1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Güneş Toplamak...
Güneş Toplamak...

Güneş Toplamak...

Son haftalarda bu ülkede yaşananlar bana; biz Kıbrıslıtürkler için umudun ekmek, su kadar yaşamsal olduğunu bir kez daha gösterdi. Devasa çöp yığınları arasından kliniğime ulaşmaya çalışırken; ruh ve beden sağlığımı yitirmemek için tek şansımın umuda yelk

A+A-

 

Son haftalarda bu ülkede yaşananlar bana; biz Kıbrıslıtürkler için umudun ekmek, su kadar yaşamsal olduğunu bir kez daha gösterdi. Devasa çöp yığınları arasından kliniğime ulaşmaya çalışırken; ruh ve beden sağlığımı yitirmemek için tek şansımın umuda yelken açmak olduğunu çok derinlerden algıladım. Klinikte lağım kokularını duymamak için pencere açmadan hoş kokular sıkarak çalışmaya çalışırken ve gelen herkesin gergin, sinirli ve karamsar yüzlerine baktığım zaman anladığım; durum ne kadar karmaşık, ne kadar çözümsüz gibi görünse de insanların umut etmek istedikleriydi.

Hatta olayda garip bir paradoks göze çarpıyor; umutsuz olmayı gerektirecek koşullar yoğunlaştıkça, umuda duyulan gereksinim de o kadar artıyor.

Çöp yığınları büyüdükçe, lağım kokuları arttıkça, Kıbrıslıtürklerin neredeyse tek sağlık sığınağı merkez hastane Burhan Nalbantoğlu’nun arasında kaybolduğu pisliğe bakarak hep aynı şarkıyı dinledim. Zülfü Livaneli’den “Güneş Topla Benim İçin.”

Seher yeli yar gözünden
Havadaki kuş izinden
Geceleyin gökyüzünden canım
Güneş topla benim için

Geçen hafta yazdığım ve özellikle solun artık birbirleri ile didişmek yerine el ele vermesi gerekliliği,  halkı da yanlarına alıp iktidara yürümesinin zorunluluk olduğu konusundaki yazım için bazı okurlarım beni “iyimser” olmakla, hayal kurmakla suçladılar. Bu halka güvenilemeyeceğini vurguladılar. Soldaki siyasi partilerin birbirlerine olan güvensizliklerini tekrarladılar. Anderson masalları anlatacağıma gerçekleri yazmamı istediler.

Sevgili dostlar, gerçekleri hepimiz görüyoruz ve çok değerli yazar arkadaşlarımız da içine düştüğümüz durumu en çarpıcı şekliyle, vurucu bir şekilde apaçık yazıyorlar. Nedir gerçeklerimiz: Politikanın kirlenmişliği ve en çirkin yüzü bizi esir almış durumda. Popülizm, koltuk sevdası, hep bana siyaseti bizi yok oluşa sürüklüyor. Uçurumun eşiğinde değil, yuvarlanmaya geçmiş haldeyiz. KTHY battı, Elektrik Kurumu, Kooperatif Süt Fabrikası ve daha birçok kurumumuz sallanıyor. Dünyadaki tek tanınan kurumumuz olan Lefkoşa Türk Belediyesi, Ulusal Birlik Partisi politikalarının tam göbeğinde patladı. Cumhurbaşkanı Başbakanı, Başbakan Belediye Başkanını sırf kendi statülerini koruyabilmek için idam sehpasına taşımış durumda. Halk, çöp yığınlarının ve lağım kokularının arasında yangın yerine dönmüş yaşam alanlarını korku dolu gözlerle umutsuzca izliyor.

Bu ülkede kötü şeyler oluyor.
Fırtınaya tutulmuş bir gemideyiz hepimiz ve sallanıyoruz, başımız dönüyor.
Ben bu ülkede çocuk yetiştirmeye çalışan bir anne olarak umut etmek istiyorum. İnsanlık için dünyada tek insan kalana dek umut ölmez, öyle değil mi?

Benim olan bu ülkeyi, salt kötü yöneticiler yüzünden kimseye bırakmak niyetinde değilim. Masallardaki gibi hayaller kuruyorum. Çünkü biliyorum ki her şey hayalle başlar.

Demokrasiyi önce kendi içimde sindirmek istiyorum ve demokrasinin, sosyalizmin olmazsa olmazı halka güvenmek istiyorum. Hem sığınılacak en güvenli liman her zaman halkın aydınlık yüzü değil midir?

Ben bu umutsuz günlerde çok çalışmaya sığınıyorum. İşimi en doğru şekilde yapmaya, insanları sevmeye, anlamaya ve onlarla el ele vermeye…

Evet, dostlarım ben bu umutsuz günlerde tıpkı şarkıdaki gibi “güneş toplamaya” devam ediyorum. Hem de “geceleyin gökyüzünden”.

 İnanıyorum ki biz Kıbrıslıtürklere UMUTSUZLUK YASAK!

Çünkü “UMUTSUZ YAŞANMIYOR!”

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1422 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler