1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. GÜNDEM YARATMAK, GÜNDEMDE OLMAK…
GÜNDEM YARATMAK, GÜNDEMDE OLMAK…

GÜNDEM YARATMAK, GÜNDEMDE OLMAK…

Uzunca bir süreden beri, Kıbrıslı Türklerin gündemi, UBP hükümetinin yanlış icraatları ile çöken ekonomiye ve UBP’nin kurultayına odaklanmıştır. Dolayısıyla, gündemde hep UBP var ve hep olumsuzluklar, kötülükler, rezillikler ile anılarak var…

A+A-

 

 

Uzunca bir süreden beri, Kıbrıslı Türklerin gündemi, UBP hükümetinin yanlış icraatları ile çöken ekonomiye ve UBP’nin kurultayına odaklanmıştır. Dolayısıyla, gündemde hep UBP var ve hep olumsuzluklar, kötülükler, rezillikler ile anılarak var… Ama UBP var!..

Muhalefet partileri kendilerinin odak olacağı bir gündem yaratamadı ve hatta UBP odaklı olumsuz gündemler üzerinden politika yapmak, konuşmak, basın bildirisi yayınlamak, köy ziyaretleri yapmak gibi kolaycı bir eğilim ve eylem içinde oldu. Böyle yapmak yanlış değil ama yeterli olmadığı gibi, tamam da değil… UBP’li olumsuz gündemlerle ilgili muhalefet yapmak, sonuçta aynı şeyleri tekrar tekrar söylemek oluyor; yani “UBP her şeyi batırdı, kurtuluş için erken seçim gerek” söyleminden başka bir şey yok… Ve genel siyasette hep ve sadece UBP konuşulur, UBP anılır oluyor. Kötü malı piyasada var etmek derler buna…

Evet, UBP maddi ve manevi olarak Kıbrıslı Türkleri batırdı… Evet, kurtuluş için tek demokratik yöntem seçimdir. Bunlar yanlış değil, ama yeterli olmadığı gibi, tamam da değil… Nitekim bu sözlerin sürekli tekrarlanmasının yarattığı tekdüzelikle, muhalefet yurttaşı heyecanlandıramıyor, algısına dahi ulaşamıyor. Bunun da sonucu, ‘etkisiz muhalefet’ oluyor.

Bu durumdan muhalefet de yurttaş da şikayetçi, ama haklı olan yurttaştır. Eğer bir siyasi parti, yurttaşın dikkatini çekemiyor, ona heyecan veremiyorsa, kusur o partidedir… Bu kusurun çözümü, o siyasi partinin yurttaşa gelecekle ilgili politik, ekonomik ve sosyal vizyonlarını, vizyonlarına ulaşacağı strateji planlarını, yani programlarını anlatması gerekir; sadece kötü olanı anlatmak değil, kendindeki iyi yönleri anlatması gerekir. Muhalefet bunu yapıyor mu? Maalesef ve maatesüf hayır… Bunun söylemek de, yazmak da zor ama doğru olan durum da bu aslında…

Ve muhalefet kusurunu örtmek için, yani gündem olmak için kolay yöntemi seçerse, tehlikeli yolu seçmiş olur. Kolaydır gündemde olmak için ‘show’ yapmak, bazı politik atraksiyonlar yapmak, eksantrik çıkışlar yapmak… Yurttaş da bunu ilgiyle izleyebilir, sempati bile belirtebilir… Ama bunlar, partiye kalıcı destek olacağı ve oy olarak sandığa yansıyacağı anlamına gelmiyor. Örneğin TDP Başkanı Çakıcı, kesintisiz on üç saat meclis kürsüsünde kaldı… İlk tepki “Vay be, helal olsun adama” şeklinde idi… Sonra, “Ne anlattı ki?! İçerik yoktu ki…” yorumları geldi… Ardı, Çakıcı ve TDP bildiğiniz gibi, bir şey değişmedi… DP Başkanı Serdar Denktaş, LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları’nın programda olduğu TV stüdyosuna baskın yaptı… Hemen gündemde Serdar Denktaş… Ardı? Yok ki bir şey…

Yurttaş, ani bir eyleme veya sıra dışı bir çıkışa o anda sempati gösterebilir ama sonunda “bu eylem benim hayatımı geliştirecek ne içeriyor?” sorusuna olumlu cevap alamıyorsa, yapılan eylemin onun için horoz güreşinden farkı yok… Ve güreş horozları yenmiyor bile, tüketici pazardan güreş horozu satın almıyor…

Siyasi partiler, özellikle muhalefette olanlar, eğer ülkeyi yönetme iddiasında ise, nasıl yöneteceğini yurttaşlarla paylaşmalıdır. Mevcudu suçlayarak yönetim erkini almak olası değil. Güney Kıbrıs siyasetinin en sıra dışı kişiliği olan Matsakis, ‘politik show’larını artırdıkça kaybetti. Kendini İngiliz üslerinin tellerine zincirlediğinde hayranı çoktu; sandıkta ise kendisine seçilmeye yeterli oy yoktu.

Yöneten siyasete seçenek olmak ne yönetenlerin kötülüğü üzerinden siyaset yapmakla olasıdır, ne de ‘politik show’ olarak nitelenecek sıra-dışı çıkışlarla… Seçenek olmak isteyen siyaset, panik içinde olmamalıdır, ayaklarının sürüklediği yere değil, başkalarının çektiği yere hiç değil, kendi siyasi aklının yönlendirdiği yere gitmelidir. Seçenek olmak isteyen siyaset, yurttaşı peşine takabilmelidir; bunun için de yurttaşı heyecanlandırmak, ilgi ve desteğini almak gerek. Ve bunun için de yurttaşa sorunlarının çözümleri ile ilgili programları, sadece seçimler öncesi ve genellikle de popülist içerikle hazırlanmış seçim bildirgeleriyle anlatmak değil, sıkıntının yaşandığı dönemde anlatmak gerekir.

Ve işte bu ‘politik çıkış’ o partiyi gündem yapar, gündemde o parti konuşulur; diğerleri de bu gündeme takılıp kalır. Ve seçenek olarak o parti bellenir, yurttaşın şuuraltına yerleşir.

Siyasette gündeme sürüklenenler, gündem bitince boşlukta kalıyor. Siyasette “show” yapanlar, gösteri bitince izleyiciler gittiği için yalnız kalıyor. Siyasette panik içinde karar verenler, etraf durulunca duvara vurduğunu görüyor. Siyasette yurttaşı heyecanlandıracak hedef gösterenler zirvedeki önder oluyor.

Siyasette hangisi olunduğu da parti yönetimlerinin yarattığı sonuçtur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 586 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler