1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Görüşme masası berhava edildi...
Görüşme masası berhava edildi...

Görüşme masası berhava edildi...

İki yıl önce Dr. Derviş Eroğlu cumhurbaşkanı seçildi. Seçilirken söylediklerini unuttu ve “Talat’ın bıraktığı yerden devam” diyerek görüşme masasına oturdu. Masaya oturmadan önce de hem BM’ye, hem de Rum tarafına bu konuda yazılı

A+A-

 

 

İki yıl önce Dr. Derviş Eroğlu cumhurbaşkanı seçildi. Seçilirken söylediklerini unuttu ve “Talat’ın bıraktığı yerden devam” diyerek görüşme masasına oturdu.

Masaya oturmadan önce de hem BM’ye, hem de Rum tarafına bu konuda yazılı güvence verdi.

Masaya oturdu ve özel temsilcisi Kudret Özersay ile birlikte görüşme yapmaya değil, masayı ortadan kaldırmaya dönük adımlar attı.

O günlerde ben dahil az sayıda köşe yazarı ve politikacı bu yönde eleştiriler yöneltti.

Hatta bir ara neredeyse suçlanır olduk. Kimi dostlar “siz boşuna konuşuyorsunuz, Eroğlu talimatı aldı, gereğini yapıyor, görmüyor musunuz çözüme gidiyoruz, Türkiye hükümeti için imzayı Eroğlu’nun atması daha yararlıdır, hem burda, hem de Türkiye’de karşı çıkanlar azalır” demekteydiler.

Bense BM Genel Sekreteri’nin düzenlediği her zirvede iki lideri de fırçaladığını, bunun işlerin iyi gitmediğinin işareti olduğunu ve giderek görüşmelerin bir anlamı olmayacağını söylemekteydim.

Sonuç tam da bu oldu.

Görüşme masası berhava edildi.

Görüşmeler bitti.

Görüşmelerin bittiği ilan edilmedi ama bittiğini herkes biliyor.

BM de biliyor.

AB de biliyor.

Rum tarafı da biliyor.

Türk tarafı da biliyor.

Ve herkes görüşme masasını terkedenin Eroğlu olduğunu da biliyor.

Eroğlu “eğer Genel Sekreter 1 Temmuz’dan önce uluslararası konferans çağırmayacaksa, çıkmazı ilan etsin ve herkes kendi yoluna desin, bunu yapmazsa 19 Nisan 2012’den sonra görüşmenin bir anlamı yoktur” diyerek masadan kalktı.

Kimi köşe yazarları hala bu gerçeği görmek istemiyor.

Rum tarafı “ben hazırım” diyor. Hatta “1 Temmuz’da başlayacak AB dönem başkanlığı sırasında da görüşürüm” diyerek yeni bir adım da attı.

BM Genel sekreteri’nin özel temsilcisi Downer de “bu Kıbrıslıların görüşmesidir, eğer bir taraf çekilirse elbette görüşme olmaz, taraflar isterlerse ben hazırım” diyerek masadan kalkanın kim olduğunu da işaret etti.

Arkasından BM Genel Sekreteri “bu aşamada uluslararası bir konferans çağırmam için iç konularda yeterli ilerleme sağlanamamıştır. Greentree 2’de de belirttiğim gibi iç konular halledilmeden uluslararası bir konferans çağırmam mümkün değil” diyerek son noktayı koydu.

O günden bu yana neredeyse 3 ay geçti.

Görüşme kalmadı.

Taraflar artık görüşmüyor.

Brejnev dönemindeki Sovyetler Birliği gibi “sallayın treni da gidermiş gibi yapalım” misali liderlerin temsilcileri arada biraraya geliyordu.

Kudret bey nedeni anlaşılmayan biçimde istifa etti, bu da bitti.

Downer yeniden adaya geliyor.

Downer’in ziyareti sonucunda yeni bir görüşme süreci başlar mı?

Sanmıyorum.

Bu aşamada, hele Rum tarafının AB dönem başkanlığına hazırlandığı bu günlerde bu mümkün görünmüyor.

Ben Downer’in iki tarafa da “görüşme masasının açık olduğunu ve BM’nin de kalınan yerden devam etmeye hazır olduğunu” hatırlatacağını düşünüyorum.

Buna Hristofyas’ın yanıtı hazırdır. Hristofyas tereddütsüz her koşulda kalınan yerden devam etmeye hazır olduğunu tekrarlayacaktır. Hatta AB dönem başkanlığının bir şans olduğunu ve bu pozisyonunu da kullanarak Türkiye ile iyi niyetle görüşebileceğini ve bazı başlıkların açılmasını da sağlayabileceğini söyleyecektir.

Benim asıl merak ettiğim Eroğlu’nun ne söyleyeceğidir.

Eroğlu Nisan’daki pozisyonunu tekrarlayacak mı?

Yoksa hiçbirşey olmamış gibi yeniden görüşmeye başlayabileceğini söyleyecek mi?

Bu önemlidir. Çünkü lider, hele de görüşmeci lider ofsayta düşmez. Önceden bazı şeyleri görebilmesi gerekir.

Hele BM Genel Sekreter’ine ne yapacağını, ya da ne yapması gerektiğini söyleyecek kadar ileri gider ve sonra da Genel Sekreter bunun tam tersini yaparsa o zaman iki defa düşünmesi gerekir.

İki yılda geldiğimiz yer hiç de iç açıcı değil.

Çok değil sadece 2 yılda Türk tarafı duvara tosladı. Referandumdan sonra uzun yıllar suçlu sandalyesinde oturmaya mahkum olan Rum tarafı ilk kez yeniden nefeslendi.

Şimdilik en azından suçlu sandalyesini birlikte paylaşır olduk. Yakında onlar kalkacak ve çözüm için herşeyi yapmış olan biz Kıbrıslı Türkler yeniden o sandalyeye mahkum olacağız.

Eroğlu başardı.

2 yılda Görüşme masasını berhava etti.

Ne diyelim seçim zamanı “nasılsa talimatlar Türkiye’den gelir, Talat da aynı, Eroğlu da” diyerek Eroğlu’nun seçilmesini sağlayan sözde çözüm yanlıları kına yaksınlar.

 

  

     

   

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 812 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler