eşimle ilk durağımız Süryani Şarabı satan bir yer oluyor. Bazı şarapların tadına bakıp, ağız tadımıza uygun şarabı alıyoruz. Mardin’in meşhur mavi renkli olan badem şekeri de oldukça lezzetli. Bunun yanında mırra kahvesi, cevizli sucuk, peksimet, leblebi, çörekler, halhalı zeytini (yeşil zeytin) de oldukça güzel.

Çeşitli yemekleri de bulunuyor Mardin’in. İşkembe dolması (Kibbe), İçli köfte (İrok), Soğan kebabı, Kaburga dolması, Dobo (kuzu kol ile hazırlanıyor), Firkiye (kuşbaşı doğranmış kuzu eti), Sembusek (kapalı lahmacun), Alluciye (yeşil erik ile kuzu eti ile hazırlanıyor), Accin (Dana eti, baharat ile yumurta), Harire tatlısı ve Zingil isimli hamur tatlısı meşhur lezzetlerden.

BURAM BURAM TARİH…

Mardin’de görülmesi gereken birçok yer bulunmasına rağmen kısıtlı zamandan dolayı belli başlı yerleri gezebiliyoruz. Eski Mardin ile başladığımız gezimizde son ziyaret yerimiz Kasımiye Medresesi oluyor. Mükemmel mimarisi ile iki ters üzerine iki katlı kesme taş ile inşa edilen medresenin avlusunda bir çeşme ve büyükçe bir havuz bulunuyor. Bu havuza madeni para atarak dilek tutabiliyorsunuz. Tabii paraların havuzdan geri toplandığı söyleniyor!!! Medrese’nin güney kısmı ovaya açık bir cepheye sahip ve Mardin’in en büyük yapılarından biri olma özelliğini taşıyor.

Her bir metresi buram buram tarih kokan Mardin gezimizi böylece tamamlıyor ve ertesi gün Şanlıurfa’ya yol alıyoruz. Haftaya Şanlıurfa ve Gaziantep ile yazımızı sonlandırıyoruz…

m1-101.jpg

Mardin’in dar sokakları, ilginç kapıları ve taş evlere geçitler

m2-080.jpg

Güler yüzlü çocukları ve esnafı

m3-043.jpg

Mardin çarşısı

m4-022.jpg

 Çarşıdaki kaldırımlarda meşhur şairlerin şiirleri

m5-004.jpg

Midyat Konukevi

Bu haber toplam 744 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 421 Sayısı ISSN 2672-7560

Adres Kıbrıs 421 Sayısı ISSN 2672-7560

Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler