1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Günerman’a geç gelen ödül
Günerman’a geç gelen ödül

Günerman’a geç gelen ödül

Onu tanıdığımda genç bir ortaokul öğrencisiydim. Lefkoşa’nın Federe takımlarının dışında Çetinspor isimli bir takım kuran Eşref abi (Günerman) bünyesine topladığı genç futbolcular ile adeta bir futbolcu fabrikası oluşturmuştu. Bugünkü Turizm, Ç

A+A-

 

 

 

Onu tanıdığımda genç bir ortaokul öğrencisiydim.  Lefkoşa’nın  Federe takımlarının dışında Çetinspor isimli bir takım kuran Eşref abi (Günerman) bünyesine topladığı genç  futbolcular ile adeta bir futbolcu fabrikası oluşturmuştu.

Bugünkü  Turizm, Çevre ve Kültür Bakanlığı’nın yanında (o günkü Bayraktar Ortaokulu) bulunan lokalinde gençleri toplarken  Teksas, Tommiks, Kinova gibi çizgi romanlarları ve bazı masa oyunları (Langırt) ile de hizmet etmeye çalışıyordu.

Ama, Eşref Günerman’ı en başarılı ve popüler yapan, o dönemlerin futbolcu altyapısının nüvesi olan Çetinspor adı ile kurduğu futbol takımı idi.  Bugün, nedenini benim de bilmediğim bir şekilde Kıbrıs  Türk Futbol Federasyonu çatısı altında yer almayan veya alamayan Çetinspor buna rağmen, Federe kulüplere bir çok yıldız yetiştirdi.

Özellikkle, 60’lı ve 70’li yıllarda zirveye vuran Çetinspor’un yetiştirdiği bu yıldız futbolcular daha sonra Gençlik Gücü, Çetinkaya, Yenicami, ŞafakHaydarpaşa Spor, Yeşilada gibi Lefkoşa kulüplerinde yer alırken, bu takımların şampiyonluklarına da katkı koydular.

Çetinspor o kadar çok futbolcu yetiştirdi ki, burada onların isimlerini sayamam çok zor olur. Ama, kendi söylemiyle annesi ve babasının, kendi  geleceği için bankaya yatırdığı parayı çekecek ve kurduğu spor kulübü olan Çetinspor’a harcayacak kadar futbol tutkunu olan bu o dönemin genç adamı ancak ayakta alkışlanır.

Ne var ki, zaman denen ve her şeyi öğüten o büyük makine Eşref Günerman’ın ideallerinde bütünleşen Çetinspor’u da öğütmeye başladı.  Ancak, Günerman bu öğütme makinesine kendi ekonomik gücüne göre bugüne kadar dayandı.

Bu süre içerisinde yetiştirdiği futbolcular  Kıbrıs Türk halkının her kesiminde yer aldı. Bu futbolcular arasında yüksek öğrenimlerini başarıyle tamamlayarak doktor, mühendis, öğretmen gibi mesleklere intisap edenler de var.

Bu arada, Eşref Günerman üç değerli evladı da Kıbrıs Türk toplumuna armağan etti. Bu çocuklardan en büyüğü olan Cemaliye tıp doktoru, küçük kızı Hülya beden eğitimi öğretmeni olarak yaşamlarını İstanbul’da sürdürürken, tek oğlu Selim Günerman ise, Gençlik Gücü’nün 80’li yıllardaki efsanevi kadrosu içerisinde yer alan ünlü bir futbolcu oldu.

Kimse kızmasın ama, KTSYD’nin güzel bir gelenek olarak  başlattığı ve Kıbrıs Türk sporuna hizmet edenlere verilen bu kutsal ödülün  Eşref Günerman’a verilmesinde biraz geç kalındı diye düşünüyorum.

Ancak, Ogün Gençkaçmaz başkanlığındaki yönetim kurulu kanımca bu geç kalınma ayıbını süratle ortadan kaldırma yoluna gitmesi KTSYD yönetimi adına alkışlanacak bir karardır.

Çünkü,  günümüzde hayatta olan değerleri ödüllendirmek ne yazık ki çok ender bir olgudur. Bu bağlamda, Eşref abi’yi( Günerman) ve onu bu ödüle layık gören KTSYD’yi bir kez daha ayakta alkışlıyorum.

 

 


 

Zeka Hiç Ölmedi

 

Bundan tam bir yıl önce, Kıbrıs Türk halkı müthiş bir değerini bir trafik kazası sonucu yitirmişti. Bu değer, daha çocuk yaşlarında Karting sporunda fırtına gibi esmeye başlayan Zeka Özteknik’ten başkası değildi.

ZET Karting’in kurucusu dedesi  Zeka Özteknik’in adını taşıyan,  babası Erdinç Özteknik ile annesi Özgül Özteknik’in gözbebeği Zeka Karting’de KKTC sınırlarını aşmış ve Dünya şampiyonalarında  Kuzey Kıbrıs’ı zirveye taşımıştı.

Bu genç yaşına rağmen, dünya starlarını tehdit eden Zeka’yı ancak kader durdurabildi.  O çok sevdiği motoru ile seyehat ederken,  geçirdiği bir kaza sonunda aramızdan ayrıldı.

İşte, bu “MUHTEŞEM ADAM” adına KTSYD yönetimi bu yılki oscarlarında “ZEKA ÖZTEKNİK ÖZEL ÖDÜLÜ” altında  bir başlık açtı ve sporda başarılı olan genç adamlara özel ödül takdim etti.

Golden Tulip Otel’de düzenlenen ödül töreninde “ZEKA ÖZTEKNİK ÖZEL ÖDÜLÜ”nü alan sporculara ödülleri verilmeden önce, Zeka Özteknik anısına kurgulanan sine-vizyon gösterisinde Zeka’nın kazandığı bir şampiyonluktan sonra KKTC bayrağını açması ve kendi sesinden bunu seslendirmesi, ödül törenini, başta babası Erdinç ve kendisi gibi kartingci olan kardeşi Erol Özteknik’i ve tüm izleyenleri  adeta hıçkırıklara boğdu.

Evet, her ölüm erkendir özdeyişinden hareketle ama Zeka’nın ölümü en erken olanlardandı. Bunu kabullenmek çok zor. Ölümünden sonra, mezarı başına gittiğim Zeka’nın o toprak altında olduğuna hiç inanamadım. Çünkü “ZEKA hiç ölmedi”.

 


 

Atletizm’in çöküşü

 

Sporun ana lokomotifi olarak bilinen atletizm dünyada önemini korurken,  izolasyonlar altında olduğu iddia edilen  Kuzey Kıbrıs’ta adeta can çekişiyor.

Şimdi ben bunları yazdım ya; bazı aklıeveller bana Melis diyecekler, Yiğitcan diyecekler.  Sakın ha bunu demesinler çünkü, bu iki elit sporcu bugün KKTC adına değil, Türkiye Cumhuriyeti adına yarışıyorlar.

Bu arada, daha geçtiğimiz günlerde feryat figan eden Melis Redif’in antrenörü Levent Ilgın’da işlerin iyi gitmediğini açıklaması da, bu elit sporculara da gerekli değerin verilmediğinin bir kanıtı oldu.

Geçtiğimiz gün sonuçlanan “KULÜPLER ARASI ATLETİZM YARIŞMALARINI” izlemek için Atatürk Stadı’na gittim. Tribünlerde ve tartan pistte adeta cinlerin yarıştığına tanık oldum.

Altı tane üniversitenin yer aldığı Kuzey  Kıbrıs’ta bu yarışlara sadece DAÜ ile YDÜ’nün katılması atletizimin içine düştüğü trajik durumun bariz bir göstergesiydi.

Ha, bir de Lefke Avrupa Üniversitesi adına bir kızın iki kulvarda yarıştığı söylendi. Böylece, o da üçünü ilan edildi.

Halbuki, bir kulübün en az altı kulvarda yarışması gerekirdi. Bilmiyorum, bu Lefke Avrupa Üniversiteli kız  konu mankeni olarak mı kullanıldı.

Bu olayı duyunca aklıma bir Nasrettin Hoca fıkrası geldi. “Nasrettin hoca bir gün Akşehir’de düzenlenen atletizm yarışlarına katılmış.  Eve geldiğinde hanımına sevinçle, “bugün iki yarışa katıldım ve bir birincilik ile bir ikincilik kazandım” demiş. Hanımı da hayranlıkla kaç kişiyle yarıştın hocam” demiş. Hoca da, birinci geldiğim yarışta sadece ben, ikinci geldiğim yarışta da  iki kişi vardı demiş. Hanımı da katıla katıla gülmüş.

Tabii, bu atletizmin çöküşünde, spordan başka her işi yapan Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve dolayısıyle Bakan Dürüst ile birkaç yıl önce, büyük iddialarla yeniden yapılanan ve yeni bir başkanı olan Atletizm Federasyonu’dur diye düşünüyorum. Ha, galiba yine zülfü yare vurduk.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 623 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler