1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. GREVLER
GREVLER

GREVLER

Türkiye’nin Kıbrıs İşleri’nden Sorumlu Bakanı, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay içinde bulunduğumuz ortam ve durum açısından önemli bir veri. Sadece Atalay’ın bu göreve atanması, adada bulunması bile, vesayet sorunun açık sonucu aslında

A+A-

 

 

Türkiye’nin Kıbrıs İşleri’nden Sorumlu Bakanı, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay içinde bulunduğumuz ortam ve durum açısından önemli bir veri.

Sadece Atalay’ın bu göreve atanması, adada bulunması bile, vesayet sorunun açık sonucu aslında.

Yardım Heyeti ve Elçilik pozisyonu üzerinden yapılan eleştiriler artık Beşir Atalay’ın göreve atanmasıyla çok daha farklı bir boyuta taşınmış bir kez daha meşrulaştırmıştır, vesayeti.

Sayın Atalay, son derece aktif olarak çalışıyor. Özellikle son günlerde doğrudan açıklamaları da dikkat çekiyor.

Atalay son açıklamasında, aslında hükümetin açıklaması gereken birçok konuya değinerek, Türkiye’nin devlet ajansına çalışma programını anlatıyor.

Özelleştirmelerden, kamunun disiplin altına alınmasına, sosyal güvenlik yasasından yeni mali protokole kadar birçok konuda detaylar veriyor.

Bunu yaparken de Türkiye’nin eksilmeyecek ulvi yardımlarını ağız dolusu telaffuz etmekten geri durmuyor.

Anlaşılan yeni protokolle ilgili çalışmalar başlamış. İ

İlgili tarafların bu sürece katıldıklarına ilişkin bir bilgimiz yok. Sayın Atalay bunu açıklamadı!

Belli ki Sayın Bakan hükümetin özelleştirme karnesinden de oldukça memnun!

Ne diyor;

“K-PET özelleştirildi, çok da ciddi bir kaynak elde edildi. Sırada Ercan var!”

Yani özelleştirmeler iyi para ediyor, Atalay’a göre!

Açıktır ki, hükümet çizilen program çerçevesinde hareket etmeye devam edecek. Özelleştirmeler başta olmak üzere hedeflenen yasal değişiklikler konusunda da bir geri adım söz konusu değil.

Zaten attığı imzanın gereğini bir anlamda yerine getirmek durumunda hükümet.

Bunu da Türkiye’nin dayatması olarak kullanarak baskıları bertaraf etmeye çalışıyor.

Tespit edilmelidir ki, süreç içerisinde sendikalar arasındaki dağınıklık ortaya çıkan bu sonuçta son derece etkili oldu.

Hükümet ne yaparsa yapsın, karşısında etkin bir karşı çıkış ya da muhalefet bulamadı.

Şimdi uzun zamandan sonra EL-SEN ve Tel-Sen grevleri ciddi bir birliktelik içinde başladı.

Bakanlar Kurulu’nun yasaklama kararına rağmen, sendikalar ve siyasi partilerin kararlı tutumu bazı anlayışları değiştirebilir.

Muhalefet partileri ile Sendikal Platform grevlere destek beyan ederken, Müteahitler Birliği de destek açıkladı.

Bu birliktelik önemli.

Bir kaşık su için birbirine düşmeden, anlaşılır bir tavır ortaya koymak önemli.

Bu grevin anlamı, hoyrat ve şımarıkça tüketilen kredilerin ardından ilk büyük grev olması. O yüzden başarısı da başarısızlığı da süreç içinde önemli bir etki yaratacak.

Ama bu grevin doğrudan kamusal alanda yaratacağı rahatsızlık da var.

Tarafların kendilerini anlatabilmesi ve yaratacakları sıkıntılar konusunda destek alabilmeleri önemli. Yoksa sınav döneminde bu soğuk günlerde çok da sempatiyle yaklaşılamayabilir grevlere.

Sadece sendikal temelde değil, daha geniş bir yelpazede birliktelik yaratılabilmesi de önemli.

Aksi halde yarın Sayın Atalay, bu grevlere tepki göstererek gerekeni doğrudan kendisi de yapabilir, en azından sendikal haklar konusundaki düzenlemeleri hızlandırabilir.

Konu sadece özelleştirme de değil, toptan cılkı çıkmış bir vesayet sorunudur.

Ve bu belki de gerçekliklerle yüzleşmek için de son şanstır.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1217 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler