1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Güney Kıbrıs’ta ortak kitap sergisi...'
Güney Kıbrıs’ta ortak kitap sergisi...

'Güney Kıbrıs’ta ortak kitap sergisi...'

Geçen hafta Güney Kıbrıs’tan yazar Kyriakos Cambazis arkadaştan Güney Lefkoşa’da Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum yazarların birlikte olacağı bir kitap sergisi için davet aldım. Haftasonu, yani Cumartesi bu serginin oradaki yazarlarla da tanışma, f

A+A-

 

 

Ulus IRKAD

 

Geçen hafta Güney Kıbrıs’tan yazar Kyriakos Cambazis arkadaştan Güney Lefkoşa’da Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum yazarların birlikte olacağı bir kitap sergisi için davet aldım. Haftasonu, yani Cumartesi bu serginin oradaki yazarlarla da tanışma, fikir teatisinde bulunma, sohbet yapma, aynı zamanda da olayları tartışma, kulaktan duyulan veya basında okuduğumuz sorunları birebir yaşayarak konuşup öğrenme,konuları, oradakli sorunları anlama aynı zamanda da iki toplum arasındaki temasları öğrenmek için bir fırsat vereceğini düşünerek yola koyuldum. Aslında uzun dönemdir hem vakit yetmezliği hem de etkinlikler bağlamında Güney’deki birçok olaydan uzak kalmıştım. Bu ziyaretin oradaki politik ve ekonomik durumu öğrenmem bakımından da bana yardımcı olacağını düşünerek bu kısa gezinin gerçekleşmesini istemiştim. Esasında yanılmadığımı ve oradaki ılımlı hava içindeki tartışmalarla bunu ortaya çıkardım.Şu gerçek açıkça ortadaydı: Güney Kıbrıs dünyadaki kapitalist krizden gerçekten etkilenmişti ve buhran her şeyiyle günlük hayata yansımaktaydı. Fakat şunu da belirteyim; Kuzey Kıbrıs’ı görmek için barikatlara yığılan Avrupalı turistler, Kuzey’deki yıkımı görünce herhalde ekonomik krizde olan ama temiz olan Güney’i daha fazla tercih edeceklerdi. Çünkü onlara çiçek yerine çöp yığınlarıyla hoşgeldin deniyordu Kuzey’de. Günlerdir Lefkoşa Belediyesiyle emekçiler ve sendika arasında sorunlardan dolayı, sürmekte olan grev nedeniyle Lefkoşa’nın kuzeyi adeta bir çöp yığını halindeydi ve çöpten basacak yer bulunamıyordu. Onu bırakın, Kuzey Lefkoşa’da yollar sokaklar artık kokmaya başlayan çöpler yüzünden geçilmez olmuştu. Güney Lefkoşa ise sadece ekonomik buhran yaşıyordu ama yollar ve sokaklar tertemizdi.

 

GÜNEY LEFKOŞA’DA BARIŞ MERKEZİ

Lefkoşa’ya saat dokuz sularında vardım ama yukarıda da yazdığım manzara hemen gözüme çarptı. Kuzey Lefkoşa Cumartesi günü dünyaya pek de iyi bir mesaj vermemekteydi. Buna rağmen  binlerce turist o sırada Kuzey’e geçmek için beklerken, biraz sonra benim bir vatandaş olarak karşılaştığım manzara belki de onların bir defa daha bu ülkeye gelmeyeceklerine karar verecekleri bir olumsuzluk olacaktı. Hemen kimlik işlemlerimi yaparak Uzun Yol denilen “Ledra Caddesi”ne geçtim. Orada görevli olan polis benim kimliğimi görerek bana geçiş iznini verdi ki ne yalan söyleyeyim, orada pazarlayacağım veya sergileyeceğim kitaplarımdan ötürü taşıdığım bavulun aranacağını sanıyordum. Aramanın sözü bile edilmedi. Kitap Sergisi’nin olacağı Lefkoşa Rum Belediyesi’ne ait “Peace Hall” (Barış Merkezi) adlı merkeze vardığımda orada Güney Kıbrıslı yazarlarla karşılaştım. 1950’li yıllardan beri Kıbrıs Türk rejimi tarafından istenmeyen adam ilan edilen ve toplumundan uzakta Güney’de yaşamak mecburiyetinde bırakılan devrimci ve demokrat Kıbrıslıtürk İbrahim Aziz, Kyriacos Cambazis, Dakis Mihail ve gene eski siyasilerden, Sosyalist EDEK partisi sekreteri ve ileri gelenlerden Dakis Hadjidimitriou orada beni karşıladılar. Masaların ve yerin sergiye uygun düzenlenmesinden sonra serginin açılış konuşmasını Dakis Hadjidimitriou yaptı. Dimitriou’nun konuşmasının ana teması Kıbrısrum ve Kıbrıstüklerinin işbirliği, birlikteliği ve kardeşliğiydi.

 

YAZARLARLA KONUŞMALAR VE YAPILAN FİKİR TEATİLERİ

Sergi açılışı olur olmaz, Güney ve Kuzey arasındaki geçiş kapısının orada olmasından ötürü geçiş yapmakta olan turistlerle Kıbrıslırum kitapseverler içeriye doluşmaya başladı. Bu arada kitaplar hakkında bilgi almaya gelen kitapseverlerden vakit bulduğumuz anda politik durumdan ekonomik duruma kadar konuşuyorduk. Kyriakos Cambazis’le son zamanlarda Kuzey Kıbrıs’ta yayınlanan “Partojenez” ve “Milliyetçilik” adlı kitapları konusunda da konuştum. Ona bu konuda çok doğru bir yol aldığını ama bana göre artık Kıbrıs Cumhuriyeti olayını da aşıp, sınırların, ulusal devletlerin de olmayacağı, eşit paylaşımın olacağı bir dünyayı savunmak gerektiğini söyledim. Bana haklı olduğumu söyledi. Bu arada ona Türkiye’deki tartışmalarda olduğu gibi “Demokratik Cumhuriyet” tanımlamasının da tartışılması gerektiğini, bir oranda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tek toplumlu yapısından dolayı demokratik olmadığını ekledim. Gene aynı sıralarda Vanezos’un , “Derviş Ali Kavazoğlu” adlı kitabı hakkında da konuştuk. Fakat ne yazık ki kitabı yazan Vanezos çok hasta olduğundan dolayı sergiye gelememişti.Ben de onunla telefon aracılığıyla konuştum . Belki gelecek defaya buluşup konuşma sözü aldım. Yine oradaki arkadaşlarla Derviş Ali Kavazoğlu’nun AKEL içerisinde 1964 yılında, partiye sığınmasından dolayı pek de iyi bir manzarayla karşılaşmadığını, Elen Milliyetçiliğinin etkin olduğu partide, yapılan konuşmaların da onun moralini bozduğunu, onun bu sıkıntılardan ötürü AKEL’le arasının bozulduğunu gösteren emarelerin olduğunu ve katlinin de bu sıkıntılarla geldiğini konuşurken, yine bir Kıbrıslırum yazar arkadaş, AKEL’e o sıralarda bir Kıbrıslıtürk’ün Kiracıköy’de cinayetin olacağını bildirdiğini ama AKEL’in bu istihbaratı kaale almadığını söyledi. Ben de oradaki arkadaşlara niye Kavazoğlu ve Mişaulis’in ayrı ayrı mezarlara gömüldüğünü ve Türk yeraltı örgütü tarafından katledilen bu Komünistlerin niye kendi ulusal bayraklarının üzerlerine örtüldüğünü ve niye üzerlerine madem ki komünisttiler işçi sınıfının bayrağının örtülmediğini sordum. Sosyolog Andreas Panayiotou’nun “Kavazoğlu’na Hristiyan olma (ve böylece Kıbrıs Rum kesimine katılma) teklif edildi ve böylece Kıbrıs Türk solcusu olarak statüsünün yol açtığı tehlikelerden korunmuş olacaktı. Fakat o bunu reddetti” (Kıbrısın Turuncusu,sf.232) adlı kitaptaki yazdıkları doğruysa bunun ne kadar yanlış bir tavır olduğunu, bir Komünsit Partisine sığınan bir devrimcinin bu şekilde bir teklifle karşılaşmasının sosyalist ahlağa uyup uymadığı konusunda bana ters gelen bir tavır olduğunu vurguladım. Oradaki bazı arkadaşlar bunun doğruluğunu onaylarken bazıları ise buna inanmadıklarını belirttiler.

 

EKONOMİK DURUMUN TARTIŞILMASI

Bu arada sergi sırasında Anastasia adlı ABD’den mezun ve yedi yıldır işsiz olan hanımla tanıştım. Ekonomik durumun bozuk olmasından ve bu arada kapitalizmin de genelde bir kriz içinde olmasından bahsetti. Ben aynı olayın Kuzey’de de olduğunu ve benzer sorunların bizde de hatta daha da fazla olduğunu vurguladım. Yine bu arada gene sergi sırasında kitaplarını tanıtan Güney’deki Sosyalist arkadaşlardan Themos Dimitriou ile Doğu Akdeniz’de buluna petrol yataklarından ve bunun genel duruma etkileri konusunda konuştuk. Dimitriou, ABD ve İsrail’in bu ekonomik kaynağı sahipleneceğini, bunun Güney Kıbrıs’a pek ekonomik bir yansımasının olmayacağını, sonuçta Türkiye’nin büyük bir engel teşkil ettiğini söylerken bunun eğer büyük güçler de araya girerse bir işbirliği kapısı da açabileceğini ve sonuçta bir çözüme sebep olabileceğini de ekledi.Merkeze ziyaretçi akını olurken aynı merkez içinde olan fotoğraf sergisi de başka bir dikkat çekti. Gene oraya gelen bir Kıbrıslıtürk ziyaretçi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hukuksal varlığının önemi ve Türkiye için hem işgalci hem de garantör terimlerinin kullanılmasının hukuksal olarak uygun olamayacağını söyleyerek ayrı bir makaleye konu olacak ilginç fikirlerini bana açıkladı.

Cumartesi günü saat 15.00’e kadar süren sergiden sonra sergi de kapanmıştı ama böyle bir etkinliğin Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum yazar ve aydınlar arasında olması gerektiğini ve bunun barışa büyük katkıda bulunacağını oradaki arkadaşlara da dillendirdim. Bir çatı altında ortak bir örgütlenmeye de gidilebielceği teklifimi yaptım. Birkaç hafta sonra benzer bir etkinliğin Güney’de Limasol kentinde de olacağı kararı alındı. Birkaç hafta sonra aynı arkadaşlarla bu defa 1974 sonrası Kıbrıs’ın Paris’i olarak bilinen ama 1974 yılında faşist EOKA B örgütünün de etkin olduğu Limasol kentinde buluşacağız. Ek bir bilgi vereyim; Limasol kenti 1926 yılında Kıbrıs Komünist Partisi’nin de kuruluş yeri ve AKEL’in de etkin olduğu bir kent. Kentin belediyesi birçok kez AKEL Komünist Partisi’nin eline geçmiş. Birkaç hafta sonra buradaki sergi hakkındaki izlenimlerimi de okuyacaksınız.

(SESONLINE.NET – Ulus IRKAD – 21.10.2012)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 478 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler