1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. GÜN GELİR...
GÜN GELİR...

GÜN GELİR...

1 Mayıs’a üç dört hafta kala, 12 Eylül askeri müdahalesinin sorumluların yargılanma süreci başladı… 650 bin kişinin gözaltına alındığı, 229 kişinin gözaltında öldüğü, 230 bin kişinin Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandığı, 1 milyon 683 bin

A+A-

 

 

 

1 Mayıs’a üç dört hafta kala, 12 Eylül askeri müdahalesinin sorumluların yargılanma süreci başladı…

650 bin kişinin gözaltına alındığı, 229 kişinin gözaltında öldüğü, 230 bin kişinin Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandığı, 1 milyon 683 bin kişinin fişlendiği bu faşist  “askeri cunta dönemi”nin yalnızca sorumlularının yargılanmasına başlanması, kim ne derse desin (Bir çok insan, bunun bir “görev savma” boyutunda kalacağı konusunda haklı bir endişe taşımaktadır)  önemli bir olaydır…

Prof. Mithat Sancar, “Bu davanın konusu, bazılarının sandığı gibi, ’12 Eylül rejimi ve onun işlediği suçlar’ değil. Davada yargılanan şey, sadece ‘darbe yapma fiili’dir ki, bu da eski TCK’nın 146. Ve 147. Maddelerindeki suça tekabül ediyor. Bu nedenle, bu davayı ’12 Eylül’ün yargılanması’ şeklinde nitelemek doğru olmaz; buna en fazla ‘Evren/Şahinkaya Davası’ diyebiliriz.” Sözleriyle, yargılama sürecindeki bu eksikliği çok net olarak ortaya koydu…

Bu sığlıktaki bir yargılamanın, ne 12 Eylül mağdurlarını ne de kamu vicdanını tatmin edici bir şekilde sonuçlanmayacağını şimdiden söylemek için kahin olmaya gerek yok…

Ama bu bile, ZORBALARIN da yargılanabileceği gerçeğini değiştirmez…

1 Mayıs Marşı’nın son iki dizesinde haykırdığımız şu iki dizeyi hatırlayın…

“Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda kül gibi savrulur gider.”

Ortada bir DEVRİM falan olduğu yok elbette…

Sivas’ta katledilen aydınların davasını “zaman aşımı”na terk eden AKP’nin, 28 Şubat’la hesaplaşma sürecinin bir parçası; bir ŞOV olarak da bakabiliriz bu sürece… Ama ne fark eder ki?  “Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider”…
Varsın eli kanlı Evren ve Şahinkaya mahkemeye katılmasın; varsın 12 Eylül darbesinde Başbakan Süleyman Demirel("Ben ihtilallere, karşı ihtilallerle veya bu tür davalarla karşılık verilmesini düşünen biri değilim” demiş.) davaya müdahil olmasın; varsın iddianame eksik ve taraflı hazırlansın; önemli olan “Zorbaların” da yargılanabileceği gerçeğidir…

Önemli olan, İnsanlık suçu işleyen diktatörlerin yaptıklarından ötürü hesap vermek zorunda oldukları gerçeğinin Türkiye’de kabul görmeye başlamasıdır…

Peki bizde durum ne?

Perşembe gün Sami Özuslu köşesinden şöyle bir çağrı yaptı:

“Bu davaya Kıbrıslı Türkler de ‘müdahil’ olmalıdır.

 Başta Özer Elmas, Mehmet Ömer, Muharrem Özdemir, Sadık Cemil, Mustafa Ertan ve Ercan  Turgut olmak üzere 12 Eylül’ün burada da çok mağduru vardır!..”

12 Eylül mağdurlarından biri olarak bu çağrıya yürekten katılıyorum… Ve bu çağrının havada kalmaması için bir de önerim var…

12 Eylül Zorbalarından biz de hesap soralım” diyen tüm Kıbrıslılar imza toplayarak, bu davaya (Türkiye’de yaşayan Kıbrıslı avukat arkadaşlar aracılığıyla) müdahil olmalıyız…

Bu da YETMEZ…. 12 Eylül sürecinin ve Türkiye’deki Derin Devlet’in buradaki işbirlikçilerinden de HESAP SORMALIYIZ….

Kıbrıslı Türkler’in BAĞIŞLAYICI olduğunu herkes bilir…

Ama, İNSANLIK SUÇU İŞLEMİŞ ZORBALAR’dan HESAP SORULMAZSA, yeni ZORBALAR’a cesaret vermeden öteye bir şey yapmamış oluruz…

İnsanımızı, doğamızı, geleceğimizi mahvetmek için sorumsuzca davrananlardan hesap sormazsak; gelecek kuşaklara hesap veremeyeceğiz…

Evet, DÜNÜ unutup YARINLAR’a  bakmak gerek…

Ama bu, eli kanlı diktatörleri Face Book  profiline yerleştirip; aman da ne şirin ihtiyarcıktı diye bağrımıza basma gafletine düşmemizi getirmemeli…

Evet, “Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider…” ama bu,hiçbir zaman kendi istemleriyle olmaz …

Bu yüzden HESAP SORMALIYIZ….



 

 

 

 

 

Bu haber toplam 790 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler