1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. GÖRÜŞME SÜRECİ AÇMAZLARI, ÇIKMAZLARI VE B-PLANI…
GÖRÜŞME SÜRECİ AÇMAZLARI, ÇIKMAZLARI VE B-PLANI…

GÖRÜŞME SÜRECİ AÇMAZLARI, ÇIKMAZLARI VE B-PLANI…

Greentree2 buluşması, Kıbrıs sorununda görüşme sürecinin tıkanıdığının anlaşılması ile sonuçlandı. Şu anda yaşanan süreç, BM’nin bunu ilan etmesi için bazı çalışmalar ve girişimler daha yapma ihtiyacı ile ilgilidir. Durumu bu aşamaya getiren tarafla

A+A-

 

 

 

Greentree2 buluşması, Kıbrıs sorununda görüşme sürecinin tıkanıdığının anlaşılması ile sonuçlandı. Şu anda yaşanan süreç, BM’nin bunu ilan etmesi için bazı çalışmalar ve girişimler daha yapma ihtiyacı ile ilgilidir. Durumu bu aşamaya getiren taraflar, bu süreçte, BM’nin ihtiyacını giderecek son göstermelik çalışmaları yapacak olan figüranlardır.

Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun Özel Temsilcisi Kudret Özersay, bir gazeteye verdiği demeçte, bundan sonrası için akıl yorduklarının ipuçlarını verdi. Özeersay, “federasyonla buraya kadar, bundan sonrası için B-planı” dediğinde Eroğlu’nu temsil ettiğine göre, doğal olarak bölünme anlaşılıyor. Gerçi Özeresay, “taraflar birlikte bir B-planı” bulsun da dedi ama, buradan da muradın Çekoslovakya örneğinde olduğu gibi tarafların uzlaşmalı ayrılığını kastettiği anlaşılıyor. Bunlar önyargı da olabilir, ama bildik Eroğlu politikaları bunları üretiyor.

Sürecin tıkanmasının unsuru Kıbrıslı tarafları temsil eden ve gerçek vizyonları federasyon olmayan liderlerdir.

Eroğlu çapraz oyu kullanarak statüko korumacılığını başarmıştır. Bu durumu değiştirebilecek olan Kıbrıs Türk barış güçleridir. Ancak onlar da, enerjileri iç konulardaki yoğun ama dağınık eylemlerde verimsiz bir şekilde tükenmekte olduğundan, görüşme süreci ile ilgili tavır alacak  derman bulamıyor. CTP-BG çabalıyor ama sadece onunla olacak olsa, çoktan sonuç alınırdı.     

Hristofias, Ulusal Konsey’inin her şeyi reddeden kararı ile gittiği Greentree2 görüşmesinde, her şeyi tıkama başarısını göstererek Bürgenstock’taki Papadopulos rolünü oynadı.; dönüşünde de BMGS Ban’ın gündeme aldığı çok taraflı konferansın gerçekleşmesini engellemek için ortaya koyduğu önkoşullarla da Denktaş modelini çizdi. Rum tarafında Hristofias’ın bu durumunu değiştirebilecek bir sivil toplum hareketi yok, ana muhalefet partisi DISY lideri Anastasiadis de alışagelmiş ‘çözüm yanlısı’ tavrından istifa etmişe benziyor.  

Liderler düzeyinde olsun, halklar düzeyinde olsun, tarafların birbirine karşı güven duymadığı bir gerçek. Bu güvensizlik doğal olarak görüşme masasına da yansıyor. Evet, Eroğlu Kıbrıs adasındaki mevcut statükonun koruyucusudur, ancak bir de hak verilmesi gereken durum var… Hade Eroğlu bir sabah kalktı ve “çözecem be bu sorunu” dedi… Açtı kartlarını, açtı sürecin önünü, Kıbrıs Türk halkının vermeye tahammül edebileceği her şeyi koydu masaya, Hristofias’dan da alabileceğini aldı ve ortaya iki liderin uzlaştığı bir anlaşma metni çıktı. Peki, Bu Hristofias’ın bu anlaşma metnine Güney’in referandumunda ‘Evet’ çıkaracak gücü ve itibarı var mı? Yok… O zaman, Eroğlu ve Kıbrıslı Türkleri temsil eden kim olursa olsun, niye tüm kartlarını açsın; nasıl olsa şimdiki Rum lider gidici, gelecek olanla devam edecek olan görüşme sürecine de kaynak bırakmak gerek… Dolayısıyla, Kıbrıs Türk tarafının böyle de bir açmazı var…

Hade Hristofias bir sabah kalktı ve “yeter artık bu Ulusal Konsey’e, kliseye; çözecem be bu sorunu” dedi. Açtı kartlarını, açtı sürecin önünü, Kıbrıs Rum halkının vermeye tahammül edebileceği her şeyi koydu masaya, Eroğlu’ndan da karşılık bekledi. Bu Eroğlu’nun Hristofias’ın verdiklerine karşılık bir şey vermesini beklemek, ölü gözünden yaş beklemeye benzer… Hristofias da bunu biliyor?!. Eroğlu’nun derdinin statükonun devamı olduğuna göre, o da Denktaş gibi, önüne bomboş kağıt koysalar ve “istediğin anlaşmayı yaz da imzalayalım” deseler, kağıdı yırtacak… O zaman, Hristofias ve Kıbrıslı Rumları temsil eden kim olursa olsun, niye tüm kartlarını açsın; şimdiki Kıbrıslı Türk liderin gitmesini bekleyecek, gelecek olanla devam edecek olan görüşme sürecine de kaynak bırakacak… Dolayısıyla, Kıbrıs Rum tarafının da böyle bir açmazı var…

Bu aşamada bir B-planı mı gerek? Hem de Özersay’ın dediği gibi birlikte bir B-planı mı?! Evet, birlikte bir B-planı… Kıbrıs sorununa en gerçekçi ve sürdürülebilir çözüm olan Federasyon modeli, ona inanmayanların elinde ulaşılmamış bir hedef olarak öksüz ve yetim çocuk gibi ortada kaldı. Ve onlar, federasyonun doğru çözüm olmadığı yönünde de bir sonucu hem halklarına hem de üçüncü taraflara benimsetmeye çalışıyor… Dolayısıyla B-planı yapmanın zamanı gelmiştir.

Mevcut açmazları ve çıkmazları değiştirmek ve federasyon çözümüne ulaşmak için yapılabilecek tek B-planı var: Vizyonları farklı, statükolarını seven ve korkularına yenik bu liderler ve ekipleri çareleri tükettiğine göre, bu liderlerden kurtulmak ve iki tarafta da federasyona gerçekten inanmış, kaçak güreşmeyen cesur liderlerin gelişini hazırlamak ve hatta hızlandırmak…     

Kıbrıs’ın kuzeyinin ve güneyinin barış ve çözüm güçlerinin uyur-gezer hallerinden çıkıp, birlikte inisiyatif alarak bu B-planını yönetmesi gerekiyor. Federasyon, ona inanmayanların elinde çürütülecek bir tez değildir.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 939 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler