1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Grev Halleri
Grev Halleri

Grev Halleri

Geçen hafta El-Sen ve Tel-Sen’in grevleri günlük yaşamı altüst etti. Sendikacılar haklı nedenlerle greve gitti, bunu da çoğu insan takdir etti. Ama, “önce can,sonra canan” misali yurttaşlar isyan haline yaklaşıyordu. Modern hayatın en

A+A-

                                                  

 

 

Geçen hafta El-Sen ve Tel-Sen’in grevleri günlük yaşamı altüst etti.

Sendikacılar haklı nedenlerle greve gitti, bunu da çoğu insan takdir etti. Ama, “önce can,sonra canan” misali yurttaşlar isyan haline yaklaşıyordu.

Modern hayatın en temel ihtiyaçları elektrik akımı ve telefon bağlantısıdır.

Kıbrıslıtürkler, her elektrik kesintisinde gafil avlanır. Herkes hazırlıksızdır. Bunca yıldır, bazan çok uzun bazan daha kısa elektrik kesintisi yaşamış bir toplum, durum normale dönünce her şeyi unutuyor ve ne yapacağını şaşırıyor.

Bir kültürün (elektrik kesintisine alışma kültürü) en az 50-60 yılda oluşabileceği ve Kıbrıslıtürkler’in henüz kültür değişimini tam da gerçekleştiremediğinin örneğidir bu..

                                                                     ****

Nasıl mı? Başkalarından değil önce kendimden örnek vereyim..Şamdanlar hiç bir zaman mumlu ve hazır vaziyette tutulmuyor. Hatta evde mum da kalmamış olabilir. Akülü ışıldaklar şarj edilmemiş halde bulunabilir. Kibrit bulmak bile zor. Bir panik sormayın!Daha komik durum, evde ve iş yerinde güçlü jeneratörler bulunduğu halde çalıştırmayı bilememektir. Bilen birisini bulunca da, jeneratörlerin uzun zaman çalıştırılmaması nedeniyle aküsünün boşalması, benzin tankının kirlenmesi sebebiyle çalışmamasıdır.Bu sefer “varlık içinde yokluk” misali, jeneratöre sahip olmayan insanlar gibi elektrik elde edememektir.

                                                                ****

Elektrik kesintileri sürer gider. Hem evde hem de işte hayat felakete dönüşür.

Evin elektriği gündüz, eczanenin ikindin kesilir. Hiç olmazsa isten eve gidince elektrik bulunur. Dönüşüm biraz işe yarar.

Jeneratör tamircisi aranır, bulunur, birkaç gün sonra tamir edilip getirilir. Tam kontrol edilmeden talep edilen tamir parası hemen verilir. Gerekince jeneratör sokağa çıkarılır ve çalıştırılır. Ama bu sefer içeriye elektrik gelmez. Haydi, yine tamirci aranır..Gelir birşeyler yapar. “Oldu” der. Elektrik gidince çalıştırılır 30 dakika sonra “pat pat” diye sesler çıkar ve çalışması durur. Tekrar gelirler, alırlar giderler..

Elektrik grevinin ilk günlerinde telefonlar çalışıyordu. İnternet bağlantıları aksıyordu.  Daha sonra telefonlar da gitti. Birini kazanırken diğerini kaybediyorduk.

Jeneratörün tamir edilmek üzere yeniden götürüldüğü akşam hükümet ile EL-SEN arasında uzlaşma sağlanır ve hayat normale döner. Tel-Sen de grevi kaldırır. Ohhh!

                                                               ******

                                                   HAYAT VE POLİTİKA

 

Toplumsal ve bireysel yaşamda hayat ve politika iç içedir. Ancak insanlar bu paralel dinamiğin pek  farkında değildirler. Elektriğin, telefonların ve diğer hizmetlerin  evlere iş yerlerine aksamadan gelmesi için, çalışanlar ile yönetenlerin uyumlu  çalışması sonucunda olabileceğini olduğunu bilemezler.

Yalnız halk değil, sendikaların uyarılarını dikkate almayan hükümet de bu işin bilincine varmaz..”Varsınlar eylem yapsınlar, biz bulur buluşturu onların yokluğunu hissettirmeyiz” derler. Hükümetin KIB-TEK ve Telekomünikasyon dairesini “özelleştirime” girişimi bardağı taşıran son damla olur. Kıbrıslıtürkler’in tüm varlıkları elden gidiyor, adamız kolonileşiyor.. Ama diğer yönden bu kurumlar, hükümetin siyasi tavrına göre işletiliyorsa bozulması ve batma noktasına gelmesi mukadderdir. Anlı şanlı oteller, torpilli insanlar, kurumlar elektrik parasını ödemiyor. Bu nedenle dünyanın en pahalı elektriği bizde üretiliyor. Ödemeyenler, ödeyenlerden daha fazla...

                                                                       ******

Bence sendikacılar, özelleştirme sözcüğünden çok ürkmemeli. Sözcükler değil içerik önemlidir. Zaten “özerklik” bazında anlaşmaya varıldı. Öyle bir yapı olmalı ki, hiç kimseye torpil yapılmamalı. Çalışanların örgütleri, Meclise sunulan özelleştirme yasaları konusunda çok aktif olmalılar. Çalışanların şimdi ve gelecek yapılanmada kendilerini ve çalışma ortamlarını güvenceye almaları lazım.

Bu işler, iyi müzakere ve pazarlıkla sağlanabilir. Gerçek siyaset budur.

Bizim ne siyasetçilerimiz ne de sivil örgütlerimiz uzlaşmazlık zamanlarında zıtlaşmak yerine, orta yolu bulacak formüller üretebilmeli. İki taraf da pozisyonlarından geri çekilmeli. Maalesef bizde bu nitelikte insanlar çok az.. Ancak deneye deneye ve eğitim alarak devlet ve sivilde “müzakereci” liderler yetiştirilmeli.

Ancak bu şekilde, çalışanların, sendikaların, ve geniş halk kitlelerinin günlük hayatı sıkıntıya girmez.

Gazetelere yansıyan haberlere göre hükümet ve sendikacılar arasındaki anlaşmayı, eski Çalışma bakanı Türkay Tokel sağlamış. Demek uzlaşma sağlanabiliyormuş..

Bize böylesi, uzlaştırıcı insanlar gerek...

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2272 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler