1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. GÖZLERİMİZİ KAPAYARAK DUA ETMEYELİM!
GÖZLERİMİZİ KAPAYARAK DUA ETMEYELİM!

GÖZLERİMİZİ KAPAYARAK DUA ETMEYELİM!

Öngörü sorunu Ülkemizdeki siyasette ve toplumumuzun bir çok kesiminde büyük bir "öngörü", “yaratıcılık”, proje hazırlama, ve tüm bunları tetikleyen “özgüven” sorunu olduğu gözlemlenmekte ve giderek de etkisini artırarak hissettir

A+A-

 

 

 

Öngörü sorunu

Ülkemizdeki siyasette ve toplumumuzun bir çok kesiminde büyük bir  "öngörü", “yaratıcılık”, proje hazırlama, ve tüm bunları tetikleyen “özgüven” sorunu olduğu gözlemlenmekte ve giderek de etkisini artırarak hissettirmektedir.

Bu ve benzeri sorunların temelinde eğitim sistemindeki plansızlık ve programsızlığın yattığını, bunu da ekonomik bağımlılığın körükleyip siyasette bağımlılığın üst düzeye çıkardığı da ileri sürülebilir.

Ülkemizde karar alma mekanizmalarının tümünde ve başta da siyasette özne olma mücadelesi sürerken, toplumumuz giderek daha da edilgenleştirilmekte ve kaderciliğe teslim olmaya sürüklenmektedir.



Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu


Örneğin siyasal partilerde zaman zaman düzenlenen konferans veya çalıştaylar sonunda belli bir sorun ya da sorunsalla ilgili bir konuya dönük olarak kabul edilen çözüm önerilerinden oluşan bir "eylem plânı" üretmek önemli ve anlamlıdır, ancak yeterli değildir. Geliştirilen böylesi bir eylem planının iyi bir plan olup olmadığını anlamak için onu uygulamaya koymak  gerekir. Peki bir eylem planı nasıl uygulamaya konulacak?


Öngörülerin  sıklıkla gerekli olduğu ekonomi, ekoloji, sosyoloji, eğitim ve sağlık  gibi çok çeşitli alanlarda  simülasyonlar büyük bir önem taşır ve etkin bir rol üstlenir. İnsanoğlu , geleceğin bilinmeyenlerini içeren bir konuda zor ve önemli bir karar verirken; ilk evvela hâyâl eder, yani beyninde bir fotoğraf ve model oluşturur. Vizyon ortaya koyar. Kısacası beyin bir cins simülatör olarak kullanılır.

Ne diyor Peter Drucker bu konuda anımsayalım:

“Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır.”

Geleceği tahmin etmenin en kolay ve en ucuz yolu ise “Simülasyon”dur.

 

Simülasyon tekniği



Simülasyon tekniği zaman ve fazladan enerji harcanmasını gerektirmez ve bu yöntemle yapılan “sınama-yanılgı”  tekniği, olası  olumsuz sonuçları itibarı ile “ölümcül” olmaz; Bu teknikle denenen eylem planı, sonuçları düşündüğümüzde hem daha güvenli hem de daha hızlıdır.


Herhangi bir konuda sahip olduğumuz vizyona ve hayata geçirmek istediğimiz eylem planına bağlı olarak yaratmak istediğimiz geleceğin simülasyonunu kullanabilen, gerçek yaşamda salt sınama-yanılma yoluyla öğrenebilenlerden bir adım öndedir diyebiliriz.



Simülasyon tekniğinin kullanılması yolu ile ekonomik politikalar zenginliğe ya da yoksulluğa doğru giden yönler tespit edilebilir ve tekniği kullanan operatörlere anlaşılabilir  tanımlarla raporlar verilebilir. Bunun yanı sıra, bilgisayarda yapılan her “simulatif”deneme gerçek yaşamdakinden çok kısa bir sürede sonuç verdiğinden tekniğin kullanılması ile zaman ekonomik olarak kullanılmış olur.

Ekonomiye ilaveten örneğin eğitim alanında geliştirilmek ve uygulanmak istenen bir modelin sonuçlarını gerçek yaşamda izleyebilmek en azından 15 yıl gibi bir zaman dilimi gerektirirken, simülasyon tekniği ile yapılacak bir çalışma ile olası sonuçlar, analizler ve değerlendirmeler çok kısa bir sure içerisinde görülebileceğinden nesillerin “kaybedilmesi” söz konusu olmadan eylem planının kullanışlılığı ve faydaları kısa sure içerisinde görülüp geleceğe dönük kararlar daha rahat verilebilecektir.



Unutmamamız gerekir ki, birçok sistem modelleri gibi günümüzde her ülkenin kalkınması için en temel unsurların başında görülen ekonominin de göreceli olarak iyi ve kötü modelleri vardır ve ülke ve toplum koşullarına uyan en iyi modeller bile yalnızca tahminlerden oluşmaktadır.



Simülasyon tekniği ile eylem planı hakkında karar verdikten sonra, denenen model üzerinden sivil toplum örgütlerine, sendikalara, siyasal partilere  ve toplumun en geniş tüm kesimlerine uygun bir "dil" le öykünmek gerekmektedir.



Yok eğer bu yöntemler hayata geçirilmez ve toplumsal öğrenme bu yolla gerçekleşmezse başta siyasal partilerin ortaya koyacağı vizyonlar yeterli olmaktan çok uzak olacağından, özellikle son yıllarda ülkemiz dışından toplumumuza “dayatılan” modeller, ekonomik kriz nedeniyle alınan önlemler ve yaşamın kendi pratiğinin çeşitli araçlarla (ki bunların başında toplumumuzun sosyolojik yapısı ile örtüşmeyen ithal ve farklı milli duygular ve inançlar gelmektedir)  bizlere sunacağı  pratiğin yaratacağı “yeni nizamlar” toplum için mukayeseli olarak daha pratik ve sonuca giden bir yol olacaktır.


 

Kenya Devlet Başkanı Kenu Kenyattu’nun şu ibret verici sözlerini hatırlarsak elimizi çabuk tutmanın ve ortak toplumsal hedeflerimiz doğrultusunda örgütlenmenin gereklerini hayata geçirme konusunda hareketleniriz: .

''Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda ise bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı. ''




 

 

 

Bu haber toplam 1117 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler