1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Gündem Koyma ve Saptama
Gündem Koyma ve Saptama

Gündem Koyma ve Saptama

Medyanın gündem koyup saptayabileceği görüşü (doğrudan gündemi koyup saptadığı değil), diğer bir açıdan bakıldığında, gündelik hayatta ne düşünmemiz gerektiğine yönelik önemli bir müdahaledir.

A+A-

 

Hakan Karahasan
hakan.karahasan@gmail.com

 

Medyanın gündemin belirlenmesindeki rolü bugün neredeyse hiçkimse tarafından tartışılmayan, su götürmez bir gerçektir. Bu önkabul, bizlere, günümüzde adına medya dediğimiz iletişim araçlarının yaşamlarımıza ne denli nüfuz etmiş olduklarının bir “itirafı” olarak da görülebilir. Böylece medya, yaşadığımız dünyada yaşam gerçekliğimizin oluşup, şekillenmesinde destek unsuru değil, bizzat onu oluşturan ya da şekillendiren bir unsur olarak hayatlarımızda varlığını sürdürmektedir. Eski adıyla “kitle iletişim araçları,” internetin yayılması ile önceleri “yeni medya,” şu anda moda olan biçimle söyleyecek olursal “sosyal medya”nın gündelik yaşamdaki yerini düşününce, ister istemez, yukarıda belirtilen medyanın rolünün ne boyutlara vardığı gözler önüne serilebiliyor.

 

Bu noktalardan hareketle, günümüzde adına haber dediğimiz tüm bilgi, yüksek oranda, medya kaynaklıdır. Günümüzdeki tabirler medyanın insan hayatındaki rolü üzerine düşüncelere bakıldığında, bir genelleme yapıldığı takdirde görülebilir ki, ya medya “teknoloji devrimi” ile insanları birbirleriyle buluşturan sihirili bir araç; veya kapitalizmin emrinde, onun dayatmalarının makyajlı hali ya da ikisinin arası denilebilecek, potansiyel olarak faydaları olan ama kullanım itibarıyla belli kesimlerin çıkarlarını temsil eden bir araç olarak görülmektedir. Burada eklenmesi gereken bir  nokta, özellikle eleştirel olarak adlandırılabilecek akımın sanki medya homojen bir yapıymış gibi gördüğüne yönelik yapılacak eleştiriye, medyanın homojen olmadığı lakin işleyişine bakıldığında medya için önemli olanın tüketme (izlenme, dinleme vs.) olduğu rahatlıkla görülebilir.

 

Hayatlarımızda bu kadar büyük bir yer teşkil eden medya (bu arada şu parantezi açmakta fayda olduğu kanısındayım. Kelime kökü itibarıyla Latinceden gelen medya sözcüğü, İngilizceye bakıldığında “araç” anlamına gelen “medium” sözcüğünün çoğu  halidir), “doğal olarak” bizleri etkilemektedir. Bu etkilerin ne olduğuna dair yapılan araştırmalara bakıldığında görülmektedir ki, halen bir kısım düşünür bu etkiyi son derece sınırlı görmekte (iletişim çalışmalarından ‘sınırlı etki’ olarak adlandırılır), bir kısım düşünür ise bireyleri sadece sunulanı alan pasif bireyler olarak görmektedir (özellikle ekonomi-politik yaklaşım). Bunun yanında, deyim yerindeyse ikisi arası denilebilecek bir başka grup da vardır: Bireyin görece bir özerkliğe sahip olduğu, diğer bir deyişle kendisine sunulanı alırken, bunu doğrudan değil, kendi süzgeçlerinden geçirerek, değişik biçimlerde alabileceği, lakin bunun mesajı istenilen şekilde almak anlamına gelmeyeceği, neticede içinde yaşanılan söylem alanının anlam dünyalarımızı şekillendirdiği iddiası. Stuart Hall’un geliştirdiği ve adına daha çok İngiliz Kültürel Çalışmaları denilen bu akım, medyanın güçlü bir yapı olduğunu lakin ekonomi-politikçiler gibi bireyin tamamen pasif olmadığını, bir medya metnini okur/izler/dinlerken kendi ideolojik duruşu, etnik kökeni, dini, dili, sosyal sınıfı gibi değişik faktörlerin anlamlandırma sürecinde etkili olduğunu belirtir.

 

Peki, madem durum böyle, o zaman medya gündemi saptayan biricik araç mı? Öyleyse, bazı eleştirel düşünürlerin söylediği gibi, medya tarafından bizlere sunulan mesajları, onların “istediği” şekilde mi alıyoruz, yoksa sunulan mesajları genel çerçeveden çıkılmasa da, biraz olsun dönüştürebiliyor muyuz? Sorunun cevabını bir çırpıda verme pek de kolay değil. Ancak şu söylenebilir: Cevap hangileri olursa olsun, medyanın gündelik yaşamdaki rolünün önemli olduğunu yadsıyan hemem hemen kimse kalmadı. Başka bir deyişle, cevap ne olursa olsun, medyanın gündemlerimizi belirleyen yegane araç olduğu artık bir önkabul olmuş durumdadır.

 

Medyanın (o zamanda ki adıyla basın) güçlü olduğu fikri aslında 20. yy başlarından beri konuşulup, tartışılan bir mevzu. Daha 1922 yılında Amerikalı yazar, gazeteci Walter Lipmann “Kamuoyu” (Public Opinion) adlı kitabında medyanın yaşamlarımızdaki önemine işaret etmekteydi. Yıllar sonra konuyu biraz daha farklı bir şekilde ele alan iki akademisyen, Maxwell E. McCombs ve Donald L. Shaw 1972 yılında yazmış oldukları “The Agenda-Setting Function of Mass Media” adlı yazıyla seçim kampanyaları döneminde medyanın gündemi saptayabileceğini Lipmann’ın düşüncelerinden yola çıkarak anlatmış bulunmaktadır. İlginç olan nokta şudur: Medyanın gündem koyup saptayabileceği görüşü (doğrudan gündemi koyup saptadığı değil), diğer bir açıdan bakıldığında, gündelik hayatta ne düşünmemiz gerektiğine yönelik önemli bir müdahaledir. Her ne kadar, McCombs ve Shaw bunu şöyle değiştirmiş olsa da: ‘Medya ne hakkında düşünmemüz gerektiğini değil, ne hakkında düşünmemiz gerektiğini söyler.’ Bu nüans farkı önemli çünkü böylece bireyler gözü kapalı, medyanın her söylediğini olduğu gibi algılayan pasif değil, dönüştürücü bir potansiyele sahip, aktif bireyler olarak görülüyor. Tabii ki kitle iletişim araçları olarak adlandırılan radyo ve televizyon dönemi gibi değil adına sosyal medya denilen araçlar. Lakin, temel olarak benzer düşüncenin hâlâ var olduğu iddia edilebilir. Böylece, sosyal medyanın var oluşu, karmaşık yapısı, her bireyin “istediği”ni paylaşması derken, bunun sunulanın dışında olduğunu iddia etmek ne kadar mümkün? Başka bir deyişle, görülmeyen, duyulmayan, okunmayanın gündemlerimizi belirlemesi ne oranda mümkün bugün? Sonuç olarak, “sosyal medya çağı” içinde yaşanılan günümüzde medyanın gündemlerimizi belirlemedki rolü önemini korurken, her birey istediği mesajı istediği şekilde alır, dönüştürür şeklinde bireyi kutsayan ama arkasındaki üretim-tüketim-iktidar (ve elbette dil) örüngülerini göz ardı eden bir düşünce, medyanın bireyleri sadece özgürleştirdiğine odaklanadursun, medya bizlere ne hakkında düşünmemiz gerektiğini söylerken, sahip olduğumuz görece özerkliğin de sınırları olduğunu akılda tutmakta fayda var.

 

 

 

Bu haber toplam 1971 defa okunmuştur
Gaile 439. Sayısı

Gaile 439. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler