1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. GSP Stadı’ndan 53 yıl sonra Fenerbahçe geçti
GSP Stadı’ndan 53 yıl sonra Fenerbahçe geçti

GSP Stadı’ndan 53 yıl sonra Fenerbahçe geçti

60 yıldır devam eden Kıbrıs sorunu nedeniyle, her platformda karşı karşıya gelen Kıbrıs Cumhuriyeti (Güney Kıbrıs) ile Türkiye Cumhuriyeti bu kez yine sportif bir platformda karşı karşıya geldi. UEFA Avrupa Ligi grup kuraları çekildiği 31 Ağustos 2012 ta

A+A-

 

 

 

 

60 yıldır devam eden Kıbrıs sorunu nedeniyle, her platformda karşı karşıya gelen Kıbrıs Cumhuriyeti (Güney Kıbrıs) ile Türkiye Cumhuriyeti bu kez yine sportif bir platformda karşı karşıya geldi.

UEFA Avrupa Ligi grup kuraları çekildiği 31 Ağustos 2012 tarhinden beri C grubunda eşleşen AEL Limasol ile Fenerbahçe arasındaki bu karşılaşmanın spekülasyonları en nihayet, geçtiğimiz Perşembe akşamı GSP Stadı’nda oynanan mükemmel karşılaşma ile sona erdi.

Saha dışı ve saha içi ambiansı ile tam bir Avrupa Kupası maçı izledik. Türkiye’nin üç, bazen de dört  büyükler diye anılan lokomotif takımlarından 105 yıldır ayakta duran Fenerbahçe Kıbrıs’a geldi. 3 Haziran 1959 yılından beri tam 53 yıl sonra Kıbrıs’a gelen sarı-lacivertliler, 53 yılda değişen konjenktür nedeniyle, bir Kıbrıs Rum takımı olan AEL Limasol ile karşılaştı.

Bu uzun dönemde, acılar ve savaşlar yaşayan Kıbrıs 20 Temmuz 1974 Askeri Harekatı ile orta yerinden bir karpuz gibi ikiye bölündü. Bu bölünmenin sonucunda, Güney Kıbrıs’ta dünyanın tek tanıdığı yasal devlet olan Kıbrıs Cumhuriyeti, Kuzey’de ise birilerine rant sağlamak amacıyla kurulduğu iddia edilen sözde, sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin, gerçekte hiçbir ülkenin tanımdağı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu.

Bu arada, geçen 38 yılda Kıbrıslı Rumların egemenliğinde olan Kıbrıs Cumhuiryeti dev adımlara bir dünya ile bütünleşen bir devlet olurken, birilerinin ısrarı ile güya ayakta tutulmaya çalışan KKTC bir sadece yanızları oynayan boynu bükük bir devlet oldu.

İşte, bu tarihi perspektif altında geçtiğimiz Çarşamba günü Rodos üzerinden Güney Kıbrıs’a gelen Fenerbahçeyi adım adım izlerken, içimizde buruk bir hüzün vardı. Kıbrıs’ta barış ve Çözüm için kavga veren biri olarak, Fenerbahçe’nin renkdaşı olan, hatta renklerini Fenerbahçe’den alan AEL Limasol ile olan karşılaşmasını kıskançlık içerisinde diyemeyeceğim çünkü, AEL Limasol bir Kıbrıs takımıdır, onurla izledim. 

Maç öncesi ve maç sonrası GSP Stadı görevillerinin mükemmel organizasyonlarını hayranlıkla izlerken, düzenlenen basın toplantılarındaki ambiyansın bir parçası olmanın gururunu yaşadım.

Bir Galatasaraylı olmama rağmen, 53 yıl sonra Kıbrıs topraklarına basan Fenerbahçe’nin kanımca dünya çapındaki Teknik Direktörü Aykut Kocaman ve ekibinin Kıbrıs’tan geçmesine tanık olduk.

Maç sonrası stad’tan ayrılırken, Kıbrıslı Türkler olarak bu dünya ile bütünleşmenin hazzını yaşarken, kimse kızmasın ama izolasyonlar altında gitikçe çöken KKTC’de, şaka yollu da olsa arkadaşlara “gel de Çetinkaya-Serdarlı maçına konsantre ol” diye şaka yollu sitemde bulundum.

 

ALKIŞLAR AEL LİMASOL’A

AEL-Fenerbahçe maçının diğer bir kahramanı olan AEL cephesi hakkında da bir şeyler söylemek istiyorum. Dünya görüşü olarak, Kıbrıs’ta Barış ve Çözümden yana olan AEL Limasol, iki toplumun yakınlaşması misyonunda yer alırken, 2007 yılında başlattıkları Veteranlar düzeyindeki maçlarda bu işi başarıyle sürdürüken, sporun garip bir cilvesi olarak, Avrupa Kuplarında bir Türk takımı ile eşleşince, bu misyon zirveye vurdu.

UEFA Avrupa Ligi’nde, Fenerbahçe ile eşleşen AEL Limasol, efsanevi futbolcuları Sevim Ebeoğlu’nun çabasıyle Lefkoşa’da oynanan karşılaşmayı, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların bir bütünleşme şölenine döndürdüler.

Başta, başkanları Andreas Sofokleus, İletişim Sorumlusu Plutis Avram ve Kuzey Kıbrıs’a siyaseten sakıncalı olduğu için gelemeyen mütercim dünyalar iyisi çağdaş bir aydın, kendi söylemiyle Gavur İzmirli Hasan Yıldırım, Panikkos Panikkos Papadopoulos ve AEL bayrakları ile tribünleri doduran müthiş AEL taraftarları sizleri ayakta alkışlıyorum.

Bu arada, AEL Limasol’un başına daha üç gün önce geçen Portekizli Teknik Direktör Jorge Costa’nın takımını 48 saatte müthiş bir şekilde değiştiridiğine de tanık olduk. 

 

GÜNEY KIBRIS’A YAĞMUR YAĞMIYOR MU

Bir kısa anekdotum daha var. Geçtiğimiz Salı günü tüm adayı saran sağanak yağmurları özellikle, Kuzey Kıbrıs’a bir felaket kentine dönüştürürken, aynı saatlere sadece birkaç kilometre uzakta Güney Kıbrıs’tan adeta teğet geçti.

Teğet geçti derken, bu yağmurları aynı miktarı Güney Kıbrıs’a da düştü. Zaten, mükemmel olan drenaj sistemi ile şehir hiç etkilenmezken, en çarpıcı örnek, AEL Limasol-Fenerbahçe maçının oynandığı GSP Stadı’nda karşmıza çıktı.

GSP Stadı’na gittiğimizde üç gün bardaktan boşanırcasına yağan yağmura rağmen, stadın zeminin hiç yağmur yağmamış gibi durması karşısında hayretle izlerken, bırakın her alanda çökmüş olan Kuzey Kıbrıs’taki dökülen sahaları, milyar dolarlar harcanan ve zemini perişan olan Galatasaray’ın ünlü Arena’sı aklıma geldi. Acaba, yanlış nerede?

 

IRKÇILIĞIN SULARA GÖMÜLDÜĞÜ GECE

AEL Limasol-Fenerbahçe maçının en büyük özelliklerinden biri de, Erman Toroğlu gibi bir meczubun tırmandırmaya çalıştığı bayrak fetişizmiydi.

Buna en güzel yanıtı, bir ucunda Fenerbahçe’nin efsanesi Lefter Küçükandoniyadis, diğer tarafında AEL Limasol’un efsanesi Sevim Ebeoğlu’nun resimlerini içeren pankart ile Fenerbahçe seyircisi verirken, maçtan önce okunan ve statta herkes tarafından alkışlanan “ırkıçılığa karşı olan” mesaj oldu.

Bu pankart ve mesaj, “Irkçılığın sulara gömüldüğü gece” olarak tarihe geçti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 775 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler