1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Göçün Arafında: LONDRALILAR
Göçün Arafında: LONDRALILAR

Göçün Arafında: LONDRALILAR

“Lonralılar”... Kıbrıs Türk Toplumu’nun göç verdiği denizaşırı yerlerden biri olan İngiltere, yoğun olarak Londra; bu ada’da yaşayan dededen gelme Kıbrıslılardan daha fazladır. Göç etmek zorunda kalanlar, Göçertilenler... ister eko

A+A-

 

 

“Lonralılar”... Kıbrıs Türk Toplumu’nun göç verdiği denizaşırı yerlerden biri olan İngiltere, yoğun olarak Londra; bu ada’da yaşayan dededen gelme Kıbrıslılardan daha fazladır. Göç etmek zorunda kalanlar, Göçertilenler... ister ekonomik olsun isterse siyasi. Bir insanın, ailenin göç yollarına düşmesi; yüzyıllardır popülasyon dolaşımının ilk örneği olarak gösterilmektedir. İşte “Londralılar” dediğimiz ve bu ada’nın toprağından, bu adanın kanından doğmuş insanlarımızın kimisine göre 2. Vatanı, kimisine göre 1., ama en kötüsü “vatansız” duygusunun da hakim olabileceği bir yaşamı kabullenmek durumunda kalanlar...

Osman Balıkçıoğlu abimizin yeni yayını; “LONRALILAR”... çok sevdiğim insanlardan biridir Osman Balıkçıoğlu. Kitabının önsözünü okurken, “Araf” kelimesi geldi aklıma. Araf; Arapça bir kelimedir ve “kum tepesi” demektir. Ama yüklendiği anlam Kur’andan gelme; Cennet ile Cehennem arasında kalmaktır. Günahlar ve sevaplar eşit olunduğunda insan böyle bir yerde durdurulurmuş. Ne ordasın ne burda misali...Önsözü kaleme alan Artun Gökşan’ın şu sözleriydi beni bu kelimeye yönlendiren:

“Londralılar. Londra’da yaşayan ya da yaşamak zorunda kalan Kıbrıslı Londralılar. Londralı mıdır, yoksa Kıbrıslı mıdır onlar? Kıbrıslılıklarını korumaya, ona sıkı sıkı sarılmaya çalışırken yoğruldukları Londra yaşamında yepyeni bir kimlikle ortaya çıkan Kıbrıslı Türk ‘Londralılar’ onlar...”

“Kıbrıslı Türk Lonralılar”... bu “tanımlamayla” ilk kez karşılaştım ve belki de Londra’da yaşamlarını sürdüren Kıbrıslı Türklerin bugünkü tanımı tam da bu olabilmektedir.

Balıkçıoğlu abimiz; günümüzde özellikle bizim memlekette büyük bir rağbet gören ve tarihin geçekliğini ortaya koyan, “resmi tarihe” bir nebze “dur” diyen, “sözlü tarih çalışmaları” kapsamına giren “LONDRALILAR”la, ve yaşanmışlıkları hakkında gerçek bir bilgiyi sunuyor bizlere. Kulaktan dolma anlatılanlarla, uzaktan bakmalarla zaman zaman suçladığımız/suçlandığımız, zaman zaman kırdığımız/kırıldığımız, anılarımıza gömdüğümüz bu insanlarımızın “gerçek anlamda” neler yaşadıklarını, neler hissettikleri anlama şansını elde ediyoruz. Uzaktan gazel okumayı seven bir yanımız var vesselam. Hem oradan hem buradan. Toplum olarak belki de daha bir önemsememiz gereken bir konudur içimizdekileri ve dışımızdakileri gerektiği kadar anlama,tanıma.

Kıbrıs sorunu denen illetin oturduğu Trafalgar Meydanı ile Sarayönü Meydanı dışında, çok önemli bir sorunun farkına varılmalıdır: dünyanın her yanına dağılmış olan Kıbrıslı Türklerin birbirleriyle kurabilecekleri bir iletişim ağı. Böylesi bir “ağ” olmadığı sürece herkes, kendi bulunduğu ülkenin penceresinden bakarak kendine özgü Kıbrıslılığı, umudu, eleştirileri, beğenileri, kırgınlıkları, mutlulukları, sadece gördükleri alan içerisinde değerlendirerek yaşamalarına devam edeceklerdir. Halbuki toplumsal konsensus, anlayışın birinci maddesi bence “kendini bir diğerinin yerine koyma becerisidir”. Yani “Empati”...

Osman Balıkçıoğlu abimiz; daha önceleri kalema aldığı ve okurlarımızla buluşturduğu “Bizim İnsanımız Bizim Lefkoşamız”daki akıcı uslubunu, değindiği konulara katmış olduğu yorumlarla, en detay bilgileri bile bizimle paylaşımındaki yöntemini, aynı şekilde “Londralılar” kitabında da sürdürüyor. Bir roman ahenki içerisinde orada yaşayan insanlarımızı yakından tanıyor, yaşanan olayların sosyal-kültürel, politik boyutlarını da görmemize olanak sağlıyor. Aslında Lefkoşa’dan Londra’ya devam eden bir izdüşümler demeti. Kıbrıslı Türklerin göç halleri. Ada’ların kaderidir dense de, ben hiç alışamadın bu “kadere”.

Eline, kalemine, yüreğine sağlık Osman abimiz...nam-ı diğer, “Aliko ile Caher”’in CAHER’i...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 931 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler